islamirc.net

islamirc.net: Forums


islamirc.net :: Başlığı Görüntüle - Öğretmenimiz Şehid Ahmed YASİN
 
 

Öğretmenimiz Şehid Ahmed YASİN



 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    islamirc.net Forum Ana Sayfası -> İslam Alimleri (İz Bırakanlar İslam Önderleri)
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
zeydiyye
Konuşkan Üye
Konuşkan Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 20 Ocak 2006
Mesajlar: 1934

Teşekkür sayısı: 5
Kendisine 18 tşk.edildi



MesajTarih: Pts Nis 17, 2006 7:53 pm    Mesaj konusu: Öğretmenimiz Şehid Ahmed YASİN Alıntıyla Cevap Ver

Safer ay’ının ilk vaktiyle birlikte yetişiyor füzeler...
Sabah namazının, dünyanın yüzündeki tülleri, şefkatle kaldırmasını istemeyen birileri... Kötülük için, her zaman acele etmiş birileri... Nefret ve kinlerinden dolayı, insan olmaya dair, bütün yüzlerini kaybetmiş birileri... Yüzsüzler... Lekeler... Sabah namazından yeni çıkmış bir ihtiyarın bağrına, tam üç füze saplıyorlar...
Bugün 1425 Safer’inin birinci günü, ilk dakikanın, ilk şehidi, ilk incisi, yüzündeki abdest suları henüz kurumamış... Altmış sekiz yaşında, kötürüm, boynundan gayrısı tutmayan, bir öğretmen, bir dede, bir bilgin şehid ediliyor... Birinci dakika birinci şehid...

Onu, efsaneleştiren, hayatı boyunca bütün imtihanları haysiyetle karşılamış olması. Üç yaşında yetim kalmış. On yaşındayken ülkesinin işgalini görmüş. Köyleri, Yahudi çetelerince basılmış, insanların kesildiği, doğrandığı evlerin yakılıp yıkıldığı Filistin’de büyümüş bir çocuk... Derken feci bir kaza ve hayatı on altısından itibaren, elsiz ayaksız yaşamak zorunda kalmış Ahmet Yasin... Bu da yetmezmiş gibi sürekli mahkeme, gözaltı, hapishane, tevkif ve işkenceyle geçen bir ömür...
Ben onun yüzünü, her şeye rağmen, mahcup bir gülümsemeyle hatırlıyorum. Onun yüzünde teslim olmuş bir mü’min siması vardı.
O bir öğretmendi.
Ve ölürken dahi öğretti: “Hepimiz Allah içiniz ve O’na dönücülerden...”
Çocuklarımla onun hakkında konuşurduk, daha ufakken bana şöyle sorduklarını hatırlıyorum: “Anne, bu dede gerçek mi?”
Şeyh Ahmet Yasin gerçekten var mıydı? Gerçekten bizimle aynı zamanda mı yaşamıştı? Aynı dünyanın insanları mıydık? Onunla aynı camiden çıktıktan sonra, ondan geriye kalmış paramparça bir örtü parçasına şaşkınlıkla sarılıp ağlayan Filistinli de aynı soruyu soruyor sanırım: Ahmet Yasin nerede? Öğretmenimiz nerede?
Bizim ülkemizde de pek çok hoca, şeyh, alim, vs. var... Ama hiçbirinin de ölümü böyle değil. Olamaz da... Zira, hayatlarımız, Şeyh Yasin’in hayatı gibi değil... Düşünsenize ülkemizin mücahidliği ve hocalığı kimseye verdirmeyen büyüklerimizin bir vefat ettiğini mesela... Geride neleri bırakacaklarını...
Oysa Şeyh Yasin’in terekesinde, bir sabah namazında parçalanmış örtüsünden ve potininden gayrı bir şeyi yok... Onun her sabah “inşallah bugün şehid olurum” diye dua ettiği Rabbinden başka hiçbir şeyi yok...
Sanırım onu bizden ayrı kılan da bu; bizimse her şeyimiz var, duamız, ümidimiz hariç.
Şeyh Yasin, gerçek bir öğretmendi. Yüreğinde Allah korkusu dışında bir şey olmayandan herkes korkuyordu işte. İsterse tekerlekli sandalyeye mahkûm olsun...
Yüreğinde Allah korkusu yerine servet ve makam kaybetme korkusu olanlardan da kimse ne korkuyor ne çekiniyordu... Bizim hocalarımız konuştukça, insanlar gülüyorlar ve ciddiye bile almıyorlar. Oysa, Yasin hoca o kötürüm haliyle konuştuğunda, dünya dinliyordu.
Bu fark’tır... Bu hakikattir... Bu ibrettir...
Şaron gibi azılı ve psikopat bir katilin yapabileceği en büyük şey, Yasin’leri tek tek bulup yok etmeye çalışmak olacaktır. Fakat Yasin’lerin sayısı ve varlığı hiç tükenmez bir hazineden desteklenmektedir. O hazine; Rabbimizin İla’yı Kelimetullah hazinesidir.
Bu savaş; aydınlıkla karanlığın, meleklerle şeytanların, masumlarla kindarların, gariplerle zalimlerin, hak ile batılın savaşıdır...
Filistin’de Müslümanların zeytin ağaçlarını bile ateşe veren bir kör gözlü bir Yahudi nefreti var... Küçük çocuklar, nineler, tekerlekli sandalyedeki bir yaşlı öğretmen, bardaklara konulmuş berrak sular, pencerelerden sarkan hanımeliler, çocuk uçurtmaları, kına geceleri... Hepsi bombalanıyor... Gözlerimiz önünde...
Bugün öğretmenimi kaybettim: Şeyh Ahmet Yasin şehid edildi.
Öğretmenimin dersi devam ediyor: İNTİFADA... İNTİFADA!



ZİNDE BAD JEHENNEM BERAY-I ZALİMAN!!!
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
ceyda36
Üye
Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 03 Temmuz 2006
Mesajlar: 80

Teşekkür sayısı: 3
Kendisine 0 tşk.edildi



MesajTarih: Çrş Tem 12, 2006 6:16 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Öğretmenimin dersi devam ediyor: İNTİFADA... İNTİFADA!
_________________
tesekkürler zeydiyye.....
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
selamet
Yeni Üye
Yeni Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 13 Kasım 2008
Mesajlar: 8

Teşekkür sayısı: 0
Kendisine 0 tşk.edildi



MesajTarih: Cum Ksm 14, 2008 11:22 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bayrak durduğu yerden devam ediyor: İNTİFADA... İNTİFADA!

Rabbimiz sayılarını artırsın inşallah...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
SAKARYA
Yeni Üye
Yeni Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 06 Temmuz 2006
Mesajlar: 16

Teşekkür sayısı: 0
Kendisine 1 tşk.edildi



MesajTarih: Cmt Ksm 15, 2008 10:47 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Şeyh Ahmed Yasin 1983'te Gazze'de kurduğu İslam Merkezi'nde yaptığı konuşmalardan dolayı İsrail işgal kuvvetleri tarafından polis merkezine götürülür. Orada komiserle aralarında şöyle bir konuşma geçer:

Komiser: Şeyh Ahmed! Peygamberinizin Hayber'de atalarımıza karşı zafer elde ettiği gibi sizin de bize karşı zafer elde edeceğinizi ileri sürmüyor musunuz? Hadi öyleyse yanında ne varsa ortaya dök ve bizimle savaşmak için silahını çıkar.

A. Yasin: Hayber çok uzak değildir. Günü geldiğinde bizim size ne yapacağımızı görürsünüz.

Komiser: Ne demek istiyorsunuz?

A. Yasin: Demek istiyorum ki, sizin gerçek savaşınız İslâm'la ve Muhammed'in askerleriyle olacaktır.

Bu olaydan kısa bir süre sonra Ahmed Yasin tutuklandı. Daha sonra mahkeme önüne çıkarıldığında yargıçla arasında şöyle bir konuşma geçti:

Yargıç: Sen İsrail devletini yıkarak yerine İslâmi bir devlet kurmak için çalışan İslami bir askeri örgütün başkanlığını yapmakla suçlanıyorsun.

A. Yasin: Onların üzerlerindeki zulmün kaldırılması için kendilerine yardımcı olmam benim vatanıma ve halkıma karşı bir görevimdir.

Yargıç: Sen aynı zamanda kanundışı yollarla silah temin etmekle ve İsrail'e karşı kullanılması durumunda büyük bir felakete sebep olabilecek kadar silah biriktirmekle suçlanıyorsun.

A. Yasin: Her gün bizi öldürmek isteyene, vatanımızı ve kutsal varlıklarımızı işgal edene karşı canlarımızı ve kardeşlerimizi savunmak bizim hakkımızdır.

Bu olaydan sonra, İsrailli yargıca gazeteciler Ahmed Yasin'in felçli ve oturak biri olduğunu hatırlattıklarında yargıç şöyle demişti: "O felçli ve oturak bir adam ama onun felçli ve oturak olmayan aklı ve dili var. Aynı zamanda bir örgüt adamı ve lider konumunda. Etkinlik sahibi biri. İsrail açısından ona güvenilemez."

Ahmed Yasin, 1989'da tutuklanmasından sonra mahkeme önüne ilk çıkarıldığında yargıçla arasında şöyle bir konuşma geçti:

Yargıç: Sen HAMAS hareketini kurmakla, taş atanları idare etmekle, onları İsrail devletine karşı savaşmaya teşvikle ve onlara bazı İsrail askerlerini ve yahudilerden bu topraklara yerleştirilenleri öldürme emri vermekle suçlanıyorsun.

A. Yasin: Ben HAMAS'ı kurmakla şeref duyarım. Yaptıklarım işgale karşı direnmem için dinime karşı görevimdir. Bunu yapmak ise Filistin'deki halkımın haklarını korumam için meşru bir hakkımdır.

İsrail mahkemesi 16 Ekim 1991 tarihinde Ahmed Yasin'i "ömür boyu + on beş yıl" hapis cezasına çarptırdığını açıklayınca Şeyh Yasin kahkahayla güldü. Onun bu kahkahasının mahkemenin kararını alaya almak anlamına geldiğini düşünen İsrailli yargıç hiddetlendi. Ama Ahmed Yasin yargıcın tavırlarını hiç ciddiye almadı.
Şeyh Yasin'den Mesajlar
Şeyh Yasin 1999'daki Ramazan mesajında şöyle diyordu:

"Buradan, Filistin toprağından, İsra ve Mirac toprağından, etrafını Yüce Allah'ın mübarek kıldığı Aksa toprağından bu satırları size yazıyorum. Yurdunu kurtarmak ve siyonist düşmanı dize getirmek için mücadele eden mücahit halkımızın yanında yer aldığınız sürece siz de mücahitsiniz. Kalpleriniz bizim Filistin'deki cihadımızla beraber olduğu, kalemleriniz bizim Filistin'deki davamızı savunduğu sürece siz de mücahitsiniz. Kim bir gaziyi teçhiz ederse o gaza etmiş gibidir. Kim bir gazinin geride kalan ailesine bakarsa o gaza etmiş gibidir. Burada, işgal altındaki topraklarda yaşayan halkınıza maddi, manevi ve siyasi yönden yardımcı olduğunuz sürece siz mücahitsiniz. Filistin'le, Kudüs'le, Aksa'yla ilgili görevinizi yerine getirme ateşiyle yanıp tutuştuğunuz sürece siz mücahitsiniz. Allah'ın sözünü dünyaya tebliğ ettiğiniz, hakkı savunduğunuz, hakkın yanında yer aldığınız sürece siz mücahitsiniz. Şanı yüce olan Allah hak ve doğru olan sözünde şöyle buyuruyor: "Öyleyse inkârcılara boyun eğme ve onlara karşı onunla (Kur'an'la) büyük bir cihad ver." (Furkan, 25/52)"
Şeyh Yasin bir açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Filistin halkı yeniden yurduna dönmediği ve Filistin toprakları üzerinde bir Filistin devleti kurulamadığı sürece Filistin meselesine gerçek bir çözüm bulunmuş olunamaz. Bu olmadan üretilecek çözümlerin tümü geçici çözümlerdir ve sadece Filistin halkının sınırlı bir süre için teskin edilmesi amacına yönelik olabilir."
Amerikalı bir gazetecinin: "Amerikan kamuoyunda HAMAS'ın eylemleri terör olarak nitelendiriliyor. Sizin bu konudaki yorumunuz nedir?" diye sorması üzerine Ahmed Yasin şu cevabı verdi:

"Bu gülünç bir şey. Çünkü bir şeye tek gözle bakan onu tam ve gerçek olarak göremez. HAMAS herhangi bir terör eylemi gerçekleştirmiyor. O, halkını, toprağını ve kendini savunuyor. İsrailliler Mescidi Aksa'da ve Hz. İbrahim Camisi'nde sivil Filistinlilere yönelik terörist saldırılar gerçekleştirmeden önce HAMAS sivillere yönelik en ufak bir eylem gerçekleştirmemişti. HAMAS esas itibariyle bir askeri örgüt değil insani bir örgüt, hizmeti esas alan toplumsal bir harekettir. Fakat bizim toprağımızı zorla elimizden alan, evlatlarımıza saldıran bir yerleşimciye karşı savaşma hakkımız yok mu? Böyle birine karşı savaşmak bizim meşru hakkımız değil mi? İkinci olarak, bizim halkımıza karşı Deir Yasin'de, Kana'da ve sair yerlerde gerçekleştirilen katliamları niye görmüyorsunuz? Bizim insanlarımız BM binalarına sığınıyor, İsrail uçakları gelip onların sığındıkları binaları bombalıyor ve suçsuz insanları topluca katlediyorlar. Neden olaylara sadece tek gözle bakıyorsunuz. Bütün bu katliamları neden görmezlikten geliyorsunuz? Eğer işgale karşı toprağını savunanın yaptığını terör olarak nitelendiriyorlarsa bizzat işgalin kendisini ne olarak niteleyecekler? Amerika'nın topraklarının herhangi bir bölümü işgal edilseydi sizin tutumunuz ne olurdu acaba?"
Gazze İslâm Üniversitesi Öğrenci Meclisi seçimlerinde yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi:

"Bütün insanlığa haykırıyoruz ki biz yahudilerle onların yahudi olmalarından dolayı savaşmıyoruz. Bilakis onlarla bize saldırmaları, topraklarımızı, yurdumuzu ve evlerimizi elimizden almaları, evlatlarımızı, annelerimizi, babalarımızı öldürmeleri, bizi öz yurdumuzdan kovmaları yüzünden savaşıyoruz. Biz "barış"ı sevmiyor değiliz. Bilakis "barış"ı seviyoruz. "Selam (barış)" Allah'ın adıdır. Ancak işgal yönetimi "barış"ı istemiyor. İnsanların haklarını gasp ederek onları yurtlarından kovan, haksızlığa uğratan, evlerini yıkan odur. O "barış"a inanmıyor. Biz Yüce Allah'ın yeryüzünde gerçekleştirilmesini istediği gerçek barışı istiyoruz. Filistin halkının hedefi tektir. Düşmanı da birdir. Haklarımızı ve topraklarımızı geri alıncaya kadar da savaşacağız. Bizim sahibimiz (velimiz) Allah'tır. O'ndan başka da sahip (veli) yoktur. Allah bizimledir. Onların beraberinde ise şeytandan başkası yok. Cihadsız bir toplum varlığını sürdüremez. Çünkü cihad İslam'ın istediği barışın yoludur. Cihad etmeyen bir toplum ölüler gibi olur. Şimdi biz niçin çarpışmayacağız? Evlerimizden ve yurtlarımızdan çıkarılmışız. Kendimizi savunma hakkımız olmayacak mı? Bütün semavi şeriatlar da beşeri hukuk sistemleri de bize topraklarımızı savunma hakkı vermektedir"
Şehadet eylemleri ve sivillerin öldürülmesi meselesiyle ilgili bir soruya verdiği cevapta şu ifadelere yer vermişti:

"Burada söz konusu olan İsraillilerin "intihar saldırıları" adını verdikleri istişhadi eylemlerdir. Bu eylemlerde İsrailli sivillerin de hedef alınması söz konusudur. Ben daha önce İsraillilere, sivillere yönelik saldırıları karşılıklı olarak durdurmayı teklif ettim. Eğer İsrail sivillere yönelik saldırılarını durdurursa biz de aynı şekilde bunu durdurabiliriz. Biz aslında sivillere yönelik saldırılar düzenlemeyi sevmiyoruz; dinimiz de normal şartlarda bunu hoş karşılamıyor. Ama İsrailliler sürekli sivillere yönelik saldırılar düzenliyorlar. Evleri yıkıyorlar. Çocukları ve kadınları öldürüyorlar. Kadın olsun erkek olsun, tutukluların ailelerini sürekli takip ediyorlar. Onlar bütün bu uygulamalarında sivilleri hedef almaktadırlar. Ben de onlara diyorum ki siz sivillerden uzak durun, biz de sizin sivillerinizden uzak durmaya hazırız. İşgale karşı mücadele konusuna gelince; bu konuda diyoruz ki: Eğer işgal tamamen son bulursa o zaman bu direnişin durması söz konusu olabilir."
Ahmed Yasin Arafat'a yönelik bir açık mektubunda da şu ifadelere yer vermişti:

"Filistin davasının zor bir döneme girdiği, İsrail'in Filistin halkının meşru hakları karşısında iyice katılaştığı, yahudi yerleşim merkezlerinin genişletilmesi, toprakların gasp edilmesi, evlerin yıkılması, halkın kuşatmaya alınması ve açlığa mahkûm edilmesi suretiyle Filistin halkına ve vatanına karşı İsrail terörünün zirveye tırmandığı günleri yaşamaktayız. Böyle bir dönem Filistin halkının birlik içinde olmasını ve saflarını sağlamlaştırmasını gerektirmektedir. Hal böyleyken değişik iddialardan yola çıkarak bu birliği bozmaya çalışan seslerin yükseldiğini, uyduruk imzalar taşıyan birtakım bildirileri ötede beride dağıtmak suretiyle halkı içerde fitneye ve iç savaşa çağıranların ortaya çıktığını görüyoruz. Biz, İsrail'in belli amaçlarına ulaşmak için perde arkasındaki elleriyle bu işleri yürüttüğünden şüphe etmiyoruz."

Bağlantıları yalnızca kayıtlı kullanıcılar görebilir!
Hemen kayıt olun veya hesabınıza giriş yapın!
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    islamirc.net Forum Ana Sayfası -> İslam Alimleri (İz Bırakanlar İslam Önderleri) Tüm saatler GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


 
Copyright © 2005 PHP-Nuke. PHP-Nuke is a free software released under the GNU/GPL
Forumtags