Tembel Temel askerde sabah içtimâsından kaytarıp bir ağacın altına yatar.
Ancak biraz sonra yakalanır. Komutan yanına çağırır.
"Mesleğin nedir? İnşaat kalfaluğu ya-payrum komitanum."
"Ha demek öyle. Peki sen inşaatta yanında çalışan bir işçiyi böyle yatarken yakalarsan ne yapardın?''
Temel fırsatı kaçırmaz:
"Hemen, işine son verir, evuna gönderurdum komitanum."
temel ile dursun bi gün ticaret için yola çıkarlar ikisininde atı vardır.bi gece dinlenmek için bi kervansaraya giderler.atlar karışmasın die birinin kuyruğunu keselim derler ve keserler.bunu duyan görevli diğer atında kuyruğunu keser.sabah bakarlar ikisininde kuyruğu kesik.ne yapalım diyip çıkarlar yola.diğer gece karar verirler birinin kulağını keselim ve keserler.yine görevli dierinide keser ve yine sabah atlar karışır.bunun üzerine diğer gece ne yapalım die düşünürlerken..bi başka adam yanlarına yaklaşır ve sorar ne olduunu bizimkiler anlattıktan sora da önce bi bakar yüzlerine sonra..:
-nie bu kadar uğraşıyosunuz ki..beyazını sen siyahını da sen al olsun bitsin,demiş..
Bir trafik kazası ihbarı alan polisler olay yerine gelirler. Olay yerinde ağızları burunları dağılmış, kafaları kan içinde iki kazazedeyi yerde yatarken görürler. Ancak arabalarda bir çizik dahi yoktur. Polis kazazedelerden birinin yanına yaklaşıp olayın nasıl olduğunu sorar.
Temel:
- Hava sisli idi. Önümü cöremiyordum. Camdan başımı çıkarmış yol çizgilerine bakarak cidiyordum. Haçan bu salak da öyle geliyormuş.
o gune kadar doktor yuzu gormemis olan temel bir gun rahatsizlanir.
koyde doktor bulunmadigindan sehre gitmesi gerekmektedir,fakat temelde sehre gidecek takat yoktur.
agridan kivranmaktadir ve bu arada da cok acayip midesi bulanmaktadir
sonunda temeli alirlar sehre doktora gotururler
doktor temele sorar
-sikayetiniz nedir?
-efendum ben cimseden sikatci degilum da,
-hastamisiniz?
- ha hasteyum da
-nereniz agriyor?
-ha puram ,karnim agriyor
doktor muayene eder temeli , bu arada temelin de biraz saf oldugunu anlar
-mideniz de bulaniyormu?
-evet toktor bey, hemde coook
-o zaman size mujdeyi vereyim o zaman
-ne mujdesi
-iki aylik hamilesiniz
temel saskin bir sekilde
-uuy yaktin beni fadime, ben sana hep demiyormuydum ustume cikma diye..
Birgün Temel eşeğiyle köyüne dönerken yolda gördügü elma bahçesindeki elmalardan tatmak ister. Bahçeye girer ve eşeğinin üstünde kolayca eriştiği elmalarla bir güzel karnını doyurur. Tam ayrılacağı sırada bahçe sahibi ikisini de görür ve yakalar. Önce bir güzel eşeği döver, ardından da köşede bekleyen Temel'i pataklar. Dayaktan sonra dayanamayan Temel sorar : - Tamam tövdün, anladik ta sana pirşey sormak isteyrum! - Sor bakalım. - Neden önce beni değul de eşeği dövdün ? - Seni önce dövseydim eşek kaçardı da ondan!...
bizim temel bir gun elinde bir çantayla havaalanına geliyor. Havaalanındaki güvenlik alanından geçerken tarama yapan alet alarm veriyor, bunun üzerine güvenlik görevlisi Temel'e soruyor: - Çantanızda ne var Temel: - Kuş yemi var diyor. Gorevli: - O zaman bir daha geçin bakalım diyor ve Temel tekrar geçiyor ama alet yine ötüyor bunun üzerine görevli Temel'e çantasını açmasını söylüyor ve Temel çantayı açınca görevli çantada mücevher, altın, saat gibi değerli şeylerin olduğunu görüyor ve Temel'e soruyor: - Hani kuş yemi vardı çantada? Temel: - Valla ben bunları götürüp kuşun önüne koyuyorum ister yer ister yemez...
Temel duş almaya girer, şampuanı saçlarına boşaltıp ovalamaya başlar. Sırtını keselemeye gelen annesi sorar : - Oğlum kafanı ıslatmıyacak mısın ?.. Temel cevap verir : - Yok anne bu şampuan kuru saçlar izinmiş !..
PASAPORT
Amerika'da zencinin biri, pasaportunu kaybetmiş. Aksilik bu ya, o gün de
Türkiye'ye uçacakmis. Kara kara düşünürken yolda bir pasaport bulmasın mı!
Hemen almış yerden,
bir bakmış ki Leanardo Di Caprio'nun pasaportu. "Ne olursa olsun," demiş ve
şansını denemeye karar vermis. Çıkarmış Leonardo'nun fotoğrafını, kendi
fotoğrafını yapıştırmış. Uçmuş Türkiye'ye. Atatürk Havalimanı'nda görevli
gümrük memuru Temel'in Karşısına
geçmiş.
Temel, almis pasaportu; adamin ismine bakmış:
"Leonardo Di Caprio"; fotoğrafa bakmış ; bir zenci adama bakmış; aynı
zenci.
Birkaç şaşkın bakıştan sonra öbür masaya seslenmiş: "Ula Cemal, bu Titanik batmış mıydı, yanmış mıydı.
Bugün Yarın
Birini döven bir adam hakimin karşısına çıkarılmış,
Hakim sormuş :
- Nerede yaşıyorsun?
- Orda burda...
- Ne iş yaparsın?
- Onu bunu...
- Barda dövdüğün adamı önceden tanıyor musun?
- Söyle böyle...
- Ne demek yani nerden tanıyorsun?
- Ordan burdan...
Hakim artik dayanamamış :
- Anlaşıldı, götürün bu adamı tikin içeri!..
İki jandarma adamın koluna girmiş götürürlerken adam hakime seslenmiş:
- Heeeey bi dakika!.. Ne zaman çıkıcam ben burdan!..
Hakim de ona seslenmiş:
- BUGÜN YARIN!...
Adamın biri falcıya gitmiş. Falcı adama ileride milyonlarca insanın ölümüne sebep olacağını söylemiş. Adam pişmanlıkla dışarı çıkmış ve insanlara acıyarak intihar etmeye karar vermiş.
Tren rayının üstüne yatmış ama o da ne! Küçük bir çocuk da kendini raya atmış, intihar edecek. Adam hemen gidip çocuğu kurtarıyor ve çocuğun ismini soruyor. Çocuk cevap veriyor : " Adolf efendim "
Adam, korkunç bir kazada kulaklarının ikisini birden kaybetmiştir. Bu
alışılmadık durum onu oldukça hassas ve alıngan bir kişi yapmıştır.
Kaza sonucu sigorta şirketinden aldığı rekor tazminat acısını oldukça
hafifletmiş ve ona her zaman hayalini kurduğu işini kurma olanağı
vermiştir.
Gelişmekte olan küçük bir bilgisayar şirketini satın alır.
Ancak hiç yöneticilik deneyimi olmadığını görür ve birini işe almaya
karar verir.
Üç tane aday seçer ve her biriyle tek tek görüşür.
İlk aday oldukça iyidir ve adam onu sevmeye başlar. Derken adaya sorar,
"Bende alışılmadık bir şey görüyor musun?"
Adam yanıtlar,
"Eğer onu kastediyorsanız, kulaklarınız yok."
Adam üzülmüştür, derhal adayı odadan kovar.
İkinci aday, birinciden de iyidir. Konuşmanın devamında adam aynı
soruyu ona da sorar,
"Bende alışılmadık bir durum görüyor musun?"
Aday, "Evet" der, "Kulaklarınız yok!"
Adam üzgün ve kızgın, onu da dışarı atar.
Derken sıra üçüncü adaya gelir.
Üçüncü bizim Temel... Tümünden de iyidir. (tabii ki) Bütün sorulara
mükemmel yanıtlar verir. Adam heyecanla sorar,
"Bende, alışılmadık bir durum görüyor musun?"
Temel, "Evet, kontakt lens kullanıyorsunuz." der.
Adam iyice heyecanlanmıştır,
"Çok iyi! Bu senin zeki biri olduğunu gösterir, nasıl anladın?"
"Ula çok basit" der Temel... "Kulakların olsaydı gözlük takardın!"
Nasa Mars a adam gönderecekmiş. Sadece bir kişi gidebilecek, giden de geri dönemeyecekmiş. İlk aday olan mühendise bu iş için ne kadar isteyeceğini sormuşlar:
- 1 Milyon Dolar demiş ve eklemiş - kızılhaça bağışlayacağım.
İkinci aday olan doktora da aynı soruyu sormuşlar. Doktor:
- 2 Milyon Dolar demiş. - Bir milyonunu aileme bir milyonunu da tıbbi araştırmalara bağışlayacağım.
Üçüncü aday olan Temel aynı soruya
- 3 Milyon Dolar diye cevap verince yetkililer diğerleri bu kadar az isterken kendisinin neden 3 milyon dolar istediğini sormuşlar. Temel yetkililere doğru eğilmiş, kısık bir sesle:
- 1 milyonunu ben alırım, 1 milyonunu size veririm, mühendisi de
Mars a göndeririz.
---------
bunlarda temelsiz..
*Küçük Kayseriliye hocasi sormus :
- Alti kere alti?
- Otuz dokuz.
- Otur, sifir.
Arkadasi sorar :
- Bildigin halde neden otuz dokuz dedin?
- Pazarlik edecektim, anlamadi...
---------
*Erzurumlu kadının kocası ölür.ve ağıt yakmaya başlar:ingilizce bilirdiii,almanca bilirdiii,fıransızca bilirdii,arapça bilirdiii,...... kaynı hemen araya girer:yenge niye yalan söylirsen hiçbirinide bilmirdi.
-i he bilmirdi bilmirdi de gayret edirdi.
(bu olay gerçektir) YakınDır..
sevdiğim! Vera.. hangi çocuğu okşadın,
ellerinle gülden kokular..
dilinde aşk nameleri,
söylesene Vera hangi çocuğun adını andın..
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız