Tarih: Sal Tem 10, 2007 6:16 pm Mesaj konusu: Ali Şeriati'nin Şehadet Yıldönümü Anısına..
Dirileri mezarda, ölüleri sokakta gördüm.
"Onlar diridirler, fakat siz bunun bilincinde değilsiniz" diyen Kur'an,
bizim yaptığımızdan farklı bir hayat ve ölüm tarifi yapıyor. Kur'an'ın inşa
ettiği tasavvvurun "diri" dediğine, sokaktaki adam "ölü" diye bakıyor.
Siz okurlarımla iki yazıdır buluşamadım. Fakat bunu telafi edecek azıkla
döndüm. Dağarcığımdaki bu azığı sizinle paylaşacağım.
Dostlarıma söylediğim hep şu olmuştur: "Ben hiç ölüleri ziyaret etmedim.
Ziyaretine gittiklerimse, dirilerdi. Asıl onlara ölü diye bakanlar
ölmüştüler."
Şairin "Siz hayat süren leşler sizi kim diriltecek?" dediği cinstendi onlar.
Yaşadıklarını sanıyorlardı. Fakat Allah'ın tarifine göre gerçek ölü onlardı.
Hakikat karşısında sağır, dilsiz ve kör kesilenler, kalbi taş gibi hatta
taştan da katı olanlar, akletmediği için pisliğe mahkûm edilenler... Onlar
için kim kalkıp da binlerce kilometre yol teperdi ki?
Ama mezarlardaki diriler için katlandığımız bunca yol ve zahmete hiç
acımadık.
Fırat nehrinin bereketli sularının doldurduğu Suriye havzasında Süleyman
Şah'ı ziyaret ettik. Halep'ten yaklaşık 150 km. kuzeyde. Türkiye sınırına
yakın bir bölgede. Kimileri onu Osmanlıların atası, Osman Gazi'nin dedesi,
Ertuğrul Gazi'nin babası olarak bilir. Ben orada meskun olanın Anadolu'nun
İslâmlaşmasında emeği geçen üç büyük İslâm komutanından biri (diğer ikisi
Abdullah el-Battal ve Danişmend Ahmet Gazi) olan Kutalmışoğlu Süleyman Şah
olduğuna kaniim. Ömrünü Haçlılar'la savaşa adayan bu zat Haçlıların elinden
Antakya'yı kurtarmıştı.
Yattığı yerden çok şey konuşuyordu işitebilen bir gönül kulağı olanlara.
İslâm topraklarının kaderinin bir olduğunu, bu toprakların suni sınırlarla
birbirinden ayrılamayacak kadar müttehit olduğunu, bunu fark edemeyenlerin
kör olduğunu...
Mezarda gördüğüm diriler içinde beni en çok etkileyenlerden biri de şehit
peygamber Hz. Zekeriyya idi. Her peygamber şehittir. Fakat peygamberler
içerisinde canını imanına şahit kılan baba ve oğul Zekeriyya ve Yahya
peygamberlerin durumu bir başka.
Zekeriyya peygamberin Halep'teki kabri tam anlamıyla manevi bir çekim
merkeziydi. Kişiyi ruh kökünden tutup sarstığına şahit oldum. Allah yolunda
yaşayıp o yolda can verenlerin "diri" olduğunun canlı şahidini görmek
isteyenler Hz. Zekeriyya'yı Halep'te, onun şehit oğlu Hz. Yahya'yı Şam
Ümeyye Camiinde ziyaret etsinler.
Seyyide Zeynep, Kerbela'nın yaşayan şehitlerinin bir numarasıydı. Kardeşi
Hz. Hüseyin gözlerinin önünde şehit edilmişti. Yezid'in emriyle Şam'a
getirilmişlerdi. O da yaşıyor; hem de olanca haşmetiyle. Fakat onlara
dünyayı zından eden Yezid gerçek bir ölü. Kabri var mıdır, varsa nerededir?
Kim bilir, kim merak eder?
İşte ibret vesikası. Zalimlerin ölü, mazlumların diri olduğunun en güzel
delili.
"Ölenler Hüseyin'in yaptığını yaptılar. Kalanlar Zeyneb'in yaptığını
yapsınlar. Bu ikisinin yaptığını yapmayanlara Yezid'in yaptığını yapmak
düşer."
Bu ok gibi doğru ve yaralayıcı sözlerin sahibi Ali Şeriati. O da mezarda
gördüğüm bin diriye bedel dirilerden.
Şah tarafından İngiltere'de kaldığı otelin odasında bir suikastle
öldürüldükten sonra dostlarının müzaheretiyle Şam'a getirilip bir ömür
sancağını taşıdığı mazlumların anası Hz. Zeyneb'in kabrinin yanıbaşına
defnedilmiş.
Müminlerin anneleri Hz. Ümmü Seleme ve Ümmü Habibe de Şam'da medfun. Şam'a
gidilir de Allah Rasulü aşığı Hz. Bilal görülmeden dönülür mü? O mütevazı
kabrine gelenlerin gönül kulağına ezan-ı Muhammedi okumayı sürdürüyor.
Öldükten sonra yaşamanın sırrını haykırıyor. Her şey görene. Köre ne?
Evet bütün bunlar ve daha burada sayamadığım birçok diriyi kabrinde ziyaret
ettik. Ölü sandıklarımız, kendini diri sanan bizlere neler fısıldadı neler.
Ben hiç ölü ziyaret etmedim. Ziyaret ettiklerim hep diriydiler.
Mustafa İslamoğlu YakınDır..
sevdiğim! Vera.. hangi çocuğu okşadın,
ellerinle gülden kokular..
dilinde aşk nameleri,
söylesene Vera hangi çocuğun adını andın..
es-selamu aleykum,
sitenizi dikkatle izliyorum lakin bu forum kosesinde m.islamoglu gibi sia sempatizani ve sunnet muhalifi birinin fikirlerine yer vermenizi bir hayli uzucu buldum.
Ömrümde hiç Şii olmadım. Buna hiç ihtiyaç duymadım. Kendimi mezheple hiç tanımlamadım. Allah bizi Müslüman olarak adlandırdığını Kur'an'da söylüyor:
(Huve semmakumu'l-müslimin: O sizi müslüman diye adlandırdı) Bu bana yetti. İftiracıları Allah'a havale ediyor, onlardan beri olduğumu ifade ediyor, huzur-i ilahide davacı olduğunu beyan ediyorum.
....
MUTA İLE İLGİLİ SORU ÜZERİNE CEVABI...
Evet, buna geçici nikah da denir. Ehl-i Sünnet bunu kesinlikle haram kabul etmiştir. Bu yaklaşım doğrudur.
Şia ise Hz. Ömer'in yasaklamasının bunu haram kılmayacağı sonucuna ulaşmıştır. Oysa ki yasaklayan bizzat Rasulullah'ın kendisidir.
Fakat Şia kaynaklarına bu yasaklama hadisi kendi rivayet zincirleri yoluyla girmediği için bununla amel etmemişlerdir.
Bu cümleler mustafa islamogluna ait..
Kendisi her ne kadar sadece müslümanım dese de bir videosunda ehlisunnet alimlerinin görüşlerini eleştirsede yinede ehglisünnetten oldugunu ve akidesini değiştirmeyeceginbi söylemişti..
Ayrıca kendisine bazı fikirlerindne dolayı katılmasam da birbiriyle çelişen acıklamaları olsada çogu konuda haklı taraflkarının da oldugunu düşünüyorum ,
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız