islamirc.net

islamirc.net: Forums


islamirc.net :: Başlığı Görüntüle - Strese girenin imanından şüphe ederim!
 
 

Strese girenin imanından şüphe ederim!



 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    islamirc.net Forum Ana Sayfası -> Makaleler
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
target
Site Admin
Site Admin

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 31 Ocak 2006
Mesajlar: 3915
Nerden: bilecektim ki..
Teşekkür sayısı: 76
Kendisine 102 tşk.edildi



MesajTarih: Prş Ekm 09, 2008 6:23 pm    Mesaj konusu: Strese girenin imanından şüphe ederim! Alıntıyla Cevap Ver

Strese girenin imanından şüphe ederim!

'Az' konuşan fakat 'öz' konuşan büyükler vardır. Babam da bunlardan biridir. Çok sık bir arada olamadığımız için benim için bu 'öz' konuşmalar daha kısa olur. Birkaç yıl önce öyle bir laf söyledi ki sustum kaldım. Uzun süre kafamın içinde dolandı söylediği cümle.

'Strese girenin imanından şüphe ederim!' demişti babam.

Stresle ilgili kitaplar okuyan, zaman zaman 'stresle mücadele' konusunda seminerler veren biri olarak, cümleyi çok ağır bulmuş olsam bile, kafamın içinde cümle dönüp durdu uzun zaman. Yaşadığımız yüzyılın en önemli problemlerinden biri olan stres hakkında bu kadar kesin ve keskin bir ifade duymamıştım.

Geçen yıl memlekette bir arkadaşla otururken hayatın sıkıntıları ve zorlukları konuşulmaya başlanınca bende kendisine stres ve stresle mücadele hakkında bildiklerimi anlatmaya başladım. Arkadaşım da benimle birikimlerini paylaşıyordu. Bir ara babamın söylediği 'Strese girenin imanından şüphe ederim!' lafını attım ortaya. Arkadaşım 'doğru bir cümle' dedi. 'Hatta bir insan stres yüzünden hasta olursa ALLAH o insana bunun hesabını bile sorar' dedi.

* * * * * * * * *

Stres, halkın bildiği ve kullandığı anlamıyla, sıkıntıları kafaya takmak demektir. Sıkıntılar insanı mutsuz ediyor. Mutsuzluk insanı hasta ediyor.

Kimisi hastalıklarla mücadele etmekten yoruluyor. Mutsuz ve hasta oluyor.

Kimisi ailesiyle problemler yaşamaktan bunalıyor.

Kimisi çocuklarıyla baş edememenin sıkıntısını yaşıyor.

Kimisi maddi sıkıntılarla boğuşuyor.

Kimisi çevresindekilerin kendisini anlamadığından dert yanıyor.

Kimisi bir sevdiğini toprağa verince hayata küsüyor.

Hayatta insanı strese sokan o kadar çok şey var ki. Herkes kendisine dert edecek bir sıkıntı bulabilir.

Stresle iman arasında bir bağlantı var mı dersiniz?

Sıkıntılarla dolu bir hayat denilince benim aklıma hep Peygamberler geliyor. ALLAH Peygamberlerin kıssalarını ayrıntılarıyla bize niçin aktarıyor dersiniz? Okuyup, ibret almamız için değil mi?

Peygamberlerin hayatlarından yola çıkarak bazı sorular sormak istiyorum.

Hz. Eyyüb'ü hastalıkla imtihan eden ALLAH, bizi de aynı imtihana tabi tutma hakkına sahip değil mi?

Hastalığı kafaya takıp bunalıma giren insan 'ALLAH'ım beni niçin hastalıkla imtihan ediyorsunuz ki?' demiş olmuyor mu?

Hz. Nuh'u oğluyla imtihan eden ALLAH, sizi evlatlarınızla imtihan edemez mi?

Hz.İbrahim'i babasıyla imtihan eden ALLAH, sizi öz babanızla imtihan edemez mi?

Hz. Lut'u eşiyle imtihan eden ALLAH'a, 'Beni niçin eşimle imtihan ediyorsun ki?' deme hakkına sahip olduğunuzu mu düşünüyorsunuz?

Hz. Yusuf'u kardeşiyle imtihan eden ALLAH, belki sizi de kardeşlerinizle imtihan ediyordur!

Tüm peygamberlerin hayatları sıkıntı (imtihan) dolu olduğuna göre, bizim hayatımızda da bazı sıkıntıların olması hayatın bir parçası değil mi?

Anne veya babasını kaybedince bunalıma giren bir insan ALLAH'a 'Benim annemi / babamı niye alıyorsun ki?' deme hakkına sahip olduğunu mu sanıyor?

'En büyük acı evlat acısıdır!' denir. Bu acıyı yaşayan anne babalar 'ALLAH kimseye yaşatmasın!' derler.

Alemlere rahmet olarak yaratılan Hz. Muhammed Mustafa'ya bile torpil yapmayan Yaratıcının, bize torpil yapmasını beklemeye hakkımızın olmadığını hiç düşündünüz mü? Beş defa evlat acısıyla imtihan edilmiş bir Peygamberin ümmeti olduğumuzu bilmek zorundayız.

'Kardeşim onlar Peygamber, biz insanız' diye kimse itiraz etmesin. Peygamberler de bizler gibi üzülen, ağlayan, ALLAH'a sığınan insanlardı. ALLAH tarafından özel seçilmiş oldukları gerçeği 'insanı' acılara tepkisiz kalacakları anlamına gelmez. Bize düşen hayatı doğru anlamaktır. Unutmamalıyız ki, Peygamberlerine torpil yapmayan ALLAH, bize de torpil yapmaz.

* * * * * * * *

Stres ile iman arasındaki ilişki kafamın içinde uzun zamandır dolanıyordu. Bir okuyucum bana öyle bir söz gönderdi ki, o sözü okuyunca kafamın içinde dolanan cümleler köşe yazısına dönüştü. Bu yazıyı da o güzel sözle bitirmek istiyorum.

Çok sıkıldığınız zaman bu cümleyi hatırlayın. Hatta bana kalsa pano haline getirilip ev veya işyerinin duvarlarına asılması gereken bir söz.

Bir gün dünyaya ait büyük bir derdin olursa Rabbine dönüp, 'Benim büyük bir derdim var!' deme, derdine dönüp 'benim büyük bir Rabbim var!' de.



Sait ÇAMLICA

Eğitimci – Yazar


YakınDır..

sevdiğim! Vera.. hangi çocuğu okşadın,
ellerinle gülden kokular..
dilinde aşk nameleri,
söylesene Vera hangi çocuğun adını andın..
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mekteb-i Mülkiye
Moderator
Moderator

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 20 Ocak 2007
Mesajlar: 991

Teşekkür sayısı: 51
Kendisine 84 tşk.edildi



MesajTarih: Prş Ekm 09, 2008 10:24 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

strese girmekle isyan etmek arasındaki ince çizgiyi ayırt edememiş sanırım

çok ağır bi tespit

Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder
target
Site Admin
Site Admin

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 31 Ocak 2006
Mesajlar: 3915
Nerden: bilecektim ki..
Teşekkür sayısı: 76
Kendisine 102 tşk.edildi



MesajTarih: Prş Ekm 09, 2008 11:08 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

kendisi de ifade etmiş zaten ilk hetapta ağır bulduğunu
---
strese girenlerin imanla bu durumdan kurtaracaklarını ifade etmiş
peygamber örneklerinde görüldüğü gibi
bunu başaramayıp aşırılığa gidenlerinde eksikliği olduğu noktasında hemfikirim )
---
eniştem de bu ve benzeri konular için psikiyatriye gitmeyi
hep yanlış bulan bir insan
(genel olrakta psikiyatri alanını hiçe sayıyor yani)
"imanını sorgulaması gerek" der
bu yazıyı ona armağan etmeyi bir borç biliyorum artık ))

YakınDır..

sevdiğim! Vera.. hangi çocuğu okşadın,
ellerinle gülden kokular..
dilinde aşk nameleri,
söylesene Vera hangi çocuğun adını andın..
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
iklima
Yeni Üye
Yeni Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 04 Nisan 2006
Mesajlar: 8
Nerden: kocaeli
Teşekkür sayısı: 4
Kendisine 0 tşk.edildi



MesajTarih: Cmt Ekm 11, 2008 6:07 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

doğru bencede imanı zayıf olanlar herşeyi dert edinirler dertlerimiz neyazıkki hep dünyevi uhrevi kaygılarımız ise oldukça az..yazın için şükran Target
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mekteb-i Mülkiye
Moderator
Moderator

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 20 Ocak 2007
Mesajlar: 991

Teşekkür sayısı: 51
Kendisine 84 tşk.edildi



MesajTarih: Pts Ekm 20, 2008 8:22 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

90/10 Sırrını keşfedin : Bu hayatınızı değiştirecek.

Bir örnek verelim. Ailenizle kahvaltı yapıyorsunuz. Kızınız, kahve fincanına çarpıyor ve bir fincan kahve gömleğinizin üzerine dökülüyor.Biraz önce olan olay üzerinde hiç bir kontrolünüz yok. Sonradan olacaklar ise sizin davranışınıza göre belirlenecek. Lanet ediyorsunuz. Kahveyi üzerinize döktüğü için kaba bir şekilde Kızınızı azarlıyorsunuz.

Kızınız üzülüyor ve ağlamaya başlıyor. Kızınızı azarladıktan sonra eşinize dönüyor ve kahve fincanını masanın kenarına çok yakın koyduğu için eleştiriyorsunuz. Bunu kısa bir sözlü tartışma takip ediyor. Öfkeyle üst kata çıkıyor ve gömleğinizi değiştiriyorsunuz. Aşağıya indiğinizde Kızınızı, ağlamaktan dolayı kahvaltısını bitirememiş ve okul için hazırlanamamış bir halde buluyorsunuz. Kızınız otobüsü kaçırıyor.

Eşinizin işe gitmek için hemen çıkması gerekiyor. Hemen aceleyle arabanıza koşuyorsunuz ve Kızınızı okula bırakmak üzere hareket ediyorsunuz. Geç kaldığınız için, saatte 40 km hız sınırlaması olmasına rağmen saatte 70 km hızla gidiyorsunuz. 15 dakikalık gecikmeden ve hız limitini aştığınız için ödediğiniz 60.000.000 TL trafik cezasından sonra okula ulaşıyorsunuz. Kızınız size “Hoşçakal” demeden binaya koşuyor.Ofise 20 dakika gecikmeyle geliyorsunuz ve evrak çantasını evde unuttuğunuzu anlıyorsunuz. Gününüz korkunç bir şekilde başladı!

Devam ettikçe, kötüleşiyor, daha da kötüleşiyor sanıyorsunuz. Eve gitmeyi dört gözle bekliyorsunuz.

Eve ulaştığınızda eşiniz ve Kızınızla olan ilişkilerinizde araya sıkıştığınızı sanıyorsunuz.
Neden? Sabahleyin nasıl tepki verdiğinize bağlı olarak! Neden kötü birgün geçirdiniz?

A) Kahve sebep oldu
B) Kızınız sebep oldu
C) Polis sebep oldu
D) Siz sebep oldunuz

Cevap “D” şıkkı. Kahvenin dökülmesinde sizin bir kontrolünüz yoktu.Sizin gününüzün kötü geçmesine o 5 saniye içindeki davranışlarınız sebep oldu.

Olabilecek ve olması gereken ise şöyleydi.

Üzerinize kahve sıçradı. Kızınız ağlamak üzere. Siz nazikçe “Tamam kızım, bir dahaki sefere biraz daha dikkatli olman gerek” diyorsunuz.

Havluyu kaptığınız gibi üst kata çıkıyorsunuz. Gömleğinizi değiştirip,evrak çantasını aldıktan sonra aşağıya iniyorsunuz ve aynı anda pencereden Kızınızın otobüse bindiğini görüyorsunuz. Kızınız geri dönüp el sallıyor. Siz ve eşiniz ise gitmek için ayrılırken birbirinize gülümsüyor ve birbirinize „hayırlı günler“ diliyorsunuz. 5 dakika önce işe geliyorsunuz ve çalışma arkadaşlarınıza neşeli bir şekilde selam veriyorsunuz.

Patronunuz ne kadar güzel bir günde olduğunuz hakkında konuşuyor. Farka bakın!
İki farklı senaryo. İkisi de aynı başladı. İkisi de farklı bitti.

Neden?

90/10 sırrı inanılmazdır! Çok azımız bunun farkındadır. Sonuç? Pek çok insan gereksiz yere stresten, dertlerden, problemlerden ve baş ağrısından acı çekmektedir.

Bu sır nedir?

Hayatın %10’u, sizin başınıza gelenlerden oluşur. Hayatın diğer %90’ına ise sizin bu başınıza gelenlere nasıl davrandığınızla karar verilir.İnsanlar anlamsız şeyler söyler ve yaparlar. İnsanlar hasta olurlar.

Arabalar bozulurlar. Uçaklar geç kalır ve bütün planlarımızı alt üst ederler. Trafikte bir sürücü canımızı sıkabilir v.s. Bu %10’luk kısım tamamen bizim kontrolümüz dışında gerçekleşir.

Diğer %90’lık kısım farklıdır. Diğer %90’lık kısmı siz belirlersiniz.

Nasıl? Olaylara yaklaşımınızla! Nasıl tepki verdiğinize bağlı olarak.

Gerçekten olanların %10’unda hiç bir kontrolünüz yok. Diğer %90’ı ise sizin tepkinizle belirlenir.


Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder
Bu mesaja teşekkür eden kullanıcılar: iKi NoKTa
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    islamirc.net Forum Ana Sayfası -> Makaleler Tüm saatler GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


 
Copyright © 2005 PHP-Nuke. PHP-Nuke is a free software released under the GNU/GPL
Forumtags