Tarih: Cum Hzr 16, 2006 5:04 pm Mesaj konusu: Ben seni yazmaya mecbur muyum?
Gidişinle bir serencâmın keder dolu nihâyeti başlarken göz bebeklerimde, ağlamaktan daha fazlası gerekiyordu yangın yerine dönen gönlüme… Aşkın tarifsiz geometrisinde, bütün açı ortaylarını yitirmiş hayallerimin; buruk tesellilere dokunacak kadar ömrü de yoktu aslında… Yâr olaydın… Yâr olaydın! Âh deli gönlüm ihtiyâr olaydın da tek bahtiyâr olaydın. Bir nefes alıp vermede bir saadete ereydin de, sonra ansızın solaydın!
Renklerin gayba uzandığı demlerde, yok olmak istidâdında ağlayan karanfillerin kızıl arzularında, bir şal misali döküldü omuzlarımdan hicrânın şûh yükü… Ümmi satırlarımın yalvarışlarını duymayacak kadar uzakları mesken tutan huma kuşuna intizarım var benim… İntizardan öte itirazım var benim…
Aşk… Şiirlerimden sürgün ettiğim son imge… Temalarım tutarsızlaşırken kalemimin ucunda, ebruları kesafetiyle boğan renk oldun âh…! Şimdi her heyecanım günah… Surda gedik açan her gülle, senin elinden çıktı bilesin… Bilesin eşkıya tasavvuruyla avuçlanan her goncada sana âh etmekteyim… Sen tükenmeyi ne bilirsin…? Ben usul usul bitmekteyim…!
Menziller turkuaz kanatlı turnalara yol verir sanma… Sorma bana… Söylesem de inanma! Ben aynalarda seyrettiğim benle, aynaların billur meçhuliyetine yelken açtım bundan gayrı… Bil ki kalmadı, hayır isterken yitirdiklerimin hayrı…! Yeter…! Tırnaklarını çek yüreğimin üzerinden… Dudakların bükülüp durmasın dimağımın köşesinde… Nefesini katma esen rüzgara… Dağlara haykırma bana söyleyemediklerini… Git başımdan heyula ! Destursuz gelme böyle her gece… Gecenin suskunluğunu kabulden sayma sakın… Bana senin yokluğun senden daha yakın… Adı zûl şimdi… Her dem tattığım firâkın…
Ben seni yazmaya mecbur muyum?
Kalem ve kağıt… Ellerimde dalga dalga kabaran bir ağıt! Ya gel, bu hüznü, efkâra esir düşmüş şahikalardan dağıt! Ya da kara toprağın bağrına uzansın bir defa daha bir garip yiğit… Şiirle düğümlenen sözün, yazıyı da kördüğüm etmesi yadırganmaz. İşte o düğümün yeridir şimdi:
Yarını düşünmekten bugüne kanmaz oldum!
Bülbüllüğüm rivâyet, güle aldanmaz oldum…
yazı harika slaytta keza öle daha once slaytı defalarca seyrettim çok güzel.. paylaşım için saolun.. Umutsuzluğun kara gölgesi düştüğünde gözlere; Yola koyul, kararlı ol ve sana ölüm gelinceye kadar SABRET...
Yâr olaydın… Yâr olaydın! Âh deli gönlüm ihtiyâr olaydın da tek bahtiyâr olaydın. Bir nefes alıp vermede bir saadete ereydin de, sonra ansızın solaydın!
güzel söylemiş Kaç Adımda Tamamladınki Beni Yokluğunda Ölümler Beğeneyim
bittim diyen kuluna yettim diyen bir Allaha inanıyoruz... ve yavaş yavaş bitiyoruz...umarım ihtiyacımız olan yardım tez zamanda cümlemizin gönlüne gelir...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız