Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze. Seni pamuklara yatırıp uyutmak geçti içimden.
O kadar narindi yüreğime yansıyan duruşun. O kadar narin...
Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze. Ben garip bir küçük kız, sana baktım uzun uzun.
Yüzümden döküldü parçalanmış yaşanmışlar. Sen ne kadar erişilmezsen, ben o kadar çukurdaydım.
Sen ne kadar mutmain bakıyorsan dünyaya, ben o kadar eksiktim. Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze.
Parıldayan bir gözlerin, bir parmaklarının ziyneti kıymetli yüzüklerin değildi.
Her şeyinle, nurdu üzerinden damlayan. Ben o damlalardan birine dokunabilsem diye iç geçirirken...
her şey karardı. Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze.
Düşlerin en güzelini en güzel yapan, senin duruşun... bakışın... ve suskunluğundu.
Gökten inen her kar tanesini, her yağmur damlasını taşımakla vazifeli meleklerden biriydin belki...
belki öyle gelmiştin düşüme. Bir rahmet... bir bereket... Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze.
Bir sarkıt gibi dondum yerimde; ne bir adım ileri, ne de geri...
Sen gelmiştin düş senfonime, sen gelmiştin... insan seni görünce belki ne istemesi gerektiğini fark ediyor.
Ben de belki, işte sırf bu yüzden uzandım sana, ‘bir dokunsam’ dedim.
Dedim de öylece kaldım. Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze.
Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze. Biri aldı götürdü beni senden.
Bir evdi belki, bir oda... bir... bir... düş bu Şiraze.
Gerçeğin çizgilerine uymuyor ki. Oturdum bir başıma, gözlerimde sönmeyen ışıltın.
Bembeyazlığınla kalabalıklara yön oldun.
Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze.
‘Yüzünü dökme küçük kız’ dedim kendime. ‘Bırak üzülmeyi’ dedim.
‘Yalnız sen misin bir düşün, unutan sevilmeyi.’ Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze.
Biliyorum, bir kere çıktın karşıma, düş olsa da fark etmez.
Bir kere girdin yüreğime. Biliyorum, ‘her siyahın bir beyazı, gecelerin gündüzü de vardır.’
Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze.
Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze. Yürüdüğüm düş bahçeleri beni sana taşıdı.
Yine de kalakalsam da böyle tek... böyle kimsesiz; dedim, ‘yüzünü dökme küçük kız, kızma onlara.
Buruk bir tadı vardı yalnızlığımın, sen hep kalabalıklar içinde kim?
Ben hep yalnızlıklar içinde kim?Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze.
Dedim kendime, ‘yalnız sen misin bir düşün, zincir oranda buranda.
Her tutsağın bir kaçışı, uykunun uyanışı da vardır.’ Uyansam yitiririm seni ben.
Biliyorum ki, uyansam yitiririm seni ben. Bir daha çıkmazsın karşıma hiç.
Üstelik dokunamadım da o naz ellerine. Ellerin ki belki kurtuluşum...
ellerin ki belki tek umudum... Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze.
Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze.
‘Gördüm düşümden büyük bahçe yok.’ Ve gördüm düşümün en güzel çiçeği sensin.
Kalabalıkların sevdiği, kalabalıkların sende dinlendiği... gecenin aydınlığı sensin.
Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze.
‘Düş’ dedim, ‘görmek istediğim mi?’ ‘Düş’ dedim, ‘geleceğimden bir mektup mu?’
Seni buldum Şiraze, düşte de olsa... İzin ver dokunayım, belki hep kalırım yanında. Gittin...
Hangi yöne? Hangi gemiyle? Yine kalan ben oldum.
Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze. Ve ben, ‘yüzünü dökme küçük kız’ dedim kendime.
‘Yaşamın anlamını bul, sonra dinle kendini yolunu bil’ dedim.
Sen uzaklardan ses veren, bir kere çıkıp karşıma ışıltını da alıp giden Şiraze...
Sen yüreğinin götürdüğü yeri bilen, ben yüreğimin sesini bile duymaktan aciz...
Aramızdaki ayrılıkların dozajının ayrımına varmak ne güç.
Ne güç seni bir kere görüp yeniden bulma ümidiyle yaşamak.
Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze.
Ne kadar güzel, ne kadar derin...
Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze.
Bir dahası olur mu düşlerin? Tekerrür eden düşler de var mıdır?
Geceler midir düşlerin mekanı? Mekansa sınırlar mı seni?
Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze. Vel hasılı...
Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze.
El’an şiraze, gün yüzünü dönerken geceye tırmanıyorum içimdeki Altay’a. Ben hep tırmanıyorum şiraze. Tırmandıkça dikleşiyor yokuşlarım. Annem düşüyor aklıma bir ara. Annem şiraze, hep uzağımda hep uzağımda. “Bir gelse” diyorum, sanki bitecek yorgunluklarım. İşte o an başlayacak evcilik oyunlarım.
El’an şiraze, herkes evine çekilirken sevilmediğimin altını çiziyorum koyu kırmızı bir kalemle. Sevmek de sevilmek de bir türlü içinden çıkamadığım şiraze. Altını çizdikçe belirginleşiyor yalnızlığım. Yalnızlık Yusuf’un kuyusu, içine düşen ben şiraze. Kervanlar bekliyorum, başı belli sonu olmayan. Anlat bana rüyamı, anlat da çözülsün dilim. Söylenmemişleri dizeyim ardı ardına anlasın karşıma çıkanlar taşlar nerelerden sürüklenir gelir. Dünyanın bir ucundan diğer ucuna şiraze. Dünyanın bir ucu diğer ucu, diğer ucu bir ucu şiraze.
bir lâhza durup
lûtf ile
mercanları saçsan
düşse sana kem bakan...
düşse sana kem bakan...
El’an şiraze, memleket büyüyor gözlerimde allı yeşilli, morlu mavili. İçim titriyor, içimden katarlar geçiyor; göğümde beyaz bulutlar, rüzgar desen of be şiraze. Ne aramak, ne özlemek hepsini sil baştan. Sil baştan şiraze. Sildikçe açılacaksın, hayat bir “dur” çekecek. Durmadan bakılmıyor şiraze. Durmadan da üstelik gidilmiyor şiraze. Dur kalk nöbetlerimde ağrılar saplanıyor başımın sol cenahına. Çömeliyorum kıyı köşeye; kıyı köşede sol cenahım azdıkça azıyor. Uyumalıyım. Uyuyup ağrılarımı uyutmalıyım. Bir yol bulup onu atmalıyım ya da satmalıyım, mümkünse fırlatmalıyım.
nazenin olanın halinden
bihaber
açar zakkumlar pembe ve beyaz
“dalmışlar tahayyüle” der
incinir kelebekler...
incinir kelebekler...
El’an şiraze, vakti dayadık vakte vazifeleri unuttuk yine. Gündelik telaşların çemberinde sesimizi yükselttik hiç üstüne. Bir hiç olsa olsa hiçtir işte. Bu ne biçim iştir şiraze. Sevdamın taktığı çelmelerle yara berelenmiş dört yanımdan sızan kanlarda boğulmak üzereyim. Boğulsam sevda mı kalır şiraze? Kalsa da kime kalır şiraze? Vurulmadan önce zamanı durdurmalı, bakmalı iyiden. Vurulmadan önce bir güzel ağlamalı, kurutmalı yaşları dipten. Vurulmadan önce yüreği vurmalı, bitirmeli hepten.
Ben şiraze, her damlada yitişimi izlemedeyim.
Ben şiraze; hep gidenlere, bir türlü gelemeyenlere laf üstüne laf dizmedeyim.
Ben şiraze, her sabah yeni bir ene silmedeyim.
Ben şiraze; hep bir yerde, hep bir yerde beklemedeyim.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız