islamirc.net

islamirc.net: Forums


islamirc.net :: Başlığı Görüntüle - Hidayetin kaynağı yalnız ALLAH'tır
 
 

Hidayetin kaynağı yalnız ALLAH'tır


Sayfa 1, 2  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    islamirc.net Forum Ana Sayfası -> Akaid
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
ubeyde
Yeni Üye
Yeni Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 26 Nisan 2006
Mesajlar: 1

Teşekkür sayısı: 0
Kendisine 0 tşk.edildi



MesajTarih: Cmt Nis 29, 2006 11:45 am    Mesaj konusu: Hidayetin kaynağı yalnız ALLAH'tır Alıntıyla Cevap Ver

İnsanı iki cihanda azîz olma mertebesine çıkaran iman, Allahu Teâlâ’nın “Hâdi” isminin tecellisidir. O (cc) dilemedikten sonra kimse kimse için hidayete vesile olamaz.

Allahu Teâlâ’nın insana bahşettiği en büyük nimet, akıldır, ondan sonra iman gelir. Bu hususta, Hz. Hasan’ın (ra) şöyle güzel bir kıssasını hatırlayalım:

İran’dan gelen bir heyet Hz. Hasan’a üç kilo altın hediye getirir. Heyet daha oradayken bir dilenci gelir, yardım talep eder. Hz. Hasan ona, “Üç sual soracağım, bilirsen bu üç kilo altın senin olsun.” der ve sorar: “En büyük nimet nedir?” Dilenci cevap verir: “Akıl...” “Akıldan sonra?...” “İman...” “İmandan sonra?” “Sıhhat-i beden...” “Ondan sonra?” “Say sayabildiğin kadar. Allah’ın nimeti bitmez...”

Bu cevap üzerine Hz. Hasan, “Al bu üç kilo altın senin olsun.” der.

İman, akıldan sonraki en büyük nimet ve bu dünyadaki en muhteşem güzelliktir. Ama nasıl bir iman?.. Allah’a iman, ama Allah’ı bin bir ismiyle, sıfatlarıyla, Zât’ına mahsus ve bizim anlayamayacağımız hal ve fiilleri ifade eden şuunatıyla birleyerek iman... Allah’ın gönderdiği bütün peygamberlere iman.... O’nun bütün kitaplarına iman... Bütün kütüb-ü mukaddeseyi de nesheden Kur’an’ı Azimüşşan’ın bütün hükümlerine iman... Bedenle yeniden haşrolup diriltileceğimize iman. Peygamber Efendimiz’i (sas) peygamber kabul etmeyen, Kur’an-ı Kerim’i hak kitap bilmeyen, haşri kabul etmeyenlerinki iman değil, inkârdır ve bundan dolayı Kur’an’ın ifadesiyle ebedî cehennemliktirler.

İman Allah vergisidir. İman öyle bir nurdur ki, bir insanın içine girdiği anda, bütün âlemi bir tek Zât’ın (cc) tasarrufunda görür. Bu âlemi ebedî âlemin numunesi olarak müşahede etmeye başlar. Hâdi isminin tecellisinden gelen iman öyle bir güzelliktir ki, insan o iman sayesinde bütün âlemi bir idamhâne olarak görmekten kurtulur. Hâdi isminin tecellisiyle kalbine gelen iman sayesinde, bütün kâinatı ebedî saadete akım yapıp giden bir misafir olarak görmeye başlar.

İmansız ise, her yeri mevcudatın başının kesilip atıldığı bir mezbaha olarak görür.

İmanlı bir kimse, kendini Allah’ın aziz bir misafiri, âlemin sultanı olarak; imansız ise kendini dünyanın en dertlisi, en aptal mahluku olarak görür.

İnsanı iki cihanda azîz olma mertebesine çıkaran iman, Allahu Teâlâ’nın “Hâdi” isminin tecellisidir. “Hâdi” ismi Allah’ın bir ismidir. Cenab-ı Hak güzeldir, kemaldedir. O’nun sıfatı olan, “hidayet vermek sıfat” var. O güzeldir. Hâdi O’nun ismidir. O isim de çok güzeldir. Fakat hidayet vermek sıfatı nerede tecelli ediyor? Güzelliği nerede görünüyor? Hidayet bir kalbe girdiyse, imanla... Bu imanın mükafatı nedir? Cennet... Kim cenneti yapmışsa, hidayeti o veriyor. Hidayet ki İlâhî bir tevfikle kalbe gelip giriyor. Onun cüz’î bir fiili nerede başlıyor? İnsanda. İnsan iradesini kullanır, batılı haktan ayırır. Kur’an ve sünnetten gelen bütün emirlerin ve yasakların Allah’tan geldiğine inanır ve bunları kabullenir. İşte iman budur.

Peygamber Efendimiz (sas) Allah’tan ne getirmişse hepsine iman ederiz. Buna iman denir. Bunun tercümanı da “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resulullah” “kelimesidir. Bu kelimenin lafzan tekrarlanması dünyevî münasebetlerde tesirlidir. Kalben tasdik ise insanı cehennemden kurtarır.

İman bir güzelliktir. Öyle bir güzelliktir ki sahibini cennette sultan eder. İnsana ebedî bir gençliği kazandırır. İnsanı ebedî bir saadete götürür. Bu tevhid kelimesinin o kadar güzelliği var ki, sebepleri araştır bakalım, hangi şey imanı verebilir?.. “İnneke lâ tehdi men ahbepte velâkinnellahe yehdi men yeşâ...” İlâhi hükmünü hatırlayalım. Hâdi ismine âzamlık mertebede kim mazhar olmuş? Resul-i Ekrem (asm)... Cenab-ı Hak O’na mealen ne diyor: “Ey Habibim, senin en sevdiğin kişi ve sana en fazla menfaati dokunan Ebu Talip seni korudu, muhafaza etti. Seni Peygamber olduğun için korumadı. Kardeşi oğlu olduğun için korudu. Sen ona kesin olarak hidayet veremezsin.”

Selam ve dua ile ...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
zeydiyye
Konuşkan Üye
Konuşkan Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 20 Ocak 2006
Mesajlar: 1934

Teşekkür sayısı: 5
Kendisine 18 tşk.edildi



MesajTarih: Cmt Nis 29, 2006 12:47 pm    Mesaj konusu: Re: Hidayetin kaynağı yalnız ALLAH'tır Alıntıyla Cevap Ver

ubeyde demiş ki:
Resul-i Ekrem (asm)... Cenab-ı Hak O’na mealen ne diyor: “Ey Habibim, senin en sevdiğin kişi ve sana en fazla menfaati dokunan Ebu Talip seni korudu, muhafaza etti. Seni Peygamber olduğun için korumadı. Kardeşi oğlu olduğun için korudu. Sen ona kesin olarak hidayet veremezsin.”


insanları anlamak cidden zor...

sadece bir tek ravi zincirine dayanan hadise güvenirek ebu talib (ra) ı müşrik yapmakla ellerine ne geçer anlamıyorum.hadi bari ehlibeyt rivayetlerine inanmıyosunuz, ehlibeyt imamlarının naklettiği hadisler sizi bağlamıyo bari birazcık mantıklı olun ve insafla düşünün...

öyle bir müşrik düşünün ki hayatı boyunca hayatı pahasına resulullahı koruyacak,savunacak,onunla birlikte eziyet çekecek, sürgüne gönderilecek... Exclamation

neymiş efendim peygamber olduğu için değilde yeğeni olduğu için korumuş...resulullah ebu lehebin yeğeni değilmiydi? o niye resulullahı korumadı..aksine en büyük düşmanlığı etti..

ebu süfyan mekke fethedildikten sonra ibn abbasın bari müslüman olda canını kurtar demesiyle kılıç zorula iman etmiş görünne birisi olmasına rağmen lafa gelince hz dersiniz (ra) dersiniz..ki ebu süfyan resulullaha düşmanlık edenlerin en başında yer aldı hayatı boyunca.ama söz konusu ebu talib (ra) olunca o müşriktir...(haşa)

hz hüseyin kerbala da ben resulullahın torunu değilmiyim benden ne istiyosunuz diyince yezidin ordusundan birisi bizim sana olan düşmanlığımız ali bin ebu talibe olan düşmanlığımızdan ötürüdür.çünkü baban bizim atalarımızı hayberde,huneynde,uhudda,bedirde,hendekte öldürdü demiştir..ebu talib hakkında bu uydurma müşrik haberlerininde tek amacı vardır o da hz aliye olan düşmanlıktır.

nasıl ki emeviler kendi soylarını öven hadisler uydurmuşlarsa, kendilerine hilafette rakip olarak gördüğü kişileride karalayan hadisler uydurmaktan geri kalmamışlardır.

sonra diğer bir saçmalıkta neymiş efendim hz muhammed ebu talibin aslında müşrik olduğunu biliyomuş ama azap görmesin diye vücudunun heryerini sıvazlamış. Ama Allah cc ayaklarının altını unutturmuş..oradan azap görecekmiş ebu talib ve beyni kaynayacakmış...hadi anladık ebu talibe iftira atıldı..ya niye resulullaha iftira atarsınız? haşa resulullah allahın hükmüne karşı çıkarak müşrik olduğunu düşündüğü ebu talibin yanmaması için girişimde bulunacak öylemi Question



ZİNDE BAD JEHENNEM BERAY-I ZALİMAN!!!
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
muaz4
Bağımlı
Bağımlı

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 29 Nisan 2006
Mesajlar: 131

Teşekkür sayısı: 0
Kendisine 0 tşk.edildi



MesajTarih: Cmt Nis 29, 2006 9:19 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

SEN SEVDİĞİNE HİDAYET EDEMEZSİN


Müseyyeb b. Hazn (r.a)'den şöyle rivayet edilmiştir:

«Ebu Talib'de ölüm alametleri belirdiği sırada Rasulullah (s.a.s) geldi. Amcasının yanında Ebu Cehil İbn-i Hişam ile Abdullah b. Ebi Umeyye'yi buldu. Rasulullah (s.a.s) Ebu Talib'e:

«Ey amcam! La ilahe illallah de, kıyamet gününde kendisiyle sana şehadet ve şefaat edebileceğim bu kelimeyi söyle» buyurdu. Ebu Cehil ve Abdullah b. Umeyye:

«Ey Eba Talib! Abdulmuttalib'in milletinden yüz mü çevireceksin?» diye bundan menettiler. Rasulullah (s.a.s) amcasına Kelime-i Tevhidi arza devam ediyordu. Diğer ikisi de mütemadiyen o sözlerine tekrar ediyorlardı. Nihayet Ebu Talib bunlara söylediği son söz olarak:

«O (yani ben) Abdulmuttalib'in milleti üzeredir» dedi ve La ilahe illallah demekten çekindi. Rasulullah (s.a.s):

«İyi bil amcacığım! Yemin ederim ki ben hakkında mağfiret dilemekten nehyolunmadıkça her halde Allah (c.c)'dan senin için af ve mağfiret dilerim» dedi. Bunun üzerine Allah (c.c):

«Ne nebinin ne de mü'minlerin, cehennemlik oldukları belli olduktan sonra yakın akrabaları da olsa şirk koşanlar için mağfiret dilemeleri asla doğru olmaz.» (Tevbe: 113) ayetini indirdi. (Buhari-Müslim)


HADİSTEN NE İSTİFADE EDERİZ

1- Rasulullah (s.a.s)'in Ebu Talib'e müslüman olması için sadece «La ilahe illallah'ı söyle» demesinin sebebi, Ebu Talib'in «La ilahe illallah»ın manasını gayet iyi biliyor olmasıdır. Eğer Ebu Talib bunu söyleseydi, manasını kabul ederek söyleyecekti. Zaten orada hazır bulunan Abdullah b. Ebi Umeyye ve Ebu Cehil'in ona şiddetle karşı çıkmaları ve: «Abdulmuttalib'in milletinden yüz mü çevireceksin?» demelerinin sebebi de budur. Çünkü müşrikler de «La ilahe illallah»ın manasını gayet iyi anlıyorlar ve Ebu Talib'in bunu söylemesi halinde Abdulmuttalib'in milletinden (dininden); yani onun yolundan yüz çevirip Allah'ın yolundan başka bir yol tanımayacağını biliyorlardı.

2 - Soy ve ecdad ululamak, müşrikler ve imansızlar için çok önemli bir olgudur. Ve bu ancak sapıkların tuttuğu yoldur. Hadiste de görüldüğü gibi, Rasulullah amcasının müslüman olması için o kadar çaba sarfetmesine karşılık; Ebu Talib'in La ilahe illallah'tan yüz çevirmesi için Ebu Umeyye ve Ebu Cehil'in ona soy ve ecdadını hatırlatmaları yetmiştir. İşte her çağ ve her yerdeki müşriklerin genel karekteri budur.

3 - Hidayet ancak Allah'tandır, islam tebliğcisine düşen görev ise tevhidi, Allah'ın istediği şekilde ve apaçık ifadelerle insanlara anlatmak, ulaştırmaktır. Hakka yönelen ve hakka talib olan kulun kalbine bu dini yerleştirmek ise tamamen Allah'a aittir. Bu nedenle, tevhidi çok güzel ve apaçık anlattığı halde, insanlar yine de kabul etmemekte direniyorsa, bu durumda davetçi ümitsizliğe kapılıp üzülmemeli ve bu nedenle kendisini perişan etmemelidir. Nitekim Rasulullah (s.a.s) -ki o, karakter ve ahlak yapısı olarak insanların en üstünü ve islam tebliğcisi olarak taşınması gereken en mükemmel ve en kusursuz vasıfları kendisinde toplayan yegane insan idi- evet, bu konumdaki Allah Rasulünün; en yakın akrabası, küçüklüğünden beri kendisini gözetip büyüten ve bir baba gibi seven, islam'a karşı hiçbir düşmanlıkta bulunmadığı gibi gerek Rasulullah'ı gerekse islam'ı elinden geldiğince destekleyen Ebu Talib'e tevhidi ısrarla tebliğ ettiği halde, Ebu Talib'in bundan yüz çevirip müşrik olarak ölmesi, hidayetin Rasulullah dahil hiçbir insanın elinde olmadığını apaçık göstermektedir. Bu gerçek karşısında islam tebliğcisi dikkatle düşünmeli, insanlara hakkı nasıl kabul ettireceğini değil, yüklendiği tebliğ görevini en iyi nasıl yerine getireceğini düşünüp her halükarda Rabbi Zü-l Celal'e tevekkül etmelidir.

4 - Bu dinin insan ilişkilerini düzenleyicinde, hisleri ve hedefleri ortak kılan yegane bağ akide bağıdır. Ancak, tevhid bağı ile kenetlenenler bir bütünü oluşturur, bu sistemde. Muvahhidle, müşrik arasında hiçbir bağlayıcı etken yoktur. Zira, onlar apayrı iki safın, iman ve şirk saflarının fertleridir. Akide dışındaki bağlara riayet, ancak dinin emir ve yasaklarına riayet gerçekleştiğinde mümkündür. Ne zaman ki tevhide karşı şirk tercih edilir, saflar belirlenir, akide bağı veya diğer bir bağ seçilmek zorunda kalınırsa, itibar edilecek yegane değer ölçüsü din bağı, inanç bağıdır, ister akrabalık bağları, ister milli ve nesebi bağlar veya tevhid dışında her ne bağ olursa olsun, bu durumda gözardı edilmeye, itibar edilmemeye mahkumdur. Zira, Allah'a karşı isyanda hiçbir değere, hiçbir bağa, hiçbir ölçüye ve hiçbir kimseye itaat yoktur. Allah'a ve Rasulü'ne karşı geldiklerinde -isterse en yakın akraba olsun- hiç kimseye sevgi; müşrik olduğu apaçık anlaşıldıktan sonra -isterse en yakın akraba olsun- hiç kimse hakkında Allah’ tan af dileme; kitab ve sünnetten kaynaklanmadığı müddetçe -isterse en yakın akrabadan gelsin- hiçbir emre itaat yoktur.

5 - Rasulullah (s.a.s)'in Ebu Talib hakkında dua edip mağfiret dileyeceğine dair sözü, henüz o konunun haramlığına delalet eden ayetin inmemiş olmasındandır. Nitekim bu ayetle müşrik olarak ölenler için mağfiret dilenmesi kesinlikle haram kılınmış ve Rasulullah da bundan sonra böyle bir şeye yeltenmemiştir.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
zeydiyye
Konuşkan Üye
Konuşkan Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 20 Ocak 2006
Mesajlar: 1934

Teşekkür sayısı: 5
Kendisine 18 tşk.edildi



MesajTarih: Pzr Nis 30, 2006 3:12 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

1-) Ebu Talib Ali'ye, "Oğlum seçtiğin bu din nedir?" diye sordu. Ali (a.s): "Baba, ben Allah'a ve Resulü'ne iman ettim. Peygamberin elçiliğini tasdik ettim. Allah için onunla namaz kıldım ve kendisine tabi oldum." dedi.
Ebu Talib ise cevap olarak şöyle buyurdu: "İyi bil ki Peygamber seni iyilikten başka bir şeye davet etmemiştir. O halde ona tabi ol.

(Tarih-i Taberi, c.2, s.214)

2-) Şeyh Ebu'l-Futuh Razi, İmam Rıza'dan (a.s) naklettiği üzere Ebu Talib'in yüzük kaşında şöyle bir ifade yer almıştır:
"Rabbim Allah'tır, yeğenim Mühammed peygamberdir.

(Tefsir-i Eb'ul Futuh, c.8, s.417. )

3-) Hz. Ali (a.s) şöyle buyurdu: "Allah'a andolsun ki babam, dedem Abdulmuttalib, Haşim ve Abdulmenaf asla putlara tapmamıştır."
"Onlar neye ibadet ediyordu." diye sorulunca da şöyle cevap verdi: "Onlar Kâbe'ye, doğru ve Hanif din üzere namaz kılıyorlardı.

(Kemal-üd Din, c.9, s.174; Tefsir-i Eb'ul Futuh, c.4, s.210)

4-) İmam Sadık'a (a.s), halkın Ebu Talib'in kafir olarak öldüğünü söylediği hususunda sorulunca, İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu: "Ebu Talib nasıl kafir sayılabilir? Halbuki o şöyle demiştir: Bizim, Muhammed'i de Musa gibi bir peygamber kabul ettiğimizi biliyor musun?"

(el-Kafi, c.1, s.449)

5-) İmam Sadık (a.s) da şöyle buyurmuştur: "Hz. Ali (a.s), Ebu Talib'in şiirlerinin rivayet ve tedvin edilmesini çok severdi ve daima şöyle derdi: Bu şiirleri öğreniniz ve çocuklarınıza öğretiniz. Zira Ebu Talib Allah'ın dini üzereydi. Bu şiirlerde birçok bilgiler vardır.

(el-Hüccet âla-z Zahib, s.130.)

6-) Ebu Talib kardeşi Hamza'ya da Resulullah'a (s.a.a) yardım hususunda şöyle buyurdu:
"Ey Hamza! Ahmed'in dininde sabırlı olmak gerekir. Bu dine yardımcı ol ki, bu sabır sayesinde tevfik kazanasın. Rabbinden hak ile geleni savun. Bu yolda sadık ve azimli ol. Hakkı asla gizleme. 'O' na i'inan ettim' demen beni çok sevindirdi. O halde Allah için Resulullah' a yardımcı ol.

(Şerh-i Nehc-ul Belağa, c. 14, s. 76, el-Hüccet-u Alâ'z-Zahib, s.277.)



ZİNDE BAD JEHENNEM BERAY-I ZALİMAN!!!


En son zeydiyye tarafından Pzr Nis 15, 2007 4:46 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
zeydiyye
Konuşkan Üye
Konuşkan Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 20 Ocak 2006
Mesajlar: 1934

Teşekkür sayısı: 5
Kendisine 18 tşk.edildi



MesajTarih: Pts May 01, 2006 5:34 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

EBU TALİB (RA)'I MÜŞRİKLEŞTİRME ÇABALARI

1-)Bazı rivayetlerde şöyle yer almıştır: "Ebu Talib ölmek üzere olduğunda Resulullah (s.a.a) yanına giderek; "Ey Amca, la ilahe illallah de ki, Allah nezdinde hüccet olsun." dedi. Orada hazır olan Ebu Cehil ve Abdullah b. Ebi Umeyye; "Ey Ebu Talib, sen Abdulmuttalib'in dininden yüz mü çeviriyorsun?" dediler. Ebu Talib de bunun üzerine "Ben Abdulmuttalib'in dini üzereyim." dedi. O zaman da Resulullah şöyle buyurdu: "Ben de nehyedilinceye kadar senin için dua edeceğim. " O zaman da şu iki ayet nazil oldu: "Yakınları bile olsa kendilerine (hak) açıklandıktan sonra müşrik olanlar için Peygamber ve Allah'tan yarlıganma dilemesi (doğru) olmaz. "
"Sen sevdiklerini hidayete erdiremezsin. "


Zeyni Dehlan şöyle yazıyor: "Ahmed b. Hanbel, Tirmizi, Teyalisi, İbn-u Ebi Şeybe ve Nesai'nin Hz. Ali'den rivayet ettikleri üzere bu ayetin nüzul sebebi şuydu ki, insanlar müşrik olan babaları için dua ediyorlardı. Bu yüzden mezkur ayet nazil oldu. Bu hususu açıkça tasrih eden bir hadisi İbn-i Abbas rivayet etmiştir."
Zemahşeri de ayetin Ebu Talib hakkında nazil olduğunu kabul etmiyor ve şöyle diyor: "Ebu Talib hicretten önce ölmüştür. Bu ayetler ise Medine'de nazil olan son ayetlerdendir."


2-)Resulullah'a (s.a.a): "Acaba Ebu Talib'e bir yararın dokundu mu? Zira o seni himaye ediyor ve senin için müşriklere gazap ediyordu" diye sorulunca şöyle buyurdu: "Evet Ebu Talib topuklarına kadar ateşten bir çukur içindedir. Eğer benim şefaatim olmasaydı, muhakkak o cehennemin en derin çukurunda bulunurdu." (Sahih- Buhari, c.5, s.130. )

Seyyid Fehhar'ın naklettiği dört rivayette İmam Rıza (s.a) ve İmam Sadık (a.s) bu hadisi reddetmiş ve onun yalan olduğunu açıklayarak Ebu Talib'in iman etmiş olduğunu söylemişlerdir.
Ebu Talib müşrik olacak ve resulullah şefaat edecek öylemi?
Şefaatin müminlere bile hak olduğunu reddeden kişiler ne hikmetse bu hadis olduğu söylenen sözü dillerinden düşürmezler.

3-) İbn-i Hacer şöyle yazıyor: Eğer Ebu Talib Müslüman olsaydı, Resulullah (s.a.a) cenazesine namaz kılardı."

Tarihle sabittir ki o zamanlar henüz cenaze namazı teşri olmamıştı.
Bü yüzden Resulullah Hz. Hatice için de cenaze namazı kılmadı.


4-) İbn-i Sa'd şöyle nakletmektedir: "Ebu Talib, Resulullah'ın (s.a.a) zamanında vefat etti. Cafer ve Ali ona vâris olmadı. Ama Akil ve Talib ona vâris oldular. Zira Müslümanlar kafirlerden ve kafirler de Müslümanlardan miras alamaz.Bu yüzden Ebu Talib kafirdir.

Bu iddia doğru bile olsa, kafir Müslümana vâris olamazsa da mü'min kafirden miras alabilir. Zira küfür miras almaya engel olur, ama iman engel değildir. Dolayısıyla Ali (a.s) Ebu Talib'e vâris olmuştur. Kaldı ki, Ebu Talib'in kendisi de mü'min idi.

Yani kafir olan oğul, mümin olan babasının mirasına varis olamaz.Ama mümin olan oğul, kafir olan babasının mirasına varis olabilir.



ZİNDE BAD JEHENNEM BERAY-I ZALİMAN!!!
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
MoLLa
Üye
Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 29 Ocak 2006
Mesajlar: 53
Nerden: biryerden
Teşekkür sayısı: 0
Kendisine 2 tşk.edildi



MesajTarih: Prş May 04, 2006 9:15 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

EBU TALİB (RA)'I MÜŞRİKLEŞTİRME ÇABALARI
bu başlık cok ilginc birde allah ona rahmet etsin diye R.A yazmışlar:))) Acık hadis var Ebu talibin cehennemde olduguna dair Peygamberimiz sallallahu alayhi ve sellemmin Annesinin bile cehennemde olduguna dair hadisler var bu yazığınız şeyler sadece akıl yürütmekten ibaret Akılcılık insanı saptıran en büyük etkendir.!!!!!!!!!!!!!!!!

Kim ihlaslı olarak "لا إله إلا الله" derse cennete girer.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
zeydiyye
Konuşkan Üye
Konuşkan Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 20 Ocak 2006
Mesajlar: 1934

Teşekkür sayısı: 5
Kendisine 18 tşk.edildi



MesajTarih: Prş May 04, 2006 11:07 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ENFAL SURESİ : 22 Çünkü yeryüzünde debelenenlerin Allah katında en kötüsü, akıllarını işletmeyen sağır-dilsizlerdir.

YÛNUS SURESİ: 42 İçlerinde sana kulak verenler de vardır. Peki, sağırlara sen mi işittireceksin? Hele bir de akıllarını kullanmıyorlarsa!

MAİDE SURESİ : 58 Namaza/duaya çağırdığınızda onu oyun ve eğlence edindiler. Böyle yaptılar; çünkü onlar akıllarını işletmeyen bir topluluktur.

YÛSUF SURESI: 109 Senden önce gönderdiklerimiz de kentler halkından kendilerine vahyettiğimiz bazı erlerden başkası değildi. Yeryüzünde dolaşmadılar mı ki, onlardan öncekilerin akıbeti nce oldu görsünler. Elbette ki âhiret yurdu sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllarınızı kullanmayacak mısınız?"

TÂHÂ SURESİ : 128 Kendilerinden önceki nesillerden nicelerini helâk etmemiz onları yola getirmedi mi? Onların yurtlarında/barınaklarında dolaşıp duruyorlar. Akıl sahipleri için bunda elbette ibretler vardır!

HAC SURESİ : 46 Yeryüzünde hiç dolaşmadılar mı ki, kalpleri olsun da onunla akıllarını çalıştırsınlar, kulakları olsun da onlarla duysunlar. Şu bir gerçek ki, kafadaki gözler kör olmaz ama göğüslerin içindeki gönüller körleşir.

YASİN SURESI : 68 Kimi uzun ömürlü kılarsak, onu yaratılışta gerisin geri çeviririz. Hâlâ akıllarını işletmiyorlar mı?

ZÜMER SURESİ : 9 Böyle birisi; gece saatlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadet eden, âhiretten korkan, Rabbinin rahmetini uman biri gibi midir? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler eşit olur mu? Ancak gönül ve akıl sahipleri düşünüp ibret alır."

ZÜMER SURESİ : 18 Onlar ki, sözü dinler de onun en güzeline uyarlar. İşte bunlardar, Allah'ın kılavuzladıkları; işte bunlardır, akıl ve gönül sahipleri.

MÜMİN SURESİ : 54 Akıl ve gönül sahipleri için bir yol gösterici, bir hatırlatıcıdır o.

NECM SURESİ : 6 Akıl, güzellik ve güç sahibidir. Doğrulup dikildi.

HAŞR SURESİ : 14 Onlar sizinle toplu halde değil ancak müstahkem kaleler içinde yahut duvarlar arasından savaşabilirler. Onların kendi aralarındaki problemleri/çıkmazları çetindir/ciddidir. Sen onları birlik/beraberlik halinde sanıyorsun, oysaki onların kalpleri darmadağınık/parça parçadır. Böyledir; çünkü onlar akıllarını işletmeyen bir topluluktur.




ayetler akıllarını kullananların mı yoksa aklını kulanmaktan aciz beyinsizlerin mi sapıklıkta olduğunu gayet güzel açıklıyo.


hadislere gelince tabi yaa...hz aliden, imam cafer sadıktan, imam rızadan nakledilen hadislerin ne önemi varki..ebuhureyreden nakledildiyse birde buhari ve müslimde yer alıyosa ohh ne ala tamamdır.o hadis olduğu rivayet edilen sözlerin sıhhatini tartışmak ne haddimize Exclamation

resulullahın annesinin cehennemlik olduğuna dair hadis Exclamation ler varmış. tabi tabi vardır.recm ayetini keçinin yediğine dair hadis Exclamation lerde var.hz musanın azraili tokatlayıp kör ettiğine dair hadis Exclamation lerde var..



ZİNDE BAD JEHENNEM BERAY-I ZALİMAN!!!
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
cemre
Konuşkan Üye
Konuşkan Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 10 Haziran 2006
Mesajlar: 2480

Teşekkür sayısı: 39
Kendisine 20 tşk.edildi



MesajTarih: Prş Hzr 15, 2006 10:06 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver



Ebu Talib, kırk seneyi aşkın bir zaman Allah Resûlü’nü himaye etmiş bir insandı. Efendimiz peygamberliğini ilan ettiğinde bütün Mekke müşrikleri, ilk defa karşılarında aşılmaz bir sur gibi Ebu Talib’i bulmuşlardı. Onu çiğneyip geçmeden Allah Resûlü’ne ulaşmaları mümkün değildi.

Allah Resûlü’nün hatırına bütün sıkıntılara göğüs geren, ihtiyarlık ve yoksulluk gibi sıkıntıların yanında bir de üç senelik ambargo dönemine karşı kavga vermek zorunda kalan Ebu Talib, ölüm döşeğinde ve son nefeslerini vermektedir. Allah Resûlü fırsat buldukça onun yanına gelir ve ısrarla “Lâilâhe illallah” demesini ister ve: “De ki, âhirette sana şefaat edeyim.”der. Ancak o esnada Ebu Talib’in etrafını saran karanlık ruhlu insanlar, onun hidayetine mani olurlar. O, son nefesini verirken: “Abdülmuttalib’in dini üzerine” der ve –Allah bilir- gemiyi kaçırır. Allah Resûlü, hıçkırıklarını tutamaz, hüngür hüngür ağlar ve “Men edilmediğim müddetçe sana istiğfar edeceğim.” der.[ İbn Kesir, el-Bidaye, 3/153]Ancak daha sonra gelen bir âyet, O’nun sinesinde kanayan bu ızdıraptan onu men eder. O artık, Ebu Talip için istiğfar da edemeyecektir; zira âyet şöyle demektedir:

“(Kafir olarak ölüp) cehennem ehli oldukları onlara açıkça belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar (Allah’a) ortak koşanlar için af dilemek ne peygambere yaraşır ne de inananlara.” (Tevbe, 9/113).

O’nun, Ebu Talib’in hidayeti hususunda ne kadar istekli olduğunu en iyi bilen insan Ebu Bekir’dir. Mekke fethinde Allah Resûlü’ne iman ettiğini orada ikrar etmesi ve Resûlullah’ın mübarek elinden tutup musafahada bulunması düşüncesiyle yaşlı babası Ebu Kuhâfe’yi İki Cihan Serverinin yanına getirir. Gözleri görmeyen bu yaşlı insan, iman ettiğini ilan ederken, Ebu Bekir bir köşeye çekilir ve hıçkıra hıçkıra ağlar. Allah Resûlü, niçin ağladığını sorunca da, mağara arkadaşı O’na şu cevabı verir:“Ya Resûlallah, babamın hidayete ermesini çok arzu ediyordum ve işte Allah (cc) ona bu hidayeti nasib etti. Ancak ben, Ebu Talib’in hidayetini, kendi babamdan daha çok isterdim. Çünkü onu Sen de çok arzu ederdin. Fakat ona hidayet nasip olmadı. İşte bunu hatırladım ve onun için ağladım.”[İbn Hişam, Sire, 4/48; Müsned, 3/160; İbn Hacer, İsâbe, 4/116]
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
omermuhtar
Site Admin
Site Admin

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 11 Ocak 2006
Mesajlar: 226

Teşekkür sayısı: 1
Kendisine 2 tşk.edildi



MesajTarih: Prş Hzr 15, 2006 10:28 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

VAH VAH SUSUYORUZ OLMUYOR KONUŞUYORUZ OLMUYOR. BİRİ ALLAHIN AYETİNİ YAZMIŞ.. AYET BU AYET... DİGER HAYIR DER GİBİ SAĞDAN SOLDAN RAVİ GETİRİYOR.. YAHU BU ALLAHIN AYETİ AYETİ.!!!!!!!!! AH BU MÜSLÜMANLAR AHHH İMAN ETMEYEN BİRİNE ZORLAMI İMAN ETTİRÇEKSİN AYETİNE RAĞMEN BUNLAR YAZILIYORSA DEMEKİ MÜSLÜMANLARA KAYNAK OLARAK KURAN DEĞİLDE RAVİLEİRN SÖZLEİR ÖNEMLİ OLUYOR. İŞDE MÜSLÜMANLARIN EN BÜYÜK HATALARI BURADA ALLAHA RAĞMEN RAVİ GETİRMEK BU NE İŞ ALLAH AŞKINA İLLADA SEVEYİM DEME ADINA BU NE CÜRET AYETİ ES GEÇMEK?????? İMAN ETMEDİ ETMEDİGİ HALDE ZORLAMI MÜSLÜMANLIGA SOKACĞIZ? YAPMAYIN BUNU YAW ŞİMDİ OTURUP TÜMD ELİLLERİNİ HEM SİNNİLERDEN HEM Şİİ LERDEN TEK TEK DÖKERİM AMA ZAMANIM YOK HEM DELİL GETİRSEN NE YAZARKİ RAVİMİ BİTMİŞ ÇELİŞKİMİ BİTMİŞ AYET YAZILDUĞI HALDE MUHALEFET OLUNUYORSA EBEDİYYEN SUSMAK LAZIM

Aranızdan çıkmadı adam
Yolunuza hiç ermedi kafam
Kaçamadım oda benim hatam
Sahi Siz Neysiniz Tayyip Paşam?
Vee sildim!!!


Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
zeydiyye
Konuşkan Üye
Konuşkan Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 20 Ocak 2006
Mesajlar: 1934

Teşekkür sayısı: 5
Kendisine 18 tşk.edildi



MesajTarih: Prş Hzr 15, 2006 4:56 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ömer abi o sağdan soldan ravi dediğin ehlibeyt imamlarını kaale almadığınızın farkındayım..yanlız madem ravilere güvenilmeyecek, bu konuda sadece kurana bakılacak, madem Allahın ayeti var bu ayetin ebu talib hakkında indiğinide bi zahmet kurandan gösterinde Allaha rağmen ravi getirmediğinizi göstermiş olun.


ZİNDE BAD JEHENNEM BERAY-I ZALİMAN!!!
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
omermuhtar
Site Admin
Site Admin

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 11 Ocak 2006
Mesajlar: 226

Teşekkür sayısı: 1
Kendisine 2 tşk.edildi



MesajTarih: Cum Hzr 16, 2006 5:05 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

zeyydi bir kere şu ehlibeyit bir tarafa birakip sünni şii hizbi yapmadan gayemizin çerçevesinde konuşalim. kardeşim ne demek kaale almiyorum..olurmu ole saçmalık ben diyorumki allah hüküm vermişsee ümmete susmak düşer kim ayete rağmen yorum deyim getirirse iş sakattır allah muhafaza küfre girer.

ALLAH DİYORKİ. ALLAH VE RESÜLÜ BİR İŞE HÜKMETİKLERİ ZAMAN SİZLERE İŞİTTİK VE İMAN ETTİK DEMEK DÜŞER ... O KADAR DİYOR.!!

aslında bu konu süper bir konu çokda derin konu. çok üstünde konuşulması gereken bir konu ümmetin içler acisi bir durumunu önümüze koyan bir konu işde ben her zaman diyorum "bazen sünnete ve kurana tam uymak için alimlerin görüşlerini terk etmek gerekiyor". allahın ayetine ragmen görüş olamaz zeyydi yanı ayet açık ve net.

alim dediğimiz, insanlar bizden akıl ve ilmi olarak geri oldukları mümkün değil olduğu halde ozaman ansıl alimleirn bazen görüşlerine uymamk lazım demek ne demek bu konu hz ali ile hz osman arasındaki hacc ve umre meselesi gibidir.

Hz osman Halifeliğinde hacca gidenlere kıran haccı yapmalarını tavsiye eder bunun daha çok seveplı hacc görevi olduğuna iştihad eder.
bunu duyan hz ali hayır der. hz peygamber temettu haccı över onu daha çok tavsiye ederdi ben peygambere uyarım deyip temettu hacına niyet eder. şimdi burada bir tartişma sürtüşme görüş ayrılığı gibi bir durum söz konusu gibi duruyor ama olay öyle değil..

hz osmanki kendi iştihadı kend görüşünü yansıtmış. hz ali ise ben peygambere uyacagım deyip peygamber en çok onu tavsiye ederdi kendiside ole yapardı diyerek ben temettu ya niyet edecegim demesi. ilmin güzellikleridir. hz alinin bu çıkışı hz osmana karşi gelmesi demek değildir. hz osman kıran haccının daha sevaplı olması kanısına varması bir incleik düşüncesi kendi görüşü.. peki hz ali ne yaptı. peygamberin daha çok tercih ettigi hacca niyet etmek için osmanın görüşüne uymayıp hz peygamberin görüşüne uydu. alimleirn bazen görüşlerini terk etmek dememden kasit budur........ bu bir iştihad olayıdır ama ebu talipin olayı iştihad gerektirmez doğrudan allahın ayeti ile muhttabiz o yüzden susmak gerek birbirinize dua edin .KARIŞIK ANLATMİŞ OLABİLİRİM ZİRA İŞDEYİM AMA KONUYU DAHA DERİN DÜŞÜNCEDE GÖRÜŞMEK İSTEYNLER VARSA KONUŞALİM?

ÇÜNKÜ ALİMLER BAZEN HATA BAZEN İSABET EDER..

HEPSİDE İYİ NİYETLERİNDEN
VESSELAM

Aranızdan çıkmadı adam
Yolunuza hiç ermedi kafam
Kaçamadım oda benim hatam
Sahi Siz Neysiniz Tayyip Paşam?
Vee sildim!!!


Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
zeydiyye
Konuşkan Üye
Konuşkan Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 20 Ocak 2006
Mesajlar: 1934

Teşekkür sayısı: 5
Kendisine 18 tşk.edildi



MesajTarih: Cmt Hzr 17, 2006 12:26 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

konuyu öyle bir noktaya getirdiniz ki haşa sanki ben bu ayeti inkar ediyorum..

iyide mübarek ben bu ayetin ebu talib hakkında inmediğini sunuyorum, sen hayır apaçık ayet var diyosun..bu apaçık ayetin ebu talib hakkında indiğine nerden karar veriyosunuz? benim getirdiğim raviler sağdan soldan (sizin deyiminizle) sizin ravileriniz nerden? çokmu daha sıhhatli bu kişiler?

abi kendi ağzınla söylüyorun apaçık allahın ya da resulullahın hükmü var iken alimlerin görüşlerine bakılmaz diyosun...doğrudur..peki bu alimler apaçık allahın ve resulün hükmü var iken niye başka görüşlere sahip olurlar?hadi bilmiyolar diyelim..uyarıldıkları halde neden o görüşlerinde ısrar ederler..

hz osman örneğini vermişsiniz mesela.hz osman burada resulullahın hükmüne, tavsiyesine, uygulamasına rağmen başka bir ictihadda bulunması normalmi?hz ali uyardığı halde resulullah başka türlü hac yapmıştır diye hala görüşünde ısrar ediyo bu normalmi?


ZİNDE BAD JEHENNEM BERAY-I ZALİMAN!!!
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
omermuhtar
Site Admin
Site Admin

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 11 Ocak 2006
Mesajlar: 226

Teşekkür sayısı: 1
Kendisine 2 tşk.edildi



MesajTarih: Cmt Hzr 17, 2006 12:54 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

sen yazıdan birşey anlamamışsın SUSUYORUM

Aranızdan çıkmadı adam
Yolunuza hiç ermedi kafam
Kaçamadım oda benim hatam
Sahi Siz Neysiniz Tayyip Paşam?
Vee sildim!!!


Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
zeydiyye
Konuşkan Üye
Konuşkan Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 20 Ocak 2006
Mesajlar: 1934

Teşekkür sayısı: 5
Kendisine 18 tşk.edildi



MesajTarih: Cmt Hzr 17, 2006 4:18 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ben yazınızı gayet iyi anladım da siz benim yazdıklarımı hiç okumamışsınız.


ZİNDE BAD JEHENNEM BERAY-I ZALİMAN!!!
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
davetci
Bağımlı
Bağımlı

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 01 2006
Mesajlar: 229

Teşekkür sayısı: 2
Kendisine 2 tşk.edildi



MesajTarih: Prş Ağu 03, 2006 7:15 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

“(Kafir olarak ölüp) cehennem ehli oldukları onlara açıkça belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar (Allah’a) ortak koşanlar için af dilemek ne peygambere yaraşır ne de inananlara.” (Tevbe, 9/113).


SEN SEVDİĞİNE HİDAYET EDEMEZSİN


Müseyyeb b. Hazn (r.a)'den şöyle rivayet edilmiştir:

«Ebu Talib'de ölüm alametleri belirdiği sırada Rasulullah (s.a.s) geldi. Amcasının yanında Ebu Cehil İbn-i Hişam ile Abdullah b. Ebi Umeyye'yi buldu. Rasulullah (s.a.s) Ebu Talib'e:

«Ey amcam! La ilahe illallah de, kıyamet gününde kendisiyle sana şehadet ve şefaat edebileceğim bu kelimeyi söyle» buyurdu. Ebu Cehil ve Abdullah b. Umeyye:

«Ey Eba Talib! Abdulmuttalib'in milletinden yüz mü çevireceksin?» diye bundan menettiler. Rasulullah (s.a.s) amcasına Kelime-i Tevhidi arza devam ediyordu. Diğer ikisi de mütemadiyen o sözlerine tekrar ediyorlardı. Nihayet Ebu Talib bunlara söylediği son söz olarak:

«O (yani ben) Abdulmuttalib'in milleti üzeredir» dedi ve La ilahe illallah demekten çekindi. Rasulullah (s.a.s):

«İyi bil amcacığım! Yemin ederim ki ben hakkında mağfiret dilemekten nehyolunmadıkça her halde Allah (c.c)'dan senin için af ve mağfiret dilerim» dedi. Bunun üzerine Allah (c.c):

«Ne nebinin ne de mü'minlerin, cehennemlik oldukları belli olduktan sonra yakın akrabaları da olsa şirk koşanlar için mağfiret dilemeleri asla doğru olmaz.» (Tevbe: 113) ayetini indirdi. (Buhari-Müslim)
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    islamirc.net Forum Ana Sayfası -> Akaid Tüm saatler GMT + 3 Saat
Sayfa 1, 2  Sonraki
1. sayfa (Toplam 2 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


 
Copyright © 2005 PHP-Nuke. PHP-Nuke is a free software released under the GNU/GPL
Forumtags