Gökhan Özcan abimizin televizyon kanallarının yaptığı bu eşşekliğe! güzel bir tanımı var, ben çok beğendim.. "medyatik şizofreni günleri" buyrun;
Medyatik şizofreni günleri Her yılın bir ayını sessizce medyanın büyük bir kısmının “Gerçekte din nasıl istismar edilir?” örneklemelerini izleyerek geçiriyoruz. Ramazan ayı geldi, yine başladık. Vatandaşın dinle ilgili her türlü davranışını, yüksek ihtimalle aşağılayarak gündeme getiren o gazeteler, o televizyonlar, o radyolar, o internet siteleri, Ramazan'a bir hafta kala başlatıyorlar kampanyaları. Hesapları, Ramazan'la birlikte yaygın biçimde yükselişe geçeceklerine inandıkları dini hassasiyetlerden reyting, tiraj, hit ve reklam devşirmek...
Ramazan ayı boyunca yaptıkları şeyleri, verdikleri promosyonları, başlattıkları yazı dizileri, yaptıkları haberleri değerlendirme dışı tutuyorlar. Yükselen dini hassasiyetlere uygun bir siyasi dil geliştirirseniz, sizi dini istismar etmekle suçluyorlar; ama aynı mantıkla yayıncılık yapınca kör, sağır ve dilsizi oynuyorlar. Yine mesela herhangi bir belediye kendi imkanlarıyla vatandaşı dini bakımdan bilgilendirecek bir yayın bastığında ayağa kalkıyorlar, ama Ramazan ayı boyunca hemen hemen aynı içerikteki kitapları kuponlu-kuponsuz dağıtıyorlar. Evliya menkıbelerini anlatan yazı dizileri yayınlayanlar da var. Oysa aynı şeyi sakallı bir insan yaptığında etrafına “hurafe” anlatmış oluyor. Düne kadar gece kulüplerinde nasıl dağıttıklarını haberleştirdikleri magazin kuşlarının ağızlarından, “Şu yaşımda başımı örteceğim”, “İlk fırsatta umreye gideceğim” gibi çiklet beyanatlar alıyorlar.
Bunun adı medyatik şizofreni...
Ramazan ayı boyunca çeşitli hesaplarla hitap ettikleri bu kitleye aslında sinsice olta attıklarını biliyorlar. Bayramın birinci günü eski hallerine dönüyorlar. Yıllardır böyle bu... Bir ay sonra göreceğiz, bu yıl da böyle olacak. Sorarsanız, medyanın hitap ettiği kitlenin hassasiyetlerini dikkate alması gerektiğinden dem vuruyorlar. İyi ama bu hassasiyetler, mesela güllaç gibi sadece yılda bir ay mı ortalıkta oluyor? Sonra nereye gidiyor?
Dindar bir insan olarak temel beklentim sadece samimiyet... Medya Ramazan ayında da ne ise o olsun. Onların abartılı ve samimiyetsiz gayretleri olmasa da insanlar Ramazan'ı gönül rahatlığıyla yaşayabilirler. Bu sahte pozlara gerek yok. İnsanların hassasiyetleri ve değerleri üzerinden reyting, tiraj, hit ve reklam devşirmeye kalkışmasınlar. Siyasetçilerden istediklerini önce kendileri yapsınlar. Ya da toplumun değerler haritasına bütünüyle sahip çıksınlar, diğer zamanlarda da toplumun hassasiyetlerini dikkate alan bir çizgi izlesinler.
Medyanın Ramazan ayını görmezden gelmesi gerektiğini söylemiyorum, bütün bunları ifade ederken... Elbette medya da Ramazan'ın farkında olmalı, bu farkı ortaya koymalı. Ama köşedeki fırının imsakiye bastırması gibi temiz, samimi, içeriden bir şey olmalı yapılan. Çünkü din alemi ve öte alemi, insanın içini ve dışını kaplayacak kadar büyük bir şey... Bir aya sığdıramazsınız. Dine karşı ya bütün zamanlarda, taraf olarak ya da karşı taraf olarak samimi ve dürüst bir yaklaşım içinde olacaksınız ya da bu rahmet sofralarına el çabukluğuyla tezgâh açmayacaksınız.
Yılda bir ay şizofreni, ruhlarınızda kalıcı hasarlar bırakabilir, ona göre!
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız