islamirc.net

islamirc.net: Forums


islamirc.net :: Başlığı Görüntüle - ibni sebe ve hilafet
 
 

ibni sebe ve hilafet


Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    islamirc.net Forum Ana Sayfası -> İslami Konular
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
katade
Yeni Üye
Yeni Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 17 Nisan 2008
Mesajlar: 5

Teşekkür sayısı: 1
Kendisine 0 tşk.edildi



MesajTarih: Prş Nis 17, 2008 11:53 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

cemre demiş ki:
işte sen ancak böyle gülersin cevap veremezsin ...

Eğer MÜMİNLERDEN iki topluluk birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltiniz; eğer biri diğeri üzerine saldırırsa, saldıranlarla Allah'ın buyruğuna dönmelerine kadar savaşınız; eğer dönerlerse aralarını adaletle bulunuz, adil davranınız, şüphesiz Allah adil davrananları sever.
Şüphesiz müminler birbiri ile kardeştirler; öyle ise dargın olan kardeşlerinizin arasını düzeltin; Allah'tan sakının ki size acısın.*

HUCURAT 9-10

ayette bak böyle buyurulmus Şüphesiz müminler birbiri ile kardeştirler; öyle ise dargın olan kardeşlerinizin arasını düzeltin; Allah'tan sakının ki size acısın.*

hz aişeyı ashabı lanetleyın demıyor .ve kıyamet gunu gelecek ımamınızın hz aişeye had uygulamasına daır bır emırde yok:)


sana bikaç tane hadis yazacağım oku bkalımda kararını kendin ver

Fasıl:
FEZAİL BÖLÜMÜ
Konu:
Sahabelerden Bazılarının Faziletleri - Hz. Ali (ra)
Kaynak:
Müslim, İman 131, (78); Tirmizi, Menakıb, (3737); Nesai, İman 20, (8,117)
Ravi (r.a.):
Zirr İbnu Hubeyş
Hadis:
Hz. Ali (ra)'nin şöyle söylediğini işittim. "Daneyi açan, canlılan yaratan Zat-ı Zülcelal'e yeminle söylüyorum: Ümmi peygamberim (sav), bana şu hususu garantiledi: "Beni mü'min olan sevecek, münafık olan da bana buğzedecektir."


Fasıl:
FİTNELER HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜ
Konu:
Sahabe Ve Tabiin Arasında Çıkan Kavga Ve İhtilaflar
Kaynak:
Buhari, Fezailu'l-Ashab 30, Fiten 17
Ravi (r.a.):
Abdullah İbnu Ziyad
Hadis:
Hz. Talha, Zübeyr ve Hz. Aişe (ra) Basra'ya yürüyünce, Hz. Ali, Ammar İbnu Yasir ve Hasan'ı (ra) gönderdi. Bu ikisi Kufe'ye yanımıza geldiler ve minbere çıktılar. Hz. Hasan (ra) minberin yukarısında idi. Ammar (ra) da ondan aşağıda idi. Biz onların etrafında toplandık. Ammar'ın şöyle konuştuğunu işittim: "Aişe, Basra'ya yürüdü. Muhakkak ki o, dünyada da ahirette de Peygamber (sav)'in zevcesidir. Ancak Allah sizi imtihan ediyor: Kendisine mi itaat edeceksiniz, yoksa ona (Hz. Aişe'ye) mi? "


Fasıl:
FEZAİL BÖLÜMÜ
Konu:
Sahabelerden Bazılarının Faziletleri - Hz. Ali (ra)
Kaynak:
Tirmizi, Menakıb, (3714)
Ravi (r.a.):
Zeyd İbnu Erkam
Hadis:
Resulullah (sav) şöyle buyurdular: "Ben kimin dostu (mevlası) isem, Ali de onun dostudur."
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
cemre
Konuşkan Üye
Konuşkan Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 10 Haziran 2006
Mesajlar: 2480

Teşekkür sayısı: 39
Kendisine 20 tşk.edildi



MesajTarih: Cum Nis 18, 2008 1:02 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ne demek istedıgını anlamadım ..bu mesajı yazalı seneler olmus ama ben hz aliyi svemıyorum,nefret edıyorum gıbı bir cümle kullandıgımı hatırlamıyorum...

ayrcıa sneın bu mantıgından şu sonucu cıkarıyorum hz ali ile savasanlar hz aliyi sevmeyenlerdır dolayısıyla kafırdırler..o halde burdan hz aişenınde kafır oldugu sonucu cıkıyor öylemı?

ki hz aliye cemel ve siffinekılerın durumu yani mumın olup olmadıkları sorulunca hz ali onlar benim isyan eden kardeşlerimdir demiyor mu?
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
katade
Yeni Üye
Yeni Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 17 Nisan 2008
Mesajlar: 5

Teşekkür sayısı: 1
Kendisine 0 tşk.edildi



MesajTarih: Cmt Nis 19, 2008 7:20 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

cemre demiş ki:
ne demek istedıgını anlamadım ..bu mesajı yazalı seneler olmus ama ben hz aliyi svemıyorum,nefret edıyorum gıbı bir cümle kullandıgımı hatırlamıyorum...

ayrcıa sneın bu mantıgından şu sonucu cıkarıyorum hz ali ile savasanlar hz aliyi sevmeyenlerdır dolayısıyla kafırdırler..o halde burdan hz aişenınde kafır oldugu sonucu cıkıyor öylemı?

ki hz aliye cemel ve siffinekılerın durumu yani mumın olup olmadıkları sorulunca hz ali onlar benim isyan eden kardeşlerimdir demiyor mu?


Hz Ali Kumeyli Mısıra gönderirkende aynen şunu diyor orda iki tahife var birisi din kardeşleriniz,diğeri ise yaradılışta eşleriniz.
Hz Ali ne demek istiyor acaba
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
rai
Yeni Üye
Yeni Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 24 Ocak 2008
Mesajlar: 11

Teşekkür sayısı: 0
Kendisine 1 tşk.edildi



MesajTarih: Cmt May 17, 2008 10:02 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Yahudi öyle bir fitne çıkarmışki hala etkili.
Adam çıkmış 1500 sene önceki hadise yüzünden sahabeye hakaret ediyor sen şimdi o sözleri söyledin diye sevapmı kazanıyosun hayır peki sana hiç hayır getirmediği halde neden O MÜBAREK İNSANLARA hakaret ediyosun cevabı basit ŞEYTANIN VESVESESİ.


Bir rivayet göre Said, Aişe, Zübeyir ve Talha'yı kast ederek: "Öç almanız gereken kişileri develerinizin terkisine bindirerek nereye gidiyorsunuz?" demiş.[16] Ordu "Hav'eb" denilen yere varınca, bölgede yaşayan halkın köpekleri havlayarak bunlara saldırdı. Bu durum karşısında Aişe korkuya kapılarak Muhammed b. Talha'ya bu yerin neresi olduğunu sordu: "Burası neresidir?" dedi. Muhammed b. Talha: "Burası Hav'eb'dir, ey müminlerin annesi!" dedi. Aişe paniğe kapıldı ve feryat etmeye başladı: "Buradan geri dönmek zorundayım." dedi. "Niçin?" dedi. Dedi ki: "Resulullah'ın (s.a.a) eşlerine şöyle dediğini duydum: İçinizden birine Hav'eb'ın köpeklerinin havladığını görür gibiyim. Ey Hümeyra! [kırmızı benizli kadıncık] Sakın bu sen olmayasın."[17] Sonra Aişe devesini yatırdı ve şöyle dedi: "Beni geri götürün. Allah'a yemin ederim ki, Hav'eb suyundan geçecek olan benmişim." Bütün ordu bir gün bir gece Aişe'nin yanında develerini yatırdılar. Abdullah b. Zübeyr Aişe'nin yanına gelerek bu suyun Hav'eb suyu olmadığına dair Allah'a yemin etti. Bu arada bedevîlerden bazı yalancı şahitler getirterek bu suyun Hav'eb suyu olmadığına şahitlik ettirdiler.[18] Bu, İslâm döneminde yaşanan ilk yalancı şahitlik olayıydı.


Allah Hz Aişenin orada Hz Aliye karşı savaşacığını bildiği halde onu ayetle temize çıkardı Cebrail aleyhisselam Peygamberimize herşeyi bildirdiği halde yinede ona karşı sevgisi değişmedi peki siz ne hakla müminlerin annesine söz söylüyorsunuz sizemi kaldı islamı yeryüzüne yayan,Allahın yıldızları arasında geçen hadise hakkında yorum yapmak.
Söylediğiniz sözlerin bedelini öldükten sonra ödeyeceksiniz bizlerde elimizden geldiği kadar sizi men edeceğiz.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
katade
Yeni Üye
Yeni Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 17 Nisan 2008
Mesajlar: 5

Teşekkür sayısı: 1
Kendisine 0 tşk.edildi



MesajTarih: Sal May 27, 2008 1:51 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ALLAH nerde Aişeyi temize çıkarmış bu ayeti yazarmısınız
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Suhaybi
Yeni Üye
Yeni Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 27 Mayıs 2008
Mesajlar: 3

Teşekkür sayısı: 0
Kendisine 0 tşk.edildi



MesajTarih: Sal May 27, 2008 4:52 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Tarihte Abdullah Bin Sebe diye birisi yaşamamıştır. Bu emevilerin arpalarını yiyerek onların gönlünü hoş edip Rasulullahın Ehli Beytini karalamak için yalan rivavyetler uyduran Ömer Bin Seyf adlı bir yalancının düzmeleridir. Bütün hadis ravileri Ömer Bin Seyfin yalancı olduğunda ittifak etmişlerdir. Ömer Bin Seyf yaşamamış hayali binlerce sahabe menkibeside uydurmuştur. Abdullah Bin Saba Masalı Murkaza Askerinin kitabına bakılabilir.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Suhaybi
Yeni Üye
Yeni Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 27 Mayıs 2008
Mesajlar: 3

Teşekkür sayısı: 0
Kendisine 0 tşk.edildi



MesajTarih: Sal May 27, 2008 4:54 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kimsenin sahabilere hakaret ettiği yok. İsim isim belirtmek en doğrusu. Muaviyenin cinayetleri, Amr Bin Asın yalanları, Muğire Bin Şubenin zinakarlığını söylemek hakaret mi? Onlar yapınca Allaha isyan olmuyorda biz söyleyince onlara hakaret mi oluyor.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Suhaybi
Yeni Üye
Yeni Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 27 Mayıs 2008
Mesajlar: 3

Teşekkür sayısı: 0
Kendisine 0 tşk.edildi



MesajTarih: Sal May 27, 2008 4:56 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

katade demiş ki:
ALLAH nerde Aişeyi temize çıkarmış bu ayeti yazarmısınız


Hazreti Aişe annemiz Ümmülmüminin, Hazreti Aliye Karşı giriştiği Cemel vakasında haksız olduğu açıktır. Ancak Hazreti Ali kendisini ihtiramla cemel savaşından sonra Medineye uğurlamıştır. O davranışı hata olsa bile Hazreti Aişe Ümmülmümindir. Allah Teala Nur suresi ile Hazreti Aişeyi temize çıkarmıştır elbette.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mekteb-i Mülkiye
Moderator
Moderator

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 20 Ocak 2007
Mesajlar: 991

Teşekkür sayısı: 51
Kendisine 84 tşk.edildi



MesajTarih: Sal May 27, 2008 5:15 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Allah cc müminlerin annesine atılan zina iftirasından dolayı onu temize çıkarmıştır

rai nin uydurduğu gibi hz ali ile savaşmasından dolayı değil..

ayetleri tahrif etmeyelim inş.

Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder
rai
Yeni Üye
Yeni Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 24 Ocak 2008
Mesajlar: 11

Teşekkür sayısı: 0
Kendisine 1 tşk.edildi



MesajTarih: Pts Hzr 02, 2008 11:17 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Mektebi delalet kardeşim anlayış konusunda zaafın olduğu için öyle anladın,seviyeni belli ettin ayetin savaşla ilgili olduğunu kim söyledi tekrar oku oku oku feraset sahibi müslümanlar bir sefer okusun sen üç sefer oku.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
rai
Yeni Üye
Yeni Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 24 Ocak 2008
Mesajlar: 11

Teşekkür sayısı: 0
Kendisine 1 tşk.edildi



MesajTarih: Pts Hzr 02, 2008 11:32 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Suhaybi eğer canını seviyosan sorumluluk sahibi ciddi bi insansan şu sözlerinden dolayı tövbe et derim yoksa başına gelecek bela yakındır.
Zinakar sürekli zina yapan demek sen bu iftirayı sahabiye attın ne söylediğini bilmeyen dengesiz biri gibi konuşma ağzımızdan çıkan her sözün ağır bi şekilde hesabı sorulacak hemde bu Allahın en çok değer verdiği insanlar hakkındaysa zannediyorsunki sana kimse bişey yapmıyor diye böyle gidecek tekrar söylüyorum fitil fitil getirecekler kimsenin yaptığı söylediği söz yanına kalmıcak sen kalk sahabeye zinakar de tövbe etme sonra seni öldükten sonra bıraksınlar melekler işkence etme konusunda uzmanlar ve acımaları yok kimsenin gözünün yaşına bakmazlar sanane Allah belki affetti onu neden şeytana uyupta hala böyle şeyleri konuşluyosun.

Muaviyenin soyundan gelenlerin yapacağı işleri Peygamberimiz ona bildirmedimi oda izin ver ey Allahın Rasulu hepsini öldüreyim demedimi Peygamberimiz izin vermedi ve herşeyi bildiği halde ona kötü davranmadı sanane kalkmış onun hakkında konuşuyosun.
Ne kadar pervasız bi adamsın sen yazdıklarını okuyunca bedeviler aklıma geliyor.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mekteb-i Mülkiye
Moderator
Moderator

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 20 Ocak 2007
Mesajlar: 991

Teşekkür sayısı: 51
Kendisine 84 tşk.edildi



MesajTarih: Sal Hzr 03, 2008 6:30 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

rai demiş ki:
Mektebi delalet kardeşim anlayış konusunda zaafın olduğu için öyle anladın,seviyeni belli ettin ayetin savaşla ilgili olduğunu kim söyledi tekrar oku oku oku feraset sahibi müslümanlar bir sefer okusun sen üç sefer oku


rai demiş ki:
Allah Hz Aişenin orada Hz Aliye karşı savaşacığını bildiği halde onu ayetle temize çıkardı



ne söylediğinden bile bihaber olan birisi hakkında ben daha ne diyim Smile

Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder
el-Necdi
Üye
Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 25 2006
Mesajlar: 31

Teşekkür sayısı: 0
Kendisine 1 tşk.edildi



MesajTarih: Pts Hzr 09, 2008 12:36 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Klasik tarih, "Abdullah b. Sebe" adinda yahudilikten dönme birinin yasadigini, hilafeti döneminde halki Hz.Osman aleyhinde kiskirttigini, Hz.Ali lehine propaganda yaparak onun hakkinda müfrit inanclar yaydigini, Hz.Osman'in sehid edilmesi ile neticelenen sürecte bas aktör oldugunu söylüyor.

Buna karsin, bazi kimseler, bu "Ibn Sebe Olayi"nin belirli amaclar icin uydurulmus birsey oldugunu, tarihde Ibn Sebe diye birinin yasamadigini savunarak, bu konuda gercegi ortaya koyan bazi kitaplarin yazildigini söylüyorlar.

Ibn Sebe diye birinin yasamis veya yasamamis olmasi, ne demektir, ne anlama gelir ? Tarih ve ondaki olaylari degerlendirme noktasinda bu konu neden önemlidir ?

Ibn Sebe'nin yasamadiginin, onun hakkinda anlatilanlarin uydurma oldugunun kabul edilmesi, bizim icin, müslümanlari fitneye düsüren ve Hz.Osman'in katli ile sonuclanan o talihsiz sürecin bir "yahudi propagandasi" ile olusmus yapay bir muhalefet demek olmadigini, bilakis, Hz.Osman'a karsi müslümanlarin "sahici muhalefet"i neticesinde vukua geldigini benimsemeyi iktiza eder. Klasik tarih, bu kirilma noktasini "Asiler oyuna geldi, propagandaya kapildi, aslinda sorun yoktu" seklinde yorumlarken, Ibn Sebe Olayi'nin olmadigi söylemek, bu tür bir degerlendirmeye imkan vermemekte. Ibn Sebe yoksa, "Halk, hilafetin Hz.Ali'den gasb edilmis olmasina, Hz.Osman'i katledecek derecede karsi cikmis, duruma öfke duymus" seklinde bir yorum gündeme gelmekte.

Ibn Sebe'nin olmadigini söyleyenlerin sözünü ettikleri kitaplar, tarafimdan mütala edilmedi. Haklarinda hicbir sey söyleyemiyorum. Ancak bu konunun hangi cihetten önemli olduguna deginmek, tarihi yorumlamada bizim icin ne gibi sonuclar doguracagina dikkat cekmek istedim.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
serdarim76
Üye
Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 08 Haziran 2008
Mesajlar: 20

Teşekkür sayısı: 0
Kendisine 2 tşk.edildi



MesajTarih: Sal Hzr 10, 2008 12:49 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Gulat’ın Akaidi, Onların Kınanılması ve Abdullah Bin Sebe’nin Lanetlenmesi..

Emir’ul- Muminin Hz. Ali (a.s)’ın bütün şiaları, Allah-u Teala’nın seçkin kullarıdır. Yine Allah-u Subhanehu ve Teâla’ya ve O’nun kulu ve resulü olan Muhammed (s.a.a)’e itaat eden ve Ali bin Ebi Talip (a.s) hakkında Hz. Peygamber’in buyurduğundan başka bir şey söylemeyen kimselerdir. Bizler Hz. Ali’yi Allah’ın salih kulu ve Resulullah’ın da vasisi ve halifesi biliyoruz.
Biz, bu akideden başka bir akideye sahip olan kimseyi kendimizden uzak sayıyor, onu merdut biliyoruz. Örneğin: “Sabaiyye, Hatabiyye, Ğarabiyye, Ulyaviyye, Muhammese, Buzeyğiyye ve İran’ın bazı köy ve şehirlerinde, Musul ve Suriye’de Ehl-i Hak adıyla dağılmış olan... bazı gulat gruplar da vardır.
Bütün şialar bu inançtadırlar, onları kafir, mürtet ve necis biliyorlar; Şia müçtehitleri tüm fıkıh ve “İlm-i hal” kitaplarında Gulat’ı kafirler sırasında zikrediyorlar; çünkü onlar sayısızca bozuk inançlara sahiptirler. Örneğin diyorlar ki: “Ruhani şeyin, cismani halde zuhur etmesi muhal değildir. Nitekim Cebrail “Dehye-i Kelbi” şeklinde Hz. Peygamber’e zahir oluyordu; Hakkın (Allah’ın) hikmeti hekimanesi, zat-ı akdesin beşer şeklinde aşikar olmasını gerektirdi. Bundan dolayı Hz. Ali şeklinde zahir oldu!”
İşte bu yüzden Hz. Ali (a.s)’ın makamını, Hz. Peygamber (s.a.a)’in mukaddes makamından daha yüce biliyorlar. Hz. Ali (a.s)’ın kendi zamanından itibaren, ins-u cin şeytanlarının aldatmasıyla bir grup insanlar bu akideye sahip olmuşlardır. Hz. Ali (a.s)’ın kendisi, Hindistan ve Sudan’dan gelen ve O Hazretin ilahlığını iddia eden bir grup insanlara hayli nasihat etti, bu nasihatlerin bir fayda vermediğini görünce, onların dumanlı kuyularda (tarih kitaplarında kaydedildiği şekilde) öldürülmelerini emretti.
Nitekim bu olayın izahı, “Bihar’ul- Envar” kitabının yedinci cildinde etraflıca zikredilmiştir. Emir’ul- Muminin Hz. Ali ve diğer masum İmamlar (Allah’ın selamı onların üzerine olsun), olara lanet edip kendilerinden uzaklaştırmışlar ve onlardan teberri etmişlerdir.
Yine bizim muteber kitaplarımızda mevlamız Emir’ul- Muminin Ali (a.s)’dan şöyle dua ettiği naklolunmuştur:
“Allah’ım! İsa bin Meryem’in Nesara (Hıristiyanlar)’dan teberri ettiği gibi ben de gulattan beriyim. Allah’ım! Onları daima hor ve zelil kıl ve hiçbirine yardım da bulunma.”
Diğer bir rivayette de Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Hakkımda iki grup insanlar helak olacaktır; oysaki bunda benim hiçbir günahım yoktur): Sevgide haddini aşanlar (yani ifrat ve guluv edenler) ve sevmeyip de geri kalanlar( yani düşman olanlar). Biz, hakkımızda haddimizi aşacak derecede guluv (mübalağa) eden kimselerden, İsa bin Meryem’in Nasranilerden teberri ettiği gibi teberri ediyor ve Allah’a sığınıyoruz.”
Hz. Ali (a.s) yine buyurmuştur ki:
“Hakkımda iki grup insan helak olacaktır: Guluv ederek seven ve buğzederek düşmanlık yapan.”
İşte bu yüzden on iki İmam şiaları, Emir’ul- Muminin Ali (a.s) ve mutahhar Ehl-i Beyti hakkında nazm[62] ve nesir[63] olarak guluv eden, onları Allah ve Resulünün belirlediği makamın dışına çıkaran ve ubudiyet makamından rububiyyet makamına yükselten kimselerden teberri ediyorlar. Böyle bir akideye sahip olan kimseler bizden değillerdir; onlar Gulat ve melunlardandırlar.
Sizler Şia topluluğunu onlardan ayrı bilmelisiniz. Çünkü İmamiyye alimleri, Gulat’ın kafir ve necis olmalarına icma etmişlerdir. Eğer Şia fakihlerinin “Cevahir’ul- Kelam”, “Mesalik” ve diğer kitaplarına, merhum ayetullah Yezdi’nin (kuddise sirruh) “Urvet’ul- Vuska” ve Ayetullah’il- uzma İsfehani’nin ( mudde zılluhu’l- ali) “Vesilet’un- Necat” adlı risalelerine (kitaplarına) müracaat edersiniz, Taharet, Zekat, Nikah ve İrs bablarında müçtehitlerimizin onların kafir ve necis olduklarına dair fetvalarını görürsünüz. Bütün müçtehitlerimiz, onların gusül ve defninde müdahale etmenin, onlarla evlenmenin, Müslüman’ın miras hakkının ve hatta sadaka ve zekatın onlara verilmesinin câiz olmadığına bir fetva vermişlerdir.
Kurtuluş ehli olan Şia fırkası, kelam ve akaid kitaplarında, bu fasit ve kafir fırkadan teberri etmenin her müslümana, özellikle akideleri halis olan şialara farz ve gerekli olduğu geniş bir şekilde delillerle açıklanmıştır.
Gulat’ın reddinde yeteri kadar ayet ve hadis mevcuttur; biz onlardan bazısına deyiniyoruz.
Allah-u Teala, Mâide suresinin 77. ayetinde açıkça şöyle buyuruyor:
“De ki: Ey kitap ehli, haksız yere dininiz konusunda (İsa’yı nübüvvet makamından ilahlık makamına çıkararak) guluv etmeyin (aşırı gitmeyin) ve daha önce sağmış, birçoğunu saptırmış ve dümdüz yoldan kaymış bir topluluğun (Hıristiyan önderlerinin) heva ve heveslerine( istek ve tutkularına) uymayın.”
Merhum Allame Meclisi ( kuddise sirruh) Şia’nın ilim ansiklopedisi olan “Bihar’ul- Envar” kitabının 30. cildinde onlar (gulat)’ın kınanması ve risalet ailesinin onların iddia ettiği şeyden uzak olmaları hususunda çok rivayetler nakletmiştir. Örneğin İmam Cafer Sadık (a.s)’dan şöyle buyurduğunu nakletmiştir:
Bu hadisin manası özet olarak şöyledir:
“Biz, Allah-u Teâla’nın bizi yarattığı ve seçtiği kullarız... Biz mutlaka öleceğiz, durdurulup sorgulanacağız (biz de sizin gibi beşeriz). Gulat’ı seven bize buğzetmiştir; onlara buğzeden bizi sevmiştir. Kafir ve Müfevvize[64] olan gulat, müşriktirler; Allah Gulat’a lanet etsin”.
Yine Şia’nın büyük önderi olan İmam Cafer Sadık (a.s)’dan şöyle buyurduğunu nakletmişlerdir:
“Allah, Abdullah bin Seba’ya lanet etsin; o Emir’ul- Muminin Ali (a.s) hakkında rububiyyet (ilâhçılık) iddiası etti. Allah’a andolsun ki Emir’ul- Muminin Ali (a.s), Allah’ın itaat eden kullu idi. Bize yalan söyleyen kullara yazıklar olsun. Bazı kimseler, söylemediğimiz şeyi bizim hakkımızda söylüyorlar. Biz onlardan teberri edip Allah’a sığınıyoruz. Yine biz onlardan teberri edip Allah’a sığınıyoruz.”
Şia fakihlerinin iftiharlarından olan Ebu Cafer Muhammed bin Ali bin Hüseyin bin Musa bin Babeveyh-i Kummi (kuddise sirruh) “Akaid-i Saduk” kitabında Şia’nın güvenilir ravilerinden, Ehl-i Beyt’in ilmini koruyanlardan ve Hz. Bakır’ul- Ulum ve Hz. Sadık (a.s)’ın ashabından olan Zürare bin A’yen’den şöyle bir rivayet nakletmiştir:
İmam Sadık (a.s)’a, Abdullah bin Seba’nın evlatlarından birisi tefvize inanıyor diye arz ettim. İmam (a.s); “Tefviz nedir?” diye sordular. Şöyle diyorlar diye arz ettim:
“Allah-u Teâla Muhammed ve Ali’yi yarattı, sonra kulların işlerini onlara tefviz etti (bıraktı), derken onlar da yarattılar, rızk verdiler, dirilttiler ve öldürdüler.”
İmam (a.s) bu sözü duyunca şöyle buyurdular:
“Allah’ın düşmanı yalan söylemiştir; döndüğünde Ra’d suresindeki şu ayeti ona oku:
“Yoksa Allah’a, O’nun yaratması gibi yaratan ortaklar buldular da, bu yaratma, kendilerince birbirine mi benzeşti? De ki: “Allah, her şeyin yaratıcısıdır ve O, tektir, kahredici olandır.”[65]
Bu ayet, Alla-u Teala’nın birliğine açıkça delalet etmektedir.”
Zürare şöyle diyor: “Onun yanına döndüğümde İmam (a.s)’ın buyurduğu bu ayeti ona okudum. Bu ayeti okumakla sanki ağzına bir taş atmış oldum, böylece susup kaldı.”
Gulat fırkasını kınamak ve onları lanetlemek hususunda buna benzer birçok rivayetler bizim güvenilir kitaplarımızda yer almaktadır. Avam halkın aldatılmasına sebep olacak sözleri ağzınıza almanız ve adl-i İlahi mahkemesinde muaheze edilmemeniz için bizim sizin alimlerinizin kitaplarını okuduğumuz gibi sizin de Şia alimlerinin güvenilir kitaplarını okumanız iyi olur.
Gulat fırkası tamamıyla bizden uzaktırlar, biz de onlardan uzağız. Zahirde Şialık iddiasında bulunsalar da Allah Teâla, Peygamber (s.a.a), Ali (a.s) ve Al-i evlatları hepsi ve bütün şialar onlardan beri ve uzaktırlar.
Nitekim mevlamız Emir’ul- Muminin Hz. Ali (a.s) Gulatların önderi olan mel’un Abdullah bin Seba’yı üç gün hapsetmiş, tövbe etmesini istemiş, kabul etmeyince lacerem (mecburen) onu ateşe atıp yakmıştır.
Allah aşkına, alimlerinizin taassup ve adet üzere ve geçmişlerine uyarak “Şia mektebinin kurucusu mel’un Abdullah bin Seba’dır” demeleri veya yazmaları utanç verici değil midir? Oysa ki Şia alimleri bu mesele ile ilgili bütün kitaplarında İmamlarına uymuş, Abdullah bin Seba’yı mel’un bilmişlerdir. Binaenaleyh Abdullah bin Seba’ya uyan kimseler de melundurlar. Çünkü onlar gulattırlar; Peygamber (s.a.a)’in Ehl-i Beyti hakkında ifrat yapmaktan uzak durmayan onların takipçileri değillerdir.
Eğer sizin mutaassıp alimlerinizin yazdığı ve diğer kimselerin de körü körüne onlara uyarak toplantılarda söyledikleri gibi mel’un Abdullah bin Seba Şia mektebinin kurucusu ve şialar da onun takipçileri olsaydı, o zaman en azından Şia kitaplarından birinde onu övmüş olurlardı.
Eğer siz Şia alimlerinin kitaplarından sadece bir tanesinde mel’un Abdullah bin Seba’yı methettiklerini gösterirseniz, ben bütün sözlerinize teslim olacağım. Ama eğer göstermeseniz (kesinlikle de göstermezsiniz) o zaman hesap gününden ve adl-i İlahi mahkemesinden korkun ve tertemiz muvahhid şiaları mel’un Abdullah bin Seba’nın takipçileri olarak tanıtmayın ve meseleyi her şeyden habersiz avam halka yanlış aktarmayın.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Bu mesaja teşekkür eden kullanıcılar: katade
katade
Yeni Üye
Yeni Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 17 Nisan 2008
Mesajlar: 5

Teşekkür sayısı: 1
Kendisine 0 tşk.edildi



MesajTarih: Prş Hzr 19, 2008 1:42 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Mekteb-i Mülkiye demiş ki:
rai demiş ki:
Mektebi delalet kardeşim anlayış konusunda zaafın olduğu için öyle anladın,seviyeni belli ettin ayetin savaşla ilgili olduğunu kim söyledi tekrar oku oku oku feraset sahibi müslümanlar bir sefer okusun sen üç sefer oku


rai demiş ki:
Allah Hz Aişenin orada Hz Aliye karşı savaşacığını bildiği halde onu ayetle temize çıkardı



ne söylediğinden bile bihaber olan birisi hakkında ben daha ne diyim Smile


evet rai kim ne söylediğini bilmiyor
sen mi?
yoksa mektebi mülkiye mi?
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    islamirc.net Forum Ana Sayfası -> İslami Konular Tüm saatler GMT + 3 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki
3. sayfa (Toplam 4 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


 
Copyright © 2005 PHP-Nuke. PHP-Nuke is a free software released under the GNU/GPL
Forumtags