DOLAYLI YALANCILAR
Ravide bulunması gereken vasıflara tamamen sahip olmayışları veya dikkatsizlikleri sebebiyle affedilmez hatalara yol açmışlardır. Samimi de olsalar peygamber’le hiç bir ilgisi olmayan sözleri O’na nisbet etme durumuna düştüler. İbnu Hacer yalanın kasıtlı olması veya olmaması arasında bir fark görmez.[47][48] İbnu Salah (643/1245) bu tür salanlara şibhu’l-mevzuu der.[49] en-Nevevi (676/1277) ve Bedrüddin İbnu Cemaa’da[50] bu görüştedir.
Kitapları kaybolan veya yanan bazı raviler, sonraları, yazılı herhangi bir metne bakmaksızın hadis rivayet ettiler. Dindar olmalarına rağmen hafızalarının kendilerini aldatması sebebiyle, bazan müsned bir hadisi merfu veya mevkuf bir hadisi müsned olarak rivayet ettiler, bazen de senedleri veya hadis metinlerini birbirine karıştırdılar. [51] Kabu’l-Ahbar’ın (35/655) ‘HalaKa’llahu’t-Turbete yevme’ls-Sebti’ sözünün Ebu Hureyre’den Merfu olarak rivayet edilmesi gibi.[52]
Bu tür yanlışlıklar sebebi ile bazı mevkuf hadislerde mezu zannedildi. Örneğin Halid ibnu Ma’dan (104/722) ın bir sözü Muaz ibnu Cebel tarafından rivayet edilen merfu bir hadis olarak tanıtıldı, bu nedenle de mevzu sayıldı. Bu örneğin yer aldığı el-Mavsili’nin kitabında bu tür mevzu sayılan mevkuf haberler toplanmıştır.[53]
Sika veya çok dindar olarak bilinmelerine rağmen, hayatlarının sonuna doğru hafızalarını kaybetmeleri sebebiyle hadisleri birbirine karıştıranlar oldu. Yaşlandıkları zaman, kendilerinden hadis rivayet etmelerini isteyenlere cevap vermeye kalkmışlar, temyiz kabiliyetlerini kaybetmeleri yüzünden sahih hadisleri mevzu olanlarla karıştırarak, pek çok hatalara yol açmışlardır.
Muhaddisler katında itibarlarını yitirdiler. Şafii fakihi Kadı Abdullah ibnu Muhammed ibnu Ca’fer (315/927) yaşlandığı zaman bu duruma düşmüş, bütün kitapları da gözünün önünde yakılmıştır.[54] İbrahim ibnu Huseym, Ahmed ibnu Ebi’l-Kasım ibnu Sünbüle (619/1222) nin akıbetleri de böyle oldu.[55]
İyi olarak tanınan kimi raviler, maksatlı olarak kendilerine sunulan ve ‘bu hadis senin rivayet ettiğin hadislerdendir, al rivayet et’ diye telkin edilen sözleri alıp nakledebilmişlerdir. Örnek olarak Yahya ibnu Hassan (208/823) verilir. İçinde İbnu Lehia (174/790) nın rivayet ettiği hadisler bulunduğu söylenerek kendine takdim edilen bir kitabı alıp baktıktan sonra , derhal İbnu Lehia’nın yanına gidiyor ve rivayet edebileceğine ihtimal vermediğini söyleyerek kitabı ona gösteriyor.
Bunun üzerine İbnu Lehia’nın verdiği cevap şöyle: ‘Ne yapayım bana bir kitap getiriyorlar, bu hadisler senin hadislerindir, al, diyorlar, ben de onları rivayet ediyorum.’[56] İbnu Lehia’nın kendisi 400 hadis uydurduğunu ağlayarak itiraf eden bir ihtiyarla karşılaştığını anlatır.[57]
Bazı ravilerin bozuk fikirli oğulları, komşu veya katipleri, uydurdukları sözleri onların kitaplarına karıştırmışlar, onlar da emin bildikleri bu yalancıların sözlerini tefrik edemeyerek kendi rivayetleri imiş gibi nakletmişlerdir.[58] Abdullah ibnu Muhammed ibnu Rabia (3.asır), Hammad ibnu Seleme (167/783)[59], Ya’la ibnu el-Eşdak (2.asır),[60] rivayetleri arasına katılan uydurmaların farkına varamayanlardandır.
Taliblerine hadis yazdırmakta olan meşhur muhaddis Şerik (177/793) ‘Haddesena el-A’meş an Ebi Süleyman an Cabir an Nebi a.’ diyerek hadisin senedini söyledikten sonra , taliblerin yazmasını beklemek maksadıyla bir süre susuyor. Bu sırada orada bulunan veya henüz içeri girmekte olan Sabit ibnu Musa’yı (229/843) görüyor.
Biraz şakacı olan Şerik, abid ve zahidliği ile bilinen Sabit’in yüzüne bakıp gülerek ‘ Men kesuret salatuhu bi’l-leyli hasune vechuhu bi’n-Nehar ‘ diye latife ediyor. Sonra senedini okuduğu hadisin metnini söylüyor: ‘Ye’Kudus’ş-Şeytanu ale Kafiyeti re’si ehadikum’ Sabit ise, Şerik’in kendi hakkında söylediği bu sözleri, yukarıdaki isnadla söylenmiş merfu bir hadis zannederek öyle rivayet etmiştir.[61] Bu rivayet İbnu Mace’de yer alır.Bilahare bazı hadis hırsızları onu başkalarına da mal etmişlerdir. Ebu Hatim (354/965)[62] ve Ukayli (323/934)[63] bu rivayeti tenkid ederler. İbnu Hibban (354/965) ve İbnu Hacer (852/1447) ise mezvu değil, müdrec kabul ederler.[64]
|