Tarih: Çrş Nis 30, 2008 2:44 am Mesaj konusu: ALLAH'IN SIFATLARI'NA DAIR - 2
ALLAH'IN SIFATLARI'NA DAIR - 2
- Murat Yazici (?) :
Abdullah el-Necdi'den Alinti :
"1 - Ebu Hanife'nin Görüsü :
'Rabbim gökte midir yoksa yerde midir bilmiyorum' diyen, kafir olmustur. Keza, 'Bilmiyorum Ars gökte midir, yoksa yerde mi' diyen de böyledir. Cünkü Allah; 'Rahman Ars'a istiva etti' buyurmaktadir. Ars'i ise, yedi gögün de üstündedir. Allah'a dua ederken, yukariya yönelinir, asagiya degil. Asaginin, rububiyyet ve uluhiyyet ile bir ilgisi yoktur. Nitekim hadisde söyle rivayet edilir; (Imam bundan sonra "cariye hadisi"ni zikretmistir)."
Bu uzun Vehhabi yazısında Haşviyye taifesinden yapılan bazı iktibaslara ilaveten, çok sayıda saptırma ve yalan var. Yazının tamamını tahlil ve tenkid etmek uzun sürer, ama birkaç misal verirsem, akıl sahipleri için yeterli olacaktır.
İmam-ı a'zam Ebu Hanife'nin el-Fıkhu'l-Ebsat'taki sözü şöyledir:
"Rabbimin gökte mi yoksa yerde mi olduğunu bilmiyorum diyen kimse kâfir olur. Aynı şekilde, "Allah Teala Arş'ın üzerindedir; Arş'ın gökte mi yoksa yerde mi olduğunu bilmiyorum" diyenin durumu da böyledir."
Bakınız, yukarıdaki Vehhabi yazısında adı geçen Ali el-Kari (Molla Aliyyülkari) meşhur eseri Fıkh-ı Ekber Şerhi'nde İmam-ı a'zam Ebu Hanife'nin bu sözü hakkında şu açıklamayı yazmaktadır:
"İmam İzz bin Abdusselâm, Hillu'r-Rumûz adlı kitabında İmam Âzam'ın şu sözünü kaydediyor: (Kim Allah'ın yerde mi gökte mi olduğunu bilmiyorum derse, kâfir olur. Çünkü bu söz, Allah'ın bir mekânı olduğu düşüncesini akla getirir. Allah'ın mekânı olduğunu düşünen kimse ise Allah'ı yaratıklara benzeten kişidir. Şüphe yok ki İbn Abdusselâm alimlerin büyüklerinden biri olup sika (güvenilir) bir âlimdir." (bkz. Fıkh-ı Ekber Şerhi, "Miraç ve Allah'a Mekân İsnadı" kısmı)
el-Bayâdî de İşârâtu’l-Merâm’ında İmam'ın sözünü şöyle îzâh eder:
"Bunun sebebi, kâilin bu söz ile Hâlık-ı Zülcelâl (celle celâluhû)’ya cihet [yön] ve hudud tâyin etmesidir; zîra ciheti ve hudûdu olan her şey bizzarûre mahlukdur. Binâenaleyh bu söz, Allah (celle celâluhû)’ya kusûr atfetmekdir. İlâhî cismâniyyete ve cihete inanan o kimsedir ki, hevâss ile idrâk edilemeyen her şeyin varlığını münkîrdir. Onlar, fevkettabî‘a olan ulûhiyyet cevherini reddederler. Bu da onları kat‘î sûretde îmânsızlığa götürür." (el-Kevserî, Makâlât, s.368-369; nakleden: Yusuf Hanif)
Yine Aliyyülkari diyor ki:
"Allahü Teâlâ'nın cisim olduğunu, mekânı bulunduğunu, Allahü Teâlâ üzerine zaman geçtiğini söyleyen kimse de kâfirdir. Böyle bir kimse için iman hakikati sabit olmamıştır.... Allah bir mekânda değildir. Yukarıda değildir, aşağıda değildir, başka cihetlerde değildir. Allahü Teâlâ üzerinden zaman geçmez. Allah bir şeyin içine girmiş değildir, bir şeyin mahalli de değildir." (Fıkh-ı Ekber Şerhi)
Abdullah el-Necdi'den Alinti :
"Biz ikrar ederiz ki, Allah Teala, ihtiyaci olmaksizin Ars'i üzerinde durmaktadir. Orada istikrari vardir. Ars'i ve Ars'dan baska herseyi koruyan da O'dur. O, yaratilmislar gibi baskasina muhtac olsa idi, bu alemi yaratmaya ve idare etmeye kadir olamazdi. Allah eger buna muhtac olsa idi, Ars'i yaratmadan evvel nerede idi ? Yüce Allah bundan münezzehdir."
Bu tercüme çeşitli bakımlardan arızalıdır, hatalıdır, yanıltıcıdır. Doğrusu şöyledir:
"Allahü teâlâ, kendisi için bir ihtiyaç ve (Arş'ın üzerine) istikrar (yerleşme, mekân tutma) olmaksızın Arş'a istiva etmiştir. O, Arş'ı da diğer mahlukatı da korumaktadır. Eğer (Arş'a ve bir yerde yerleşip mekân tutmaya) muhtaç olsaydı, tıpkı mahluklar gibi alemi yoktan var etmeye ve idareye muktedir olamazdı. (Bir mekânda) oturmaya ve karar kılmaya muhtaç olsaydı, Arş'ı yaratmadan önce Allah teâlâ nerede idi? Yüce Allah bundan münezzehtir." (İmam Ebû Hanîfe, el-Vasıyye, 73.)
Nitekim, Hanefi mezhebi alimlerinden olan muazzez şehidimiz İskilipli Atıf Hoca Mir’atü’l-İslam risalesinde şöyle diyor:
“Mekândan, sağ, sol, arka, ön, alt, üst gibi cihetten ve yerlerde, göklerde bulunmaktan münezzehdir. Binaenaleyh, Cenab-ı Hak her yerde hâzır ve nâzırdır demek, ilm-i ilahisi her şeyi ihata edicidir, demektir. Yoksa zat ve vücudu her yerde hâzır ve nâzırdır, demek değildir. Çünkü buna itikad küfürdür. Cenab-ı Hakkın mekândan münezzeh olduğunu isbat için deriz ki: Mekân, duracak mahal demektir. Bu dünyanın maddesi ve kendisi yaratıldıktan sonra mekân da vücuda gelmiştir. Halbuki dünyanın kendisi ve maddesi [ve yıldızlar ve gökler] ve mekân yokken Cenab-ı hak mekânsız olarak vardı. Madem ki mekân yaratılmazdan evvel Cenab-ı Hak mekâna muhtaç değildi, mekânsız olarak var idi. Mekân yaratıldıktan sonra da ona ihtiyacı yoktur. Binaenaleyh, mekândan münezzehdir.”
* * *
- Abdullah el-Necdi (32) :
Sevgili Murat Yazici kardes,
Alintiladiginiz bölümlerin devamini neden aktarmadiniz acaba ? Sözlerimizin dogru oldugu ortaya cikar diye mi ? Imam-i Azam ne diyor devaminda;
"Allah'a dua ederken yukariya yönelinir, asagiya degil. Asaginin uluhiyyet ve rububiyyet ile bir ilgisi yoktur. Nitekim hadisde söyle rivayet edilir;
Hz.Peygamber, cariyeye sorar;
- "Allah nerededir ?"
- "Göktedir"
- "Ben Kimin ?"
- "Sen Allah'in resulüsün"
Bunun üzerine Resulullah buyurur; "Bu kadini azad edin, o bir mü'minedir"
Sözlerinin devami bu olan biri (Imam), Allah'in gökte olmadigina mi kail ?
Öndört selef aliminin görüslerini naklettim. Daha fazla da nakledebilirdim. Hepsinin kaynaklarini da verdim. Hepsi, Allah'in gökte, Ars'in üstünde oldugunu ifade etmekteler. Bir tek Imam-i Azam degil Allah'in gökte oldugunu belirten. Onlara da cevap verin ki, yarim-yamalak is yapmamis olasiniz.
* * *
- Murat Yazici (?) :
Benim yazdıklarıma cevap vermediğine göre, itirazın yok demektir.
Şimdi burada ilave bir şeyler yazıyorsun. Bu konularda istersen seninle sohbet ederiz. Ama önce sen "Allah Arş'ın üstünde" ve "Allah gökte" ifadeleriyle ne kasdettiğini izah et, sonra devam edelim.
Zira bu iki ifade zahiren çelişkilidir. Bir şey hem Arş'ın üzerinde hem gökte olamaz. "Gökte" derken mekan isnadı değil de başka bir mana (mesela, cihet isnadı) kasdediyorsan, onu yaz.
Not: Bu geçiştirilecek bir konu değildir. Sokaktaki vatandaş, -haşa- "Allah gökte" deyince ne anlar? Mekan olarak gökte bulunan bir ilah olarak algılar. Hıristiyanlar böyle inanıyor. Böyle şeyler (Arapçadan tercüme ederken yanlış anlaşılacak şekilde) yazıp yaymanın vebali büyüktür.
* * *
- Abdullah el-Necdi (32) :
Sevgili Murat Yazici kardes,
bir bu noktaya itiraz ettiginiz icin Siz de herhalde diger hususlari kabul etmektesiniz. Selef ulemasinin görüsleri yukarida aktarildi. Bu nokta müstesna, hic birine itiraz etmediniz. "Hayir, Imam Es'ari böyle dememistir" demediniz. "Imam Malik, Imam Evzai, Fudayl b.Iyaz, vs böyle dememislerdir" demediniz. O halde bunlarin hepsini kabul etmektesiniz.
Benden "Allah Ars'in üstündedir", "Allah göktedir" sözlerini izah etmemi istemissiniz. Iste aramizdaki fark budur sevgili kardesim. Siz, aklinizla herseye vakif olabileceginizi, aklinizi asan konularin bulunmadigini düsünür ve bu nedenle gaybin akli izahini talep edersiniz, ben ise, aklin nakis oldugunu, onu asan meselelerin bulundugunu, aklin haddini bilmesi gerektigini bilirim. Allah'in sifatlari gibi en gayb bir konunun keyfiyeti hakkinda benden izah bekleyen hangi akildir ? Süphesiz fesada ugramis olandir. Selim akil ise, gayb sözkonusu oldugunda "akletme"nin degil, "iman etme"nin geregine inanir.
Ben, Allah kendi kitabinda ve resulünün dilinde kendisi hakkinda ne söylemis ise, onu söylüyorum. Ilk müslümanlarin ve selef ulemasinin yaptigi gibi. Diyorum ki; "O, kendini vasfettigi gibidir". Nasslarda "Ars'a istiva etmistir" dendigi icin "Ars'a istiva etmistir" diyor, yine nasslarda "Göktedir" dendigi icin "Göktedir" diyorum. Burada Allah'i yaratilmislara benzetme varsa, Sizin "Allah bilicidir, isiticidir, görücüdür" demenizde de Allah'i yaratilmislara benzetme vardir. Siz "Allah görür" derken bunu nasil kast ediyorsunuz ki, ben "Allah göktedir" dedigimde bunu nasil kasd ettigimi soruyorsunuz ? Allah elbette ki sanina yakisir bicimde ve de yaratilmislarinkine benzemeyen bir sekilde "görücü" oldugu gibi, yine sanina yakisir bicimde ve de yaratilmislarinkine benzemeyen bir sekilde "gökte"dir.
Allah askina, Siz yazdiklarimi okumadan mi cevaplar vermektesiniz ?
* * *
- Murat Yazici (?) :
Abdullah el-Necdi'den Alinti :
"Sevgili Murat Yazici kardes,
bir bu noktaya itiraz ettiginiz icin Siz de herhalde diger hususlari kabul etmektesiniz. Selef ulemasinin görüsleri yukarida aktarildi. Bu nokta müstesna, hic birine itiraz etmediniz. "Hayir, Imam Es'ari böyle dememistir" demediniz. "Imam Malik, Imam Evzai, Fudayl b.Iyaz, vs böyle dememislerdir" demediniz. O halde bunlarin hepsini kabul etmektesiniz."
Yok öyle değil. Yazıda birçok saptırma olduğunu ifade ettim. İmam Ebu Hanife'nin sözünün nasıl saptırıldığını da izah ettim.
Abdullah el-Necdi'den Alinti :
"Benden "Allah Ars'in üstündedir", "Allah göktedir" sözlerini izah etmemi istemissiniz. Iste aramizdaki fark budur sevgili kardesim. Siz, aklinizla herseye vakif olabileceginizi, aklinizi asan konularin bulunmadigini düsünür ve bu nedenle gaybin akli izahini talep edersiniz, ben ise, aklin nakis oldugunu, onu asan meselelerin bulundugunu, aklin haddini bilmesi gerektigini bilirim. Allah'in sifatlari gibi en gayb bir konunun keyfiyeti hakkinda benden izah bekleyen hangi akildir ? Süphesiz fesada ugramis olandir. Selim akil ise, gayb sözkonusu oldugunda "akletme"nin degil, "iman etme"nin geregine inanir.
Ben, Allah kendi kitabinda ve resulünün dilinde kendisi hakkinda söylemis ise, onu söylüyorum. Ilk müslümanlarin ve selef ulemasinin yaptigi gibi. Diyorum ki; "O, kendini vasfettigi gibidir". Nasslarda "Ars'a istiva etmistir" dendigi icin "Ars'a istiva etmistir" diyor, yine nasslarda "Göktedir" dendigi icin "Göktedir" diyorum. Burada Allah'i yaratilmislara benzetme varsa, Sizin "Allah bilicidir, isiticidir, görücüdür" demenizde de Allah'i yaratilmislara benzetme vardir. Siz "Allah görür" derken bunu nasil kast ediyorsunuz ki, ben "Allah göktedir" dedigimde bunu nasil kasd ettigimi soruyorsunuz ? Allah elbette ki sanina yakisir sekilde ve de yaratilmislarinkine benzemeyen bir sekilde "görücü" ise, yine sanina yakisir sekilde ve de yaratilmislarinkine benzemeyen bir sekilde "gökte"dir.
Allah askina, Siz yazdiklarimi okumadan mi cevaplar vermektesiniz ?"
Yok okuyorum da, senden net cevap alamıyorum.
Türkçe "(...) gökte" deyince belli bir mana vardır. Bu mana, mekan isnadını muhtevidir. Bu da küfürdür.
O zaman, başka mana kasdeden, bunu açıklamakla mükelleftir. Veya, mekan ve yön isnad etmediğini açıkça ifade edip, hadiste geçen lafzın manasını Allahü tealaya havale ettim, der.
"Allah nerededir" başlıklı yazılar yazıp cevabında da "Allah göktedir" dediğiniz ve Allahü tealayı mekan ve yönden tenzih eden açıklamaları eklemediğiniz zaman, anlaşılacak mana sizin mekan ve yön isnad ettiğinizdir.
Bu da hem akla, hem dine aykırıdır.
* * *
- Abdullah el-Necdi (32) :
Sevgili Murat Yazici kardes,
"Türkce 'gökte' deyince belli bir mana vardir. Bu mana, mekan isnadini muhtevidir. Bu da küfürdür" demissiniz.
Soruyorum;
- Türkce "görür" deyince bunda da belli bir mana var midir ?
- Bu mana, cisim isnadini muhtevi midir ?
- Bu da, küfür müdür ?
Demissiniz ki;
"O zaman baska mana kast eden, bunu aciklamakla mükellefdir. Veya, mekan ve yön isnad etmedigini acikca ifade edip, 'hadisde gecen lafzin manasini Allah'a havale ettim' der"
Siz "Allah görür" dediginizde, O'na cisim isnad etmediginizi acikca ifade edip "ayette gecen lafzin manasini Allah'a havale ettim" mi diyorsunuz ?
Yine demissiniz ki;
"Allah'i mekan ve yönden tenzih eden aciklamalari eklemediginiz zaman, anlasilacak mana, yön isnad ettiginizdir. Bu da küfürdür"
Siz, Allah'in "görücü" oldugunu ifade ettiginizde, onun "görmesi"nin yaratilmislarin "görmesi" gibi olmadigini söylemiyor, O'nu cisim olmaktan tenzih eden aciklamalari eger eklemiyor iseniz, Sizin haliniz nedir sevgili kardesim ? O da küfür müdür ?
Bu ne tutarsiz mantik ?
* * *
- Murat Yazici (?) :
Abdullah el-Necdi'den Alinti :
"Imam-i Azam ne diyor devaminda;
"Allah'a dua ederken yukariya yönelinir, asagiya degil. Asaginin uluhiyyet ve rububiyyet ile bir ilgisi yoktur. Nitekim hadisde söyle rivayet edilir;
Hz.Peygamber, cariyeye sorar;
- "Allah nerededir ?"
- "Göktedir"
- "Ben Kimin ?"
- "Sen Allah'in resulüsün"
Bunun üzerine Resulullah buyurur; "Bu kadini azad edin, o bir mü'minedir"
Sözlerinin devami bu olan biri (Imam), Allah'in gökte olmadigina mi kail ?"
Bunun devamını da okursak, bu sorunun cevabını vermiş oluruz:
-Eğer Allahu Teâla nerededir, diye sorulursa? diye sordum
-O kimseye: Yaratılmadan önce mekân yoktu, halbuki Allah vardı. Mahlukattan hiç biri yokken, "nerede" mefhumu mevcut değilken, Allah vardı. O her şeyin yaratıcısıdır, diye söyle.
Görüldüğü gibi, İmam'ın "Allah nerede?" sorusuna karşı öğrettiği cevap, "gökte" veya "Arş'ın üstünde" şeklinde değildir. Cevabını tekrar okuyalım:
"Yaratılmadan önce mekân yoktu, halbuki Allah vardı. Mahlukattan hiç biri yokken, "nerede" mefhumu mevcut değilken, Allah vardı. O her şeyin yaratıcısıdır."
Nitekim, bir başka eserinde de şöyle yazıyor:
"Allahü teâlâ, kendisi için bir ihtiyaç ve (Arş'ın üzerine) istikrar (yerleşme, mekân tutma) olmaksızın Arş'a istiva etmiştir. O, Arş'ı da diğer mahlukatı da korumaktadır. Eğer (Arş'a ve bir yerde yerleşip mekân tutmaya) muhtaç olsaydı, tıpkı mahluklar gibi alemi yoktan var etmeye ve idareye muktedir olamazdı. (Bir mekânda) oturmaya ve karar kılmaya muhtaç olsaydı, Arş'ı yaratmadan önce Allahü teâlâ nerede idi? Yüce Allah bundan münezzehtir." (İmam Ebû Hanîfe, el-Vasıyye, 73.)
Eğer İmam Ebu Hanife, Allahü teâlânın (mekân veya yön olarak) "Arş'ın üstünde" olduğuna inansaydı, "Arş'ı yaratmadan önce Allahü teâlâ nerede idi?" diye sormazdı.
Nitekim, bu soruya cevap bulmak için İbni Teymiyye "Arş nev' olarak kadîmdir" demiştir.
İmam Ebû C'afer et-Tahâvî, üç imamın akidesini şöyle nakletmektedir:
"Allahü teâlâ, varlığı için birtakım sınır ve son noktalar bulunmasından, erkân, aza ve edevattan yüce ve beridir. Mahlukatı ihata eden altı yön O'nu ihata edemez."
Allahü teâlâ için yön [cihet] söylenemeyeceği buradan açıkca anlaşılmaktadır. İmam-ı a'zam Ebu Hanife'nin akidesini açıklayan (er-Reddü'ala eshabi'l-heva el-müsemma Kitabu's-sevadi'l-a'zam 'ala mezhebi'l-İmami'l-A'zam) kitabında şöyle yazılı:
"Mü'minin Allahü Teâlâya mekân, gelmek, gitmek ve mahlukların sıfatlarından herhangi bir sıfatı isnad etmemesi lazımdır. ...Kul, Cenab-ı Hakk'ın bir mekânda bulunmadığını, mekâna ihtiyacı olmadığını, Arşın onun kudretiyle ayakta durduğunu bilecek, gidip gelme gibi sıfatları kendisine izafe etmeyecek." (Hakim Semerkandi, Sevadi'l-a'zam, 46. mesele, Bedir Yayınevi, s.78)
Başka Hanefi alimlerinden de nakiller yapılabilir. Ama sanırım bu kadarı yeterlidir. "Cariye hadisi" ise ayrı bir yazının konusudur.
* * *
- Abdullah el-Necdi (32) :
Sevgili Murat Yazici kardes,
Imam-i Azam'dan nakledilenler hakkinda derim ki;
Türkceye Doc.Dr.Mustafa Öz tarafindan tercüme edilen "Imam-i Azam'in Bes Eseri"nde ifade aynen su sekildedir;
- Ebu Hanife söyle dedi;
"Bilmiyorum Rabbim semada mi yoksa arzda midir" diyen kimse kafir olur. Keza "Allah Ars üzerindedir" diyen de; "Bilmiyorum Ars semada mi yoksa arzda midir" diyen de böyledir..."
Oysa, kitabin sonunda yer alan arapca aslinda görüldügü üzere, ikinci cümle, su sekilde cevrilmeli idi; "Keza 'Allah Ars üzerindedir' deyip de; 'Bilmiyorum Ars semada mi yoksa arzda midir' diyen de böyledir." O halde bu iki cümlelik ifadenin dogru tercümesi söyle verilmelidir;
- Ebu Hanife söyle dedi;
"Bilmiyorum Rabbim semada mi yoksa arzda midir" diyen kimse kafir olur. Keza "Allah Ars üzerindedir" deyip de; "Bilmiyorum Ars semada mi yoksa arzda midir" diyen de böyledir..."
Ebu Muti el-Belhi'nin "Fikh-i Ekber Serhi"ne göre, Imam-i Azam, böyle söyledikten sonra sunu demistir; "(Kafir olmustur) Cünkü Allah 'Rahman Ars'a istiva etti' buyuruyor. Ars'i ise, yedi gögün de üstündedir". Yani Imam'in tekfirinin nedeni, Ebu Muti de, kisinin, bu sözle Allah'in gökte oldugunu inkar etmesidir.
Ali el-Kari ise, kendi "Fikh-i Ekber Serhi"nde Izzeddin b.Abdusselam'in, Imam-i Azam'in bu sözünü söyle acikladigini bildiriyor; "(Kafir olmustur) Cünkü bunu söylemek, Allah'in bir mekanda oldugu düsüncesini akla getirir". Yani Izzeddin b.Abdusselam'a göre de, Imam'in tekfir etmesinin nedeni, kisinin, bu sözle Allah'a mekan isnad etmesidir.
Imam-i Azam, "Bilmiyorum Rabbim gökte midir yerde mi" diyeni, bu sözde Allah'a mekan isnadi oldugu icin mi tekfir etmistir, yoksa onda Allah'in gökte olusunun inkari sözkonusu oldugu icin mi ?
Asagidaki yedi delil, Izzeddin b.Abdusselam'in söylediginin Imam-i Azam'in degil kendi görüsü oldugunu, Imam Ebu Hanife'nin ise, Allah'in gökte olduguna kail bulundugunu göstermektedir;
1 - Imam'in, "Fikh-i Ebsat"ta gecen bu ifadelerinin devaminda söyledikleri; "...Keza 'Allah Ars üzerindedir' deyip de; 'Bilmiyorum Ars gökte midir yerde mi' diyen de böyledir..." dedikten sonra söyle devam ediyor Imam Ebu Hanife; "Allah'a dua ederken yukariya yönelinir, asagiya degil. Cünkü asaginin rububiyyet ve uluhiyyet vasfi ile bir ilgisi yoktur. Nitekim hadisde söyle rivayet edilir; 'Hz.Peygamber bir cariyeye sorar; 'Allah nerededir ?' - Cariye; 'Göktedir' diye cevap verir..." Görüldügü üzere, Imam'in sözlerinin devami, kisiyi, bu söylediginde Allah'a mekan isnadi bulundugu icin degil, Allah'in gökte olusunun inkar edildigi icin tekfir ettigini cok acik olarak ortaya koymaktadir. Imam, hükmünü, "Cariye Hadisi" üzerine insa etmistir.
Bizim bu bölümü aktarisimizi begenmeyip de kendi yaptiginiz aktarimda, bu cok önemli kismi nakletmemis olmaniz enteresan.
2 - Imam'in, "el-Vasiyye"deki su sözleri; "Biz ikrar ederiz ki, Allah Teala, ihtiyaci olmaksizin Ars üzerinde durmaktadir. Orada istikrari vardir..." Bu ifade, bizzat Imam'in agzindan kendisinin Allah'in Ars'in üzerinde olduguna kail bulundugunun bir diger kanitidir.
Bu bölümü aktarisimiza yöneltmis oldugunuz itiraza ise asagida insaallah daha genis capli cevap verilecegi icin, simdi kisa geciyorum.
3 - Ali el-Kari'nin, "Fikh-i Ekber Serhi"nde söyledigi su söz; "Imam-i Azam Ebu Hanife'ye "Allah Teala gökten iner" seklinde rivayet edilen hadis-i serif sorulunca; "Keyfiyetsiz olarak iner" cevabini verdi". Allah'in gökte oldugunu kabul etmeyen biri, O'nun gökten inisini nasil kabul eder ? Bu rivayet ayrica Beyhaki'nin "el-Esmau ve's-Sifat" adli eserinde de gecmektedir. El-Kevseri ise bu rivayet hakkinda herhangi birsey söylememistir.
4 - Seyhu'l-Islam Ebu Ismail el-Ensari el-Herevi'nin "Kitabu'l-Faruk"daki ifadesi; "Ebu Hanife söyle demistir; 'Allah'in gökte oldugunu inkar eden kafir olur' ". El-Herevi'nin disinda ayrica, Zehebi ve Ibn Kudame "el-Uluvv" adli eserlerinde, Ibn Ebi'l-Izz de "Serhu't-Tahaviyye"de, Ebu Muti el-Belhi'nin rivayetini destekler mahiyette seyler nakletmislerdir.
5 - Imam-i Azam'in, "Fikh-i Ekber"deki, haberi sifatlarin te'vil edilmesini onlarin "iptali" sayan sözleri; Diyor ki; "Allah'in Kur'an'da zikrettigi gibi eli, yüzü, nefsi vardir. Bunlar O'nun keyfiyetsiz sifatlaridir. 'O'nun eli, kudretidir veya nimetidir' denemez (sifatlar te'vil edilemez). Cünkü bu durumda sifat iptal edilmis olur. Sifatlarin iptali, Kaderiyye ve Mu'tezile'nin yoludur. Allah'in eli, O'nun keyfiyetsiz sifatidir". Sifatlar konusuna yaklasimini, Imam, görüldügü üzere, bu sekilde ifade etmistir. Buna göre, onun, "istiva" sifatina, Allah'in gökte oldugunu bildiren nasslara iliskin görüsünün de bu cizgide oldugu asikardir.
6 - Diger selef ulemasinin görüslerinin de hep bu yönde olmasi; Selef, Allah'in gökte, yüce Ars'inin üstünde olduguna kail idi. Nitekim kendilerinden nakilde bulundugumuz imamlarin sözlerinde bu görülmektedir. Kendisi de selef ulemasindan olan Imam-i Azam'in, tipki cagdaslari gibi düsündügünü, ilk müslümanlarin izledigi yolu izledigini kabul etmek, akla, bunu kabul etmemekten süphesiz daha yakindir.
7 - Imam'in, "Bilmiyorum Rabbim gökte midir yerde mi" diyenin kafir olacagini söyledikten sonra, bir de, Ars'in gökte mi yerde mi oldugunu bilmedigini söyleyeni de söz konusu etmesi; Böyle diyenin küfrüne, Allah'a mekan isnad edildigi gerekcesi ile hükmetmis olsa, "Bilmiyorum Rabbim gökte midir yerde mi" seklindeki ilk cümlede bu zaten tesbit edilmekte. Sonrasinda, Allah'in Ars'in üstünde oldugunu söyledigi halde Ars'in gökte mi yerde mi oldugunu bilmedigini ifade edenin de tekfir edilmesi, küfrü sabit birinin küfrünü tekrar sabit kilmak olurdu ki, bunun anlamsizligi ortadadir.
O halde tekfirin gerekcesi, Allah'in yücelerde olusunun bu söz ile (isbat edilmemek sureti ile) inkar edilmesidir. Zira, hadis ile sabittir ki, Ars, yedi gögün de üstünde ve onlari kusaticidir.
"El-Vasiyye"den nakledilen diger pasaja gelince;
Siz, söyle aktarmissiniz;
"Allah Teala, kendisi icin bir ihtiyac ve (Ars'ın üzerine) istikrar (yerlesme, mekan tutma) olmaksizin Ars'a istiva etmistir. O, Ars'i da diger mahlukati da korumaktadir. Eger (Ars'a ve bir yerde yerlesip mekan tutmaya) muhtac olsaydi, tipki mahluklar gibi alemi yoktan var etmeye ve idareye muktedir olamazdi. (Bir mekanda) oturmaya ve karar kilmaya muhtac olsaydı, Ars'i yaratmadan önce Allah Teala nerede idi ? Yüce Allah bundan münezzehtir".
"Imam-i Azam'in Bes Eseri"nde, mütercim Mustafa Öz, bu kismi bakin nasil tercüme etmis;
"Allah'in, ihtiyaci olmaksizin Ars üzerinde istiva ve istikrari vardir. Muhtac olmaksizin Ars'i ve baskalarini muhafaza eder. Eger Allah'in ihtiyaci olsa idi, mahluklar gibi alemi icad ve tedbire kadir olamazdi. Oturmak ve karar kilmaya muhtac olsa idi, Ars'in yaratilmasindan önce Allah'in nerede oldugu sorusu ortaya cikardi. Yüce Allah bundan münezzehdir".
Aktariminizda, actiginiz parantezler ile manayi iyice bir tahrif etmis, asil metinde "Ars üzerinde istikrar" isbat edilir iken, Siz, "Istikrar olmaksizin istiva etmistir" demissiniz ki, bu, metnin aslinda söylenenin tam aksidir.
Bu cümle, Ali el-Kari'nin "Fikh-i Ekber Serhi"nde söyle tercüme edilmis;
"Allah, ihtiyaci olmaksizin Ars'i üzerinde durmaktadir. Orada istikrari vardir..."
Bu bölümde söylenen, Allah'in Ars üzerinde istiva ve onda istikrarinin, "buna muhtac bulunmaksizin" oldugudur. Burada, Allah'in Ars'in üstünde oturmadigi, karar kilmadigi degil, Ars üzerinde oturmus, karar kilmis oldugu halde buna "muhtac olmadigi" vurgulanmaktadir. "Muhtac olsa idi, Ars yaratilmadan önce Allah nerede idi ? sorusu ortaya cikardi" denmesi de bunu ifade eder. Yani su söylenmektedir; "Allah Ars'a istiva etti ve onda istikrar buldu ise, sanmayasin ki, bunu buna ihtiyaci oldugu icin yapti. Bilakis, hersey O'na muhtactir".
Ilk cümlede Sizi metni tahrife sevk eden, muhtemelen, "muhtac olmak" ile ilgili bu bölümde söylenenleri yanlis anlamis (daha dogrusu; anlamamis) olmanizdir. Allah'in Ars'in üstünde olmaktan tenzih edildigini zannederek, bu mana ile tenakuz halinde gördügünüz ilk cümlede isbat edilen "istikrar"i, tutarli görünebilmek icin (metne inat) nefy etmissiniz. Oysa orada bir tenakuz yoktur. Mana, budur.
* * *
- Abdullah el-Necdi (32) :
Sevgili Murat Yazici kardes,
"Allah isitir-görür" demenizde, Allah'a cisim isnadi var midir yok mudur ?
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız