Dinlerin, inançların, ideolojilerin özünde, insanları cezbetmek asıldır.. Eğer cezbetmekte muvaffak olunamıyacaksa, def’etmek yolu ondan sonra açılır..Ve def’etmek, uzaklaştırmak; aslî hedef değil, bir neticedir.. Savaşmak ise, bizim gibi düşünmedikleri için değil, bize saldırdıkları zaman, yani kendimizi savunmamız için meşrû olur.. Bizim vazifemiz insanlara, kendi inandığımız Hakikat’i anlatmaktır; onların inançlarını aşağılamak, onlara hakaretler yağdırmak değil.. ‘Biz kimse dinine, hılaf dimezüz.’ Yûnus da bunu anlatmak istiyordu, herhalde; 750 yıl öncelerde.. Çünkü, normal insanların aşağılama ile cezbi, düşünülemiyecek bir durumdur..
İslam, bir tebliğ dinidir.. Allah’u Tealâ’nın enbiya (Peygamberler) eliyle gönderdiği bütün dinlerin ortak adı olan İslam’ın bu genel çizgisinin, gerçekte, özü itibariyle vahy-i ilahî’den beslenen bütün dinlerde de bulunması gerekir.. Ve biz de, ‘amentu’de, bir inanç formülü olarak, Allah’a, ve ‘melaiketihi ve kutûbihi ve rusûlihi..’ (meleklerine, kitablarına ve resullerine) inandığımızı tekrarlarız.. Müslüman olmayanların Müslümanlardan ilk planda sordukları, kendi değerlerine, kendi peygamberlerine ve dinlerinin diğer seçkin şahsiyetlerine nasıl baktığımızdır.. Âdem (Adam,Ado) Havva (Eva), Nûh (Noah), Mûsa (Moses, Mochee, Momses), İsâ ( İsaya, Jesus, Christ, Christos), İbrâhim (Abraham), İshak (Yithzaak), İsmail (Samuel), Suleyman (Salamon, Soliman), Dâvûd (David), Yûsuf (Joseph), Yûnus (Johannes, Jones), Yâ’kûb (Jacop), Bunyamin (Benjamin), Meryem (Maria, Mariam) vs.. gibi isimlerin ortaklığı, aynı inanç kültürünü paylaştığımızın işaretleridir.
Ve her inancın, her dinin kendini tebliğ etmesine, diğer insanlara anlatmasına mani olmaya çalışanlar da tarih boyunca hep yenilgiye uğramıştır. Eğer, tebliğ olunan, muhatabının beyin ve kalbinde yer ediyorsa, ona hiçbir sedd vurulamaz..
Müteveffâ Papa II. Jean Paul’ün 1985’lerde, ‘2000 yılında baştanbaşa hristiyanlaşmış bir Afrika istiyorum..’ demesine ve bu yolda büyük malî imkanlar ve misyonerlik faaliyetleri ve hatta diplomatik taarruzlar tezgahlanmış olmasına rağmen; 20 yıl sonra, o hedefin gerçekleşmediği görülmüş ve kendisini insanlara tebliğ etmek için hemen hiçbir özel maddî imkan seferber etmeyen İslam ise, hristiyan misyonerlerininkinden 10 misli daha fazla insanı cezbetmiştir, Afrika’da.. Demek ki, istemekle olmuyor.. Müslümanlar olarak bizler de, başta Batı dünyası olmak üzere, bütün dünyayı Müslümanlaştırmak, müslüman görmek istemiyor muyuz? Amma, bunun için, tebliğ olunan inanç kadar, tebliğ edenin liyakati de önemlidir..
Ve insanların tebliğ etmek çabasından korkmak yerine, o çabalardan alınacak ders varsa, onları almak gerektiğini düşünmek gerekir. Diğer insanların da kurtuluşuna sevinmek hazzı veya en azından, onlarla savaşmamak, barış içinde yaşamak için bir formül arayışıdır..
Başkaları da bizi kendi dinlerine çekmek istediklerinde ‘Eyvah, müslüman olmaktan çıkacağız!’ gibi korkulara kapılmasına, paniklemeye gerek yok.. Keza, bir dinin kendisini diğer insanlara anlatmasından da korkulmamalıdır. Buna ister tebliğ, ister dialog; isterse başka bir kelime denilsin.. Yeter ki, biz kendimizi inancımızla donatalım.
‘Efendim, Vatikan’da bir tarihte, hristiyan olmayan kişi veya toplumlara gerekli tebliğ yapılabilmesi için, daha fazla dialog kararı alınmış.. Öyleyse, bundan kaçınalım..’ imiş!.. Yahu, insan, kendi inancına pamuk ipliğiyle bağlı değil veya kendi inancından şüpheleri yoksa; bu gibi çabalar karşısında inancı hakkında bilgi donanımı bakımından zayıf bırakılmış kitleleri veya yeni nesilleri inancımızla donatmak için daha çaba sarfetmek varken, insanların başkalarıyla konuşmasından bile korkuya kapılmak, niye? Başkası şöyle yapıyor diye, tabiî hâl ve vazifemizi de mi değiştireceğiz?
Dialog, Vatikan’ın da tekelinde değildir, biz Müslümanların tekelinde de.. Herkes, kendi fikriyatını, inancını, ideolojisini, her vesileyle diğerlerine ulaştırır.. Laiklerin , müslüman hanımların inançlarına göre örtünmekte gösterdikleri dikkatten korkuları da bu yüzdendir.. Çünkü, o gibi giyimlerle, sadece ferdî bir anlayış sergilenmiyor, aynı zamanda toplumun diğer kesimlerine de bir inancın, bir dünyaya bakış tarzının, bir insanlık anlayışının tebliği yapılıyor.. Ve laikler de, bunun kendi toplumlarını etkileyeceğini düşünerek tedbirler almaya çalışıyorlar..
Ama, günümüzde, dialog deyince, ya hemen Vatikan geliyor akla, ya da dialog çalışmalarında girdiği ilişki ve metoduna güven duymadığım filan …Hoca! Bu yanlışlıktan kurtulup, hepimiz, bir ‘mübelliğ/tebliğci’ şuûruyla donanmalıyız.
Biz Müslümanlar, belli bir zaman ve mekanla sırınırlı olmaksızın, Allah’ın bütün kullarına, Hakikat mesajını, Allah’ın dini ulaştırmak için, elimizden geldiğince çaba harcamakla mükellefiz.. Asıl görülmesi gerekene nokta, bu! ZİNDE BAD JEHENNEM BERAY-I ZALİMAN!!!
Selahattin Eş'in yazılarını hakikaten seviyorum...
Gerçi yaklaşık 28-30 sene önceleri de çocukken bile okuyordum...
Biraz da hemşehrim olması mıdır diye düşünüyorum ama hayır, yazılarında değişik bir tad vardı o zamanlar...
eyvallah zeydiyye... "söz bilirsen söz söyle sözünden ibret alsınlar,
söz bilmezsen sükut eyle seni adam sansınlar" (Ziya Paşa)
kawasaki...çoğu yerde geçiyor zaten...evet kardeş...
ben seni dikkatli sanırdım... "söz bilirsen söz söyle sözünden ibret alsınlar,
söz bilmezsen sükut eyle seni adam sansınlar" (Ziya Paşa)
Bağlantıları yalnızca kayıtlı kullanıcılar görebilir! Hemen kayıt olun veya hesabınıza giriş yapın!
(selahaddin eş in yazısındaki dikkat çekilmesi gereken nokta : fethullah gülenin metod yönünden eleştirilmesi ki bizde bunu diyoruz zaten..eğer diyaloğu tebliğ açısından değerlendirirsek bunu yapıp yapmamayı tartışmak bile yersiz bu zaten farzdır.fethullah gülenin düştüğü hata bunu yaparken gösterdiği tavizkar davranışları, sözleri vs ile yöndetmde yaptığı yanlışlardır) ZİNDE BAD JEHENNEM BERAY-I ZALİMAN!!!
acıkcası ben yazının bütününde genel olarak ele aldıgımda hocaefendinin diyalog calısmalarını savunan bir yazı olarak gördüm.
çünkü bahsedilenleri zaten hocaefendi yapıyor ve elestiriliyorda.diyalog karsıtlarına verdikleri cevapda yine yazıda gecen size saldırmadıkca farklı düsüncedeki insanlara bir müdahalede bulunmayın ifadesi yer alıyor.ayrıca vatıkanla diyaloga girmek yazıda savunulan bir düsünce ki bunu da fethullah hocaefendi gerceklestiriyor zaten .
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız