Tarih: Pzr Şub 05, 2006 3:13 am Mesaj konusu: Müslümanı Tekfir Etmek Küfürdür
MÜSLÜMANI TEKFİR ETMEK KÜFÜRDÜR
Yeryüzünde tağutu tekzib ederek Allah’a iman etmiş bir müslümanı küfürle damgalamak, küfürdür. Çünkü böyle bir durumda küfrü kuvvetlendirip güçlendirme söz konusudur. İslam’a göre küfrü kuvvetlendirip güçlendiren her emare küfürdür.
İman esaslarına riayet ederek müslüman olmuş ve hayatında “elfaz-ı küfür” ile “efal-i küfür” meydana gelmemiş bir kişi, sırf bir, başkasının “sen kafirsin” sözüyle kafir olmaz. Aksine böyle birisine “sen kafırsin“ diyen kişi kafır olur. Bakınız bu konuda Şanlı önderimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) şöyle buyuruyor:
“Kim bir insanı kafır diye çağırırsa, yahut öyle olmadığı halde, “Ey Allah düşmanı” derse, söylediği söz kendisine döner.” (Sahıh-ı Muslim Terceme ve Şerhı (A Davudoğlu) C 1 Sh 321 İST/1977)
“Mü’mine lanet etmek onu öldürmek gibidir. Bir mü’rnini küfr ile itham eden onu öldürmüş gibi olur.” (Sahih-i Buhari (İmam-ı Buhari) C: 7, Sh: 233, İST/ 1315)
“Bizim gibi namaz kılan, kıblemize yönelen ve kestiğimizi yiyen kimse, Allah’ın ve Resulünün teminanı elde etmiş kabul edilir. 0 halde (böylelerini öldürmek suretiyle) Allah’ın verdiği teminat ve ahdi bozmayın.” (Sahih-i Buhari (İmam-ı Buhari) C: 1, Sh: 102, İST/ 1315)
“Bir insan (müslüman) kardeşine: “Ey kafir” diye hitabettiği zaman, ikisinden biri bu sözü üzerine almış olur. Şayet söylediği gibi ise küfür onda kalır, değilse söyleyene döner.” (Sahih-i Buharı (İmam-ı Buhari) C: 7, Sh: 97, İST/ 1315)
“Bir kimse müslüman kardeşini tekfir ederse küfür (tekfir edilen veya edenden) biri üzerine döner.” (El Müsned (Ahmed b. Hanbel) C: 2, Sh: 142, Beyrut/ty.)
Bu hadis-i şerifleri dikkate alan İslam uleması, müslümana karşı ileri sürülen te’vilsiz tekfirin küfür olduğu hususunda görüş birliği içerisindedir. Müslümanı tekfir etmenin küfür olmasının birçok sebebi vardır. Ancak en büyük sebep, imana taarruzdur. Bakınız bu konuda Said Havva (Rh.) şöyle diyor: “Her kim bir mü’mini kafirlikle damgalarsa şüphesiz kafir olur. Bir mü’mini kafirlikle suçlamanın küfre yol açmasının sebebi, bu suçlamanın iman özüne karşı girişilmiş bir saldırı niteliği taşımasıdır. “ (El-İslam (Said Havva) Sh: 95, Beyrut/1981) Bu nedenle İslam alimleri, sürekli müslümandan küfür ithamını iptal eden söz ve davranışlara önem vermişlerdir. Bakınız bu konuda İbn-i Abidin (Rh.a.) şöyle diyor: “Müslümandan küfür ithamı düşüren her söz tercihe daha layıktır, velev ki zayıf olsa bi1e.” (Mecmua’tur-Resail (İbn-i Abidin) C: 1, Sh: 34, İST/1325) Unutmayalım ki, müslümanı tekfirde gayret edenler, küfre eleman kazandırmada gayret gösterenlerdir.
La ilahe illallah Muhammedün Resulüllah dedikleri ve bununla tenakuz teşkil eden bir vaziyette bulunmadıkları müddetçe ehli kıbleye dil uzatmaktan, imkan nisbetinde sakınmak lazımdır. Çünkü tekfirde tehlike vardır, sükutta yoktur. Tekfir, tekfir edilenin malının alınması, kanının dökülmesi, cehennemde ebedî kalınmasına hükmedilmesi gibi önemli hukukî neticeler doğuran şer’i bir hükümdür.( İslam’da Müsamaha (İmam-ı Gazali [Ter: Süleyman Uludağ Sh: 43-46,İST/1972) Bu münasebetle müslümanlar hakkında rastgele tekfirden uzaklaşılmalıdır. Aksi halde kişi müslümanı tekfir etmek suretiyle kendi imanını kaybeder. Elbette ki, kendi imanını kaybeden bir kimse, iman yerine küfre sahip olmuş olur.
Evet, İslam’a teslim olanı teslimsizlikle itham etmek, teslimsizliğin ta kendisidir. İslam’a karşı teslimiyetsizlik de küfrün ta kendisidir. İbn-i Manzur (Rh.a) bu konuda şöyle diyor: “Müslüman kardeşine kafir diyen ya doğru söylemiştir veya yalan söylemiştir. Doğru söylemişse tekfir ettiği şahıs kafir olur. Eğer yalan söylemişse müslaman olan kardeşini tekfir ettiğinden, küfür kendine döner ve kerdisi kafir olur.” (Lisanü’l Arab İtbn-i Manzur) C: 5, Sh: 146, Beyrut/1955) Bu münasebetle haksız yere yani elfaz-ı küfür ve efal-i küfür hayatında meydana gelmemiş bir müslürnanı küfürle damgalayıp tekfir etmek küfürdür. Bu küfrü işlemeye teşebbüs eden de kafirdir.
Helezon; saf çocuğu, mâsum Anadolu'nun; Dîvânesi ikimiz kaldık Allah yolunun...
BAKARA
(192) Eğer onlar (savaştan ve küfürden) vazgeçerlerse, (şunu iyi bilin ki) Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
ÂL-İ İMRÂN
(176) küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, Allah’a hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah, onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. Onlar için büyük azap vardır.
NİSÂ
(46) Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik, karşı geldik”, “İşit, işitmez olası!” “Râ’inâ” derler. Halbuki onlar, “İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize bak” deselerdi bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.
NİSÂ
(143) Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar. Ne bunlara (mü’minlere) ne de şunlara (kafirlere) bağlanırlar. Allah kimi saptırırsa ona asla bir çıkar yol bulamazsın.
MÂİDE
(41) Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler, sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse onu tutun. O verilmezse sakının.” Allah kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir.Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır.
MÂİDE
(61) (Yanınıza) küfürle girip yine (yanınızdan) küfürle çıktıkları halde size geldiklerinde “İnandık” dediler. Allah onların saklamakta oldukları şeyi daha iyi bilir.
TEVBE
(74) Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkar ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.
NÛR
(40) Yahut (inkarcıların küfür içindeki halleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor, üstünde de bulutlar var. Karanlıklar üstüne karanlıklar. İnsan elini çıkarsa neredeyse onu bile göremez. Kime Allah nur vermezse, onun için nur diye bir şey yoktur.
ZUHRUF
(33) Eğer bütün insanlar (kafirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı, Rahmân’ı inkar edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık.
Bağlantıları yalnızca kayıtlı kullanıcılar görebilir! Hemen kayıt olun veya hesabınıza giriş yapın!
Ebu'd-Derdâ radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Kul, herhangi bir şeye lânet ettiğinde o lânet gökyüzüne çıkar. Semânın kapıları ona kapanır. Sonra yere iner, yeryüzünün kapıları da ona kapanır. Sonra sağa sola bakınır, girecek yer bulamaz da lânet edilen kişiye döner. Eğer gerçekten lânete lâyık ise onda kalır, değilse lânet edene döner."
Ebû Dâvûd, Edeb 45. Ayrıca bk. Tirmizî, Birr 48
Helezon; saf çocuğu, mâsum Anadolu'nun; Dîvânesi ikimiz kaldık Allah yolunun...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız