islamirc.net

islamirc.net: Forums


islamirc.net :: Başlığı Görüntüle - Uyuyan güzel
 
 

Uyuyan güzel



 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    islamirc.net Forum Ana Sayfası -> Edebiyat
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
RaVzA
Süper Admin
Süper Admin

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 19 Ocak 2006
Mesajlar: 3899

Teşekkür sayısı: 71
Kendisine 92 tşk.edildi



MesajTarih: Pzr Hzr 18, 2006 8:47 pm    Mesaj konusu: Uyuyan güzel Alıntıyla Cevap Ver

llar önce yüzyıl uyuyan bir prenses varmış ,bir büyücünün zulmünün
esaretinde kimbilir belki olabilecek bir uyanışı beklemiş yüzyıl boyunca.

İşte o masal;

Her masalın ,her söylencenin uzun uykusunda bir uyanma vakti vardır.Ve o
gelmeden girişilen her eylem bir serüven yalnızlığı olarak kalır.Öyle
anılır.
Ve yüzyıl sonra vadesi erişip bir prens çıkmış ortaya.Masalın ve yüzyılın
kendisine verdiği bu görevi seve seve üstlenmiş; zaten uyuyan güzel hakkında
yüzyıldır söylenegelenlerin etkisinde daha onu görmeden deliler gibi
tutulmuş ona.Kendisine verilmiş misyona mı,uyuyan güzele mi aşık olduğunu
ayıredemeyecek kadar toymuş o zamanlar.Böylelikle hayranlığın
,sevginin,sevdanın,aşkın,cinselliğin ve beraberliğin bir kulak dolgunluğu
olduğunu birkez daha görüyoruz "Bizim"sandığımız birçok
duygunun,düşüncenin,değerin ve doğrunun içimize usul usul işlenmiş bir kulak
dolgunluğu olduğunu...
Ve prens dudaklarında yüzyıldır beklettiği öpücüğüyle birlikte saraya doğru
yollandı.
Masalına kahraman olma zamanı gelmişti.

Prensesin odasına geldi.Prenses uykusunun içersinde batık bir gemi gibi
gizemliydi.Uykusuyla bütünlenmiş güzelliğine,efsanesinin güzelleştirdiği
yüzüne uzun uzun baktı Prens.Çok uzaktan ,çok uzaklardan,tam yüzyıl
sonrasından baktı.
Sonra kararını verdi:
Aradan yüzyıl geçse de uyandırmayacaktı onu.
O gün gelse de.
Uyandırdığında bu sevdanın,bu büyünün,bu tılsımın bozulacağını biliyordu
çünkü; bir bakış,birkaç söz,bir dokunuş herşeyi bozacaktı.Sevmek
suskunluktu, sevmek kesin sessizlikti,sevmek uzaklıktı,sevmek
dokunamamak,erişememek, sevişememekti.
Ya da yüzyıldır böyle öğretilmişti sevmek.

Gözlerini açar açmaz ,yüzyıldır gördüğü düşlerin anımsayamadıklarından ve o
düşlerin tümünden,sızıya benzer bir duygu olacaktı kalakalmış olan.
Biliyordu bu sızı hep olacaktı.Kaldı ki,o düşlerin tümüne eğemen olan ortak
motifler,zaman zaman,yani yaşadıkça;yaşamını,ilişkilerini yoklayacaktı
elbet. O düşlerin tümü anımsanmak içindi.Sonsuz bir anımsayıştı
herşey;anımsayış ve unutuş.Ömrünün bundan sonrası düşlerinde gördüklerini
yaşamakla geçecekti.İnsan uzun uykulardan sonra yalvaç bir yalnızlığa
uyanıyor.

Aradan yüzyıl geçtikten sonra hiçbir uyanış mutlu olamaz.

Benim için artık çok geç kalmış bir sevgi bu,ben seversem yüzyıl öncesinin
sevgisiyle seveceğim,o severse, beni üzerinden yüzyıl geçmiş bir sevgiyle
sevecek.Aramızda kaç takvimin uzaklığı duruyor.Bir öpücük,yalnızca bir
öpücük bu uzaklığı kapatmaya yeter mi?
Sevgi,
Zehirli bir düşün,büyülü sözcüğü...
Öte yandan sevmek göze almaktı,sonuna dek gitmekti,gidebilmek
yürekliliğiydi. Biliyordu prenses uykusundan uyandığında,ya da uyanır
uyanmaz onu eskisi kadar sevmeyecekti.Çünkü sevmek sessiz ve tek başına
birşeydi.Sevmek yalnızlıktır.Onu eskisi kadar sevemeyeceğinden
korkuyordu.Onu uyandırmaktan korkuyordu.
Eskisi kadar sevemeyecekti,belki de hiç sevemeyecekti.Çünkü arada o orman, o
karanlık,o geçit vermez,o giz olmayacaktı artık.İşte odasında duruyordu.
Duman inceliğinde bir boşluk dolanıyordu yüreğini.

Arada ne ormanın, ne de yüzyılın karanlığı olmadan onu nasıl sevebilirdi?Bu
kadar büyük sorumluluğu yüklenebilirmiydi?Sevmenin zahmetini,birlikte
omuzlanacak olan zahmeti yüklenebilirmiydi?

Paylaşmaya,tartışmaya,özveriye,anlayışa gereksinen iki kişilik ilişkiyi
göğüsleyebilir,götürebilirmiydi?
Sevmek imkansızlıktı.

Kendimizde beslediğimiz,kendimizde büyüttüğümüz,kendimizde saklı duran bir
şeydir sevmek.O hep bizdedir,bizledir,usul usul biriktiririz onu,içimizde
yığılı durur.Ve günün birinde ansızın karşımıza biri çıktığında sanırız ki
içimizden boşalıveren bütün bu duyguları o taşımıştır bize.

Sevmek,kendi kendimizi büyülemektir; kendi kendimize yaptığımız büyü.
Oysa yeniden başlayacaktır arayışlar,pişmanlıklar,yanılgılar.Herşey
"tamamlanmak" içindir.Çoğu kez ölümün tamamlayıcı ellerine dek aynı umut,
aynı arayış,aynı çırpınış ve aynı perişanlıkla sürükleniriz.
Gözümüz arkada kalmıştır.

Ansızın anladı ki uyuyan güzelin kendisini değil,masalını seviyordu Prens.

Masalın bittiği yerde hayat başlar.

Murathan Mungan
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
KaTRaN_GeCeLeR
Onursal Üye
Onursal Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 18 Şubat 2006
Mesajlar: 624

Teşekkür sayısı: 0
Kendisine 9 tşk.edildi



MesajTarih: Cum Hzr 23, 2006 1:59 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sad Saolasın...

Umutsuzluğun kara gölgesi düştüğünde gözlere; Yola koyul, kararlı ol ve sana ölüm gelinceye kadar SABRET...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    islamirc.net Forum Ana Sayfası -> Edebiyat Tüm saatler GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


 
Copyright © 2005 PHP-Nuke. PHP-Nuke is a free software released under the GNU/GPL
Forumtags