islamirc.net

islamirc.net: Forums


islamirc.net :: Başlığı Görüntüle - Suç Baronları Onun Peşinde
 
 

Suç Baronları Onun Peşinde



 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    islamirc.net Forum Ana Sayfası -> Makaleler
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
birdost
Bağımlı
Bağımlı

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 19 Ocak 2006
Mesajlar: 158

Teşekkür sayısı: 0
Kendisine 0 tşk.edildi



MesajTarih: Pzr Nis 09, 2006 2:56 am    Mesaj konusu: Suç Baronları Onun Peşinde Alıntıyla Cevap Ver

'ÇANTA ÇALAMAYANA İŞKENCE YAPILIYOR. YAKALANANI SAKAT BIRAKIYORLAR'
Suç baronları onun peşinde
Kapkaç çeteleri 'hava köprüsü' kurdu. Güneydoğu'dan kaçırıldıktan sonra suç makinesi yapılan çocukların en gözdesi uçak kapısında yakalandı, polise çetenin şifrelerini ve işkencelerini anlattı. Olay onları bile dehşete düşürdü

Diyarbakır Havalimanı polisinin dikkatli tavrı son yılların en büyük çocuk çetesini ortaya çıkardı. İstanbul uçağına binmek üzere havaalanına gelen küçük çocuğun davranışlarından kuşkulanan polis, çocukla konuşmak isterken refakatçisi panik içinde kaçtı. Avukat, psikolog nezaretinde konuşulan küçük çocuğun önce susup daha sonra bütün detaylarıyla anlattıkları hem dinleyenleri dehşete düşürdü hem de İstanbul'u kasıp kavuran çocuk kapkaç çetesinin tüm şifrelerini çözdü. Soruşturma derinleşince başta Diyarbakır olmak üzere Güneydoğu'dan zorla kaçırılan ve İstanbul'daki çete evlerinde eğitilip suça itilen çocukların nasıl işkence gördükleri, tehdit, şantaj ve eziyetle nasıl kullanıldıkları ortaya çıktı.

AY PARÇASI SURATLI

Az sonra, nefesimizi kesecek gerçek bir öykünün detaylarını da anlatacak o bize. 'O' yani Diyarbakır Çınar ilçesi Halıören köyü muhtarı Şeyhmuz'un oğlu. Henüz 12 yaşında bir çocuk. Ama İstanbul'da kapkaç, hırsızlık, yankesicilik, uyuşturucu kuryeliği, torbacılık yapan çocuk çetelerinin baronları bu ufacık çocuğun peşinde. Niye? Çünkü o çocuk bir prens. Akıllı, cin gibi zeki, cesur, eli çabuk, hızlı koşucu, ağzı sıkı ve ay parçası yüzünden masumiyet akan bir çocuk. Çetenin eline düştükten hemen sonra acemi bir erkete olmaktan bir numaralı hırsız kapkaççı olması için 5-6 ders (!) ve 2 hafta yetmiş. "İşe çıktığı" ilk gün ayrı ayrı 4 olayda bir Japon bir Fransız ve iki İtalyan turistten kapıp kaçtığı çanta ve cüzdanlardan 4500 dolar çıkmış.

KUZU YOKTUR KURT VARDIR

Gelin bu kabus öykünün başına dönelim. Diyarbakır'ın 65 kilometre ötesinde, Karacadağ eteklerinde bir köyde eski adı Harı Barı yeni adıyla Halıören Köyündeki evinde o çocuk anlatıyor ben dinliyorum... "Babam bu köyün muhtarı. Durumumuz iyi. Ben Diyarbakır Merkez'de okula gidiyordum 6.sınıfa. Köylümüz F adlı bir çocuk dedi ki; "Gel İstanbul'a gidelim orası çok güzel." Paramı da o çekti, kaçtık. Sıkıldımdı. İstanbul'da Tarlabaşı'nda bir eve geldik. Orada bir yaşlı teyze. Üç dört adam bir genç kız, 15-20 tane çocuk vardı. İki gün hep gezdirdiler. Gömlek aldılar giydim. Geldiğimizden üç gün sonra F. Diyarbakır'a geri döndü. O gittikten sonra çok bağırtılı davranmaya başladılar. Böyle yatıp yemek yemekle olmaz çalışman lazım. Biz sana iş öğreteceğiz dediler. Ben de bulaşıkçılık yaparım, kuzu koyun otlatırım dedim, burası İstanbul burada kuzu yoktur, ya kurt vardır ya da tavşan. Sen kurt olacaksın, tavşanları yakalayacaksın dediler, güldüler. Sonra evdeki çocuklardan üç tanesiyle işe gideceksin onlar çalışacak sen kenardan bakacaksın" dediler.

Kapkaça 'nazariyat' dersi

Onlar bazı kadınların, adamların çantasını alacak ve kaçacak takip eden olursa hemen önüne çıkacaksın çarpınca yere düş. Ağla. Okula gidiyordum ayağım kırıldı diye söyle. Acıyıp yardım etsinler arkadaşların kaçsın. Telefon ettir bize, abimgil de, biz telefondan öğrenmiş gibi gelir alırız seni" dediler. O çocuklarla bizi bir yere bıraktılar. Büyük caddeydi. Uzun apartmanlar vardı. Çok kalabalıktı. Ben ordaki otobüs durağında bekledim o üç çocuk 1-2 saat karşıda oyalandı. Hiç çanta kapamadılar. Arabayla akşama doğru bizi gelip aldılar. Ertesi gün kalabalık bir yere gittik. Şişli diyorlarmış. Çürük dedikleri çocuk gözlüklü şişko bir kadının siyah çantasını aldı. Kadının şoförü koştu, önüne çıkayım dedim anladılar beni tuttular. Bunlar ortak dediler.


"Yakalanırsan önce kurtarır sonra sakat bırakırız. Para saklayanı öldürürüz" diyerek korkuttular.

Bir gün yakalanınca aileme teslim ettiler. Sonra eve telefon geldi. Arayan çeteydi. 'Gel yoksa ailen ölür' dediler. Diyarbakır'da Y. diye bir çocuk vardı tanıdığım. O da hırsızdı. Öz Batman'dan bilet aldı. İstanbul'da yine Tarlabaşı'ndaki o eve gittik. Dediler ki; "Bir daha yakalanırsanız sizi sakat bırakırız. Ailelerinize söylerseniz annenizi babanızı kardeşleriniz de öldürürüz. Tabanca da gösterdiler. Sahiciymiş. Geçen sefer bir çocuğun kolunu kırmışlar, çolak kalmış. Doktor 'Bu düzelmez sakat kaldın ama askere gitmezsin' demiş. Asker olmayan erkek olmaz diye hep ağlıyordu çocuk.

'ARTIK SEN DE ÇALACAKSIN'

Sonra beni yine arabayla gezdirdiler, vapura değil de daha küçük olan gemiye bindik. Yemek, koka kola yedirdiler içirdiler. Bir de 'Her gün 20 milyon harçlık ama çalışırsanız. Eşyaları hemen eve getireceksiniz. Bir tarak kaybolsun bulur ağzınıza sokarız' dediler. Bana 'Sen de artık çalacaksın. Arkadan koş çantaya yapış aşağıya doğru hızlıca çek ayağına da bir tekme vur, kaç' dediler. Ben koşarken öbür çocuk karşıdan gelecek çantayı alacak. Yakalanırsam elim boş. Ben hırsızın peşinden koştum diyecekmişim yakalanınca. Üç defa yaptım yakalanmadım. Sonra yolda giderken bekçiler gördü. Kimlik sordu. Yok deyince karakola götürdüler, beni tekrar köye yolladılar.

MAHSUN KIRMIZIGÜL KASETİ

Şubatın 15'inde ben köyde top oynuyordum. Bir araba geldi İçinden tanıdığım biri indi. 'Hadi gel' dedi. 'Ben gelmem artık babam kızıyor' dedim. O zaman 'Gel Mahsun Kırmızıgül'ün kasetini vereyim' dedi, arabaya eğildi ben arkasında dururken döndü kolumu kıvırıp arabaya soktu. Çobanlar görmüş babamı aramışlar. Babam da hemen jandarmaya koşmuş. Onlar bizi ararken biz çete üyelerince Diyarbakır'da bir eve götürülmüştük.

İşkence günlüğü

Bir defasında eve gittiğimizde 'Neden çalışmadınız' diyerek üç çocuğu hortum ve kemerle dövdüler. Sırtlarını açtırıp çiviyle çizdiler, kanattılar. Bana 'Sen işe ilk kez çıktığın için bugün dayak yok. Yarın iş yapmadan gelirseniz parmaklarınızı kıracağız' dediler. Bir de şişede kezzap varmış. Helanın taşına döktüler, dumanlar çıktı, ses çıktı. 'Bak bu kezzap taşı bile eritir. Gözünüze dökeriz, ya ölürsünüz ya kör olusunuz, dilenci yaparız' dediler. Korktum. O gece çok ağladım. Diğerleri dayak yedikleri halde ağlamadı bana hep güldüler. Köyden kaçırıldığımda Diyarbakır'da bir eve gittik. Dayak başladı. Sonra bana, 'Adın bundan sonra S.İ. Bu da nüfusun' dediler. Uçağa bineceksin sevinsene dediler. Ben korkarım dedim, alay ettiler. Havaalanında polisler arama yapıyorlardı. Adımı sordular önce unuttum sonra S. dedim. Biletimi sordular. Çocuk doktoruna götürdüler. Sonra da babamı getirdiler.


Çete reisinden talimatlar!..


İstanbul'daki çete liderinin, Diyarbakır'daki çocuk toplayıcısına gönderdiği bir notta neden uçak kullanılacağı konusunda verdiği talimatlar ortaya çıktı. Buna göre: "Tren yolları, istasyonlarda polis var tamam mı? Çocukları çok sorguluyor. Tehlikeli. Otobüs hiç olmayacak. Garajlarında da polis bakıyor. Askeri inzibatlar da çocuk işine el attılar. Para mühim değil. Uçakla getirin. Tek tek. Parayı fazlasıyla çıkarırız. Yüzü kız gibi, temiz olursa, bir de bacağı uzun, iyi koşan, çok akıllı cin gibileri bulun. Uçağa mutlaka biri götürsün abisiyim, dayısıyım diyerekten. Kimlikleri yapacak size M...'ler. Orada sahici kimlikler var. 16-17 yaşına göre. Zaten alanda kapıdaki polisi geç bir daha kontrol yok. İş büyüdü evladım. Her defasında en fazla iki çocuk. Diyarbakır Emniyet Müdürü Zeki Çatalkaya ise "Son zamanlarda oldukça artış gösteren çocuk kaçırma olaylarına karşı büyük önlemler aldık. Bunun semeresini de görüyoruz" diye konuştu.

Tehdit edip geri istediler

Köy halkı "Biz Zaza'yız. Devlete bağlıyız. Köyümüzde 45 kayıtlı korucu var. Muhtarın oğlunun başına gelenler bizi çok üzdü. Hele köye kadar gelip çocuğu kaçırmaları bizi kahretti. Artık hepimiz bu evladımızı korumaya yeminliyiz." diyor. Köy muhtarı ve çocuğun babası Şehmus ise "Paraya pula ihtiyacımız yok şükür ki! Evimde İnternet'im var, kameralarım, elektronik posta adreslerim var. Bir cahillik yapmış kaçmıştı. Ondan sonra baktılar ki çok zeki, çete reisi olarak yetiştirmeye çalışmışlar. Şimdi mahkemedeyiz. Her gün arayıp, 'Davayı geri çek. Bizi şikayet etme. Çocuğu da geri gönder yoksa köyü başınıza yıkarız' diye tehdit ediyorlar. Devlet bunların çaresine baksın. Ya da desin ki 'Siz kendiniz çözün'. O zaman kendimizi korumasını biliriz. Anne ise "Oğluma kavuştum Allah'a şükür" dedi.

SABAH
__________________
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    islamirc.net Forum Ana Sayfası -> Makaleler Tüm saatler GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


 
Copyright © 2005 PHP-Nuke. PHP-Nuke is a free software released under the GNU/GPL
Forumtags