islamirc.net

islamirc.net: Forums


islamirc.net :: Başlığı Görüntüle - ŞUBAT AYI ŞEHADET AYIDIR!!!
 
 

ŞUBAT AYI ŞEHADET AYIDIR!!!



 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    islamirc.net Forum Ana Sayfası -> Cihad / Mücadele
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
helezon
Konuşkan Üye
Konuşkan Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 20 Ocak 2006
Mesajlar: 2618

Teşekkür sayısı: 0
Kendisine 16 tşk.edildi



MesajTarih: Sal Oca 31, 2006 8:09 pm    Mesaj konusu: ŞUBAT AYI ŞEHADET AYIDIR!!! Alıntıyla Cevap Ver

İslam'da Şehid ve Şehadet
Sadullah Ergün

Ölüm asla yokluk değildir. Ölüm, şu fani dünyadan ebedi hayata geçiş köprüsüdür. Her canlı varlık o köprüden mutlaka geçecektir. Yani ölümü tadacaktır. Vasıf itibarıyla ölüm iki çeşittir: Cahiliye ölümü ve şerefli ölüm. İslam düşmanlarıyla savaşılmadan, cihad niyeti taşınmadan ve zulme, dayatmaya, baskıya seyirci kalınarak nemelazımca hareket etme sonucunda gelen ölüme cahiliye ölümü denir. Bu çeşit ölümle bu dünyadan ayrılan bir kimsenin kıyamet gününde hiçbir değeri olmadığı gibi Allah (c.c.)'ın gerçek müminlere hazırlamış olduğu nimetlere de nail olamaz.

Zulüm, baskı ve dayatmalara boyun eğilmeden i'layı kelimetullah için verilen hizmet ve mücadele sonucunda gelen ölüme şerefli ölüm denir. Ancak i'layı kelimetullah için İslam düşmanlarıyla yapılan savaş sırasında savaş meydanlarında veya İslam düşmanlarına karşı verilen mücadele sebebiyle kafirlerin ve zalimlerin zindanlarında işkence sonucunda gelen ölüm en şerefli ölümdür. Bu Kur'an ve sünnet dilinde de şehadettir. Bu durumda hayatını kaybeden Müslüman şehittir.

Şehitler sağdırlar. Şehitler Allah'ın misafirleridirler. Şehitler Allah katında rızıklandırılırlar. Şehitler için peygamberlerin bile gıpta ettikleri makamlar vardır. Şehitler cennette diledikleri yerlere gidebilirler. Şehitlerin şefaati makbuldür. Şehitler kıyamet gününde gördükleri ikramdan dolayı tekrar diriltilip Allah yolunda savaşarak tekrar şehid olmayı arzulamaktadırlar.

Şehadetin önemini ve şehitlere yapılan ikramı bildiren ayet ve hadisleri okuyan sahabilerin (r.a.) şehit olmak için hep savaş meydanlarına koştuklarını görmekteyiz. Evlendiği gecenin sabahında cihada çağrıldığını duyup, sabah erkenden yıkanma fırsatı bulamayarak cünüb olarak Uhud meydan muharebesine şehadete koşan, müşriklerle göğüs göğüse çarpışarak şehid olan ve sonra gökyüzünde melekler tarafından yıkanan el-Gasil lakaplı Hz. Hanzala (r.a.)'ın hayatı bütün Müslümanlar tarafından bilinmektedir. "Yarın savaş olsa, ben de o savaşa katılsam. Kafirler tarafından şehit edilsem. Sonra karnımı yarsalar, ciğerimi çıkarsalar, burnumu ve kulaklarımı kesseler sonra kıyamet gününde "niçin bunlar sana yapıldı?" dense, ben de: "Ya Rabbi! Senin için" desem! Bu benim için her şeyden daha sevimlidir" diyerek Allah'a yalvaran Abdullah (r.a.) adındaki sahabinin duaları; günlerce aç olduğu halde avucundaki birkaç hurmayı yemek için geçecek vaktin, şehadetinin dolayısıyla cennete girmesinin gecikmesine sebep olacağını düşünerek avucundaki hurmaları yemeden atan ardından da kılıcını çekip müşriklerin arasına dalarak şehit düşen Hz. Umeyr adındaki sahabinin kahramanlığı ve şehit olup sakat ayağıyla cennete adım atmasına engel olan oğullarını şikayet etmek üzere ağlayarak Resulullah (s.a.s.)'e gelen ve Resulullah (s.a.s.)'den savaşa çıkma izni aldıktan sonra Uhud vadisinde şehit olan Hz. Amir ibnu'l-Cemuh adındaki sahabinin şehadet ve cennete girme aşkı güvenilir bütün siyer kaynaklarımızda mevcuttur.

Hz. Halid ibnu Velid yaklaşık yüz savaşa katılmıştır. Bu savaşlarda vücudunun çeşitli yerlerinden yaklaşık yüz yara almıştır. Ölümcül hastalığa yakalanarak cihad meydanlarında değil de yatağında öleceğini anlayan Halid (r.a.), ölümden korktuğu için değil şehit olamadığı için ağlamıştır.

20. asrın ortalarında peygamberler diyarı Filistin'de Müslüman Kardeşler'e mensup gönüllü Müslümanlar şehadete koşmada adeta birbiriyle yarıştılar. Bölge ülkelerinin atanmış bir kısım idarecilerinin hıyanetleri olmasaydı şehadet aşıklarının sayesinde belki bugün İsrail işgal devleti olmayacaktı. İhvan'a mensup Müslümanlar gösterdikleri fedakarlıklarla tarih yaptılar. Bilindiği üzere, önemli olan tarih okumak ve yazmak değil tarih yapmaktır. İhvan da bugüne kadar hep tarih yapmıştır. İslam aleminin çeşitli bölgelerinde dün, Afganistan ve Bosna gibi yerlere akın eden, şehadet aşkıyla tutuşan Müslümanlar bugün de Çeçenistan gibi yerlere akın etmektedirler. Allah (c.c.) böyle Müslümanların sayısını ve kuvvetini artırsın.

Şehadet ve Şehitlerle İlgili Bazı Ayetlerin Mealleri
1. "Eğer Allah yolunda öldürülürseniz veya ölürseniz, Allah'ın size lütfedeceği mağfiret ve rahmet onların biriktirdiklerinden daha hayırlıdır. Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de muhakkak ki Allah'ın huzurunda toplanacaksınız." (Ali İmran, 3/157-158)

2. "Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın. Aksine onlar diri olup Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar. Allah'ın lütfundan kendilerine vermiş olduklarıyla sevinç içindedirler ve arkalarından henüz onlara kavuşmamış olanları, kendilerine bir korku olmayacağı ve üzülmeyecekleri üzere müjdelerler." (Ali İmran, 3/169-170)

3. "... Şüphesiz hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılanların, benim yolumda kendilerine eziyet edilenlerin, çarpışanların ve öldürülenlerin kötülüklerini örtecek ve kendilerini altından ırmaklar akan cennetlere sokacağım. Bu Allah katından bir karşılıktır. Karşılığın en güzel olanı Allah katındadır." (Ali İmran, 3/195)

4. "Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyin. Aksine onlar diridirler ancak siz fark edemiyorsunuz." (Bakara, 2/154)

5. "O halde, dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar, Allah yolunda çarpışsınlar. Kim Allah yolunda çarpışır sonra öldürülür veya üstün gelirse ona büyük bir ecir vereceğiz." (Nisa, 4/74)

6. "Allah, Allah yolunda çarpışıp öldüren ve öldürülen mü'minlerden, karşılığı cennet olmak üzere, mallarını ve canlarını satın almıştır. Bu O'nun üzerine, Tevrat, İncil ve Kur'an'da vadedilmiş olan bir haktır. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterebilen kim vardır? Şu halde yapmış olduğunuz bu alışverişinizden dolayı sevinin. İşte büyük kurtuluş budur." (Tevbe, 9/111)

7. "Allah yolunda hicret edip sonra öldürülen veya ölenlere gelince; Allah onları muhakkak güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Şüphesiz Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır." (Hacc, 22/58)

8. "İnkâr edenlerle (savaşta) karşı karşıya geldiğinizde hemen boyunlarını vurun. Sonunda onları yenik düşürüp üstünlük sağladığınızda (esirleri) sıkı bağlara bağlayın. Artık bundan sonra ya lütufta bulunu(p serbest bırakı)n veya fidye karşılığı salıverin. Savaş ağırlıklarını bırakıncaya kadar (böyle sürdürün). İşte böyle. Allah dileseydi onlardan öç alırdı. Ancak sizi birbirinizle imtihan etmek için (böyle emrediyor). Allah yolunda öldürülenlerin ise (Allah) amellerini boşa çıkarmayacak." (Muhammed, 47/4)

Şehadet ve Şehitlerle İlgili Bazı Hadislerin Manaları
1. Resulullah (s.a.s.) mealen şöyle buyurmaktadır: "Allah (c.c.), yolunda cihad için çıkan kimseye kefildir. Kim sadece benim yolumda cihad etmek ve bana iman ettiği ve peygamberlerimi tasdik ettiği için evinden ayrılırsa, bu kimse onu cennete koyacağımı veya elde edeceği mükafatıyla evine çevireceğimi garanti etmiş olur."

2. "Muhammed'in nefsi kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, Allah yolunda alınan herhangi bir yara kıyamet gününde aynı şekilde görülecek. Rengi kan renginde ve kokusu misk kokusunda olacaktır." (Buhari, Müslim)

3. "Muhammed'in nefsi kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, eğer Müslümanlar için zorluğa sebep olmasaydım, Allah yolunda cihad eden hiçbir müfrezeden geri kalmazdım." (Buhari, Müslim)

4. "Muhammed'in nefsi kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, isterdim ki Allah yolunda cihad edip öldürüleyim, sonra yine cihad edip öldürüleyim, sonra yine cihad edip öldürüleyim." (Buhari, Müslim)

5. "Şehit öldürüldüğünde, sizden birinin pirenin ısırmasından duyduğu rahatsızlık kadar rahatsızlık duyar." (Tirmizi, Nesai ve Darimi rivayet etmiştir.)

6. Sehl ibnu Hanif (r.a.)'den Resulullah (s.a.s.)'in şöyle dediği rivayet edilir: "Allah Teala'dan samimiyetle şehadeti talep eden kimse yatağında ölse de Allah onu şehitler makamına ulaştıracak." (Ebu Davud, Müslim, Tirmizi, Nesai ve İbnu Mace)

İmam el-Benna ve Şehadet
İmam şehit Hasan el-Benna (r.a.) dava arkadaşlarını cihad ruhu ve şehadet aşkı üzerine yetiştirdi. El-Benna, davanın o meşhur beş esastan beşincisini "En yüce temennimiz Allah yolunda şehid olmaktır" şeklinde ifade etmiştir. Ayrıca el-Benna (r.a.) cihad risalesini yazmıştır. Bu risalede cihad, şehadet ve şehitlerin faziletini bildiren otuz bir tane hadis nakletmektedir. İmam el-Benna davanın beşinci esasını açıklarken şöyle diyor: "Biz ölümün, tehlikelerle dolu bir hayattan ebedi nimet ve saadetlerle dolu gerçek bir hayata geçiş köprüsü olduğunu biliyoruz. O halde biz ölümden nasıl korkarız?... Ey Müslümanlar! Şunu da bilmek gerekir ki, ölümden korkana ayeti celilelerin bir tesiri olmaz. O ayeti kerime ne kadar yüce, ne kadar ulvi olsa da...

Ölümü hayata tercih eden kimse için ölümle hayat müsavidir. Peygamberimiz (s.a.s.), bize hak uğrunda ölmekten korkmamayı öğretmiştir. Hiçbir şey bizi korkutamayacaktır. Ölümü hayata tercih eden bir milletin önünde hiçbir şey duramayacaktır..." Ve o sonunda davası uğruna kendisi de şehit oldu. Allah rahmet eylesin.

Şehitler Üç Kısımdır
Şehitler üç kısımdır. Dünya ve ahiret şehidi, dünya şehidi ve ahiret şehidi. Allah yolunda İslam düşmanlarıyla çarpışarak savaş meydanında şehid olan kimse dünya ve ahiret şehididir. Dünya şehididir, çünkü cumhura göre üzerine namaz kılınmaz ve yıkanmaz. Ancak İmam Ebu Hanife'ye göre yıkanmaz ama üzerine namaz kılınır. Ahiret şehididir, çünkü kıyamet gününde şehitlere vadedilen nimetler ona da verilir. Dünya şehidi, görünüş veya ganimet gibi şeyler için kafirlerle savaşarak öldürülen kimsedir. Yani yıkanmaz ve üzerine namaz kılınmaz. Ancak ahirette ona hiçbir mükafat yoktur. Suda boğularak, bir duvar enkazı altında kalarak (trafik kazasında ölen kimse de öyledir), taun gibi salgın hastalıklar sonucunda ölen veya dini, malı ve namusu için öldürülen kimseler de ahiret şehididirler.

Şehidlerle ilgili hükümler ayrıntılarıyla fıkıh kaynaklarımızda anlatılmaktadır. Ancak şu hakikati dile getirmekte fayda görüyorum. Son zamanlarda şehid ve şehadet çokça istismar edilmektedir. Şehadeti hiç hak etmeyen kimselere şehitlik unvanı verilmektedir. Adam hayatı boyunca yazdığı bütün yazılarında Allah'a, Peygamber'e, İslam'a, Kur'an'a ve diğer mukaddesata saldırmaktan geri kalmıyor ama öldüğünde veya herhangi bir nedenle öldürüldüğünde ona şehid deniyor. Bazıları batıl inanç, fikir ve düşünceler uğruna canını feda ediyor onlara da şehid deniyor. Birileri pavyondan, gazinodan, bardan, soygundan veya yüz kızartıcı bir suç işlemek için gittiği yerden dönerken kaza geçirerek ölüyor ona da şehid deniyor. Bu durumlarda ölen kimselerin uzaktan yakından şehadetle hiçbir ilgileri yoktur. Lütfen bundan vazgeçin ve bu mübarek sıfatı asıl sahipleri olan gerçek Müslümanlara bırakın ve kendinize başka sıfatlar bulun.

Şubat Ayı Şehadet Ayıdır
Şubat ayı şehadet ayıdır. Çünkü bu mübarek ayda yüzlerce alim ve dava lideri şehid olmuştur. Şubat ayı şan ve şeref ayıdır. Çünkü bu ayda zulüm, baskı ve dayatmalara boyun eğmeyerek Müslümanların izzet ve şereflerini korumaya çalışan gerçek Müslümanlar zalimlerin gaddar ve hain mermilerine hedef olmuşlardır. Şubat ayı aynı zamanda bereket ayıdır. Şu halde bu mübarek ayı güzel bir şekilde değerlendirelim. Bu mübarek ayda çok önemli ve değerli şahsiyetler şehid edilmişlerdir. Yüzlerce örnekten işte size birkaç örnek:

1. Suriye Baas rejimi, Hama katliamında kadın-erkek, çocuk-yaşlı demeden yaklaşık 40 bin Müslümanı şehid etti.

2. Şapka kanunu çıkarılmadan önce yazdığı bir kitapta Müslümanların şapka giymelerinin caiz olmadığını belirtmesi suç olarak gösterilmiş, daha önce Giresun mahkemesinin verdiği karar dikkate alınmadan 1926'da büyük alim İskilipli Atıf Hoca İstiklal Mahkemesinin verdiği kararla idam edilmiştir. İdam edilmeden önce Atıf hocanın son sözü şu olmuştur: "Zalim ve kafirlerle elbette mahşer günü hesaplaşacağız."

3. 1931'de Erbilli M. Esad Efendi zehirli iğne ile şehid edildi.

4. Büyük dava adamı ve dava alanında asrın müceddidi İmam Hasan el-Benna 12 Şubat 1949'da gün ortasında Kahire'nin en işlek caddesinde hain kurşunlarla vurularak şehid edildi.

5. İslam için baş kaldıran Şeyh Said efendi bu hareketinden dolayı elliye yakın şeyh ve alim arkadaşıyla Diyarbakır'da asılarak idam edildi. Şeyh Said'in hareketi 13 Şubat 1925'te başlamıştır.

6. Malcolm X Amerika'da şehid edildi.

7. 25 Şubat 1994'de Filistin'in el-Halil kentindeki Halil İbrahim Camii'nde sabah namazı kılan Müslümanların üzerine yahudi Barush Goldstein adındaki adam tarafından yaylım ateşi açılarak 67 Müslüman şehid edildi.

8. İntifadanın ilk nüvelerini atan Şeyh İzzeddin el-Kassam (r.a.) 1935'de şehid edildi.

Allah (c.c.) hiçbirimizi doğru yoldan ayırmasın.



Helezon; saf çocuğu, mâsum Anadolu'nun; Dîvânesi ikimiz kaldık Allah yolunun...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
helezon
Konuşkan Üye
Konuşkan Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 20 Ocak 2006
Mesajlar: 2618

Teşekkür sayısı: 0
Kendisine 16 tşk.edildi



MesajTarih: Pts Şub 13, 2006 1:31 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

12.Şubat...
Şubat ayının en kutlu şehîdlerinden şehid İmam Hasan El-Benna'nın (ra) şehâdetinin sene-i devriyesi...
bu sene şehâdetinin 57. senesi...
rahmetle anıyoruz... Crying or Very sad


Helezon; saf çocuğu, mâsum Anadolu'nun; Dîvânesi ikimiz kaldık Allah yolunun...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
HaYDaRi
Bağımlı
Bağımlı

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 09 Şubat 2006
Mesajlar: 123

Teşekkür sayısı: 0
Kendisine 0 tşk.edildi



MesajTarih: Pts Şub 13, 2006 11:54 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Merhum Metin Yüksel de 23 Şubat (1979) da şehadet şerbetini içmiştir..
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Msn messenger
helezon
Konuşkan Üye
Konuşkan Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 20 Ocak 2006
Mesajlar: 2618

Teşekkür sayısı: 0
Kendisine 16 tşk.edildi



MesajTarih: Pts Şub 13, 2006 5:13 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

HaYDaRi demiş ki:
Merhum Metin Yüksel de 23 Şubat (1979) da şehadet şerbetini içmiştir..

Yeniden hatırlattığın için sağol kardeş de...
Zaten zamanı geldiğinde hepsini sırayla ekliyoruz Wink

Helezon; saf çocuğu, mâsum Anadolu'nun; Dîvânesi ikimiz kaldık Allah yolunun...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
zeydiyye
Konuşkan Üye
Konuşkan Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 20 Ocak 2006
Mesajlar: 1934

Teşekkür sayısı: 5
Kendisine 18 tşk.edildi



MesajTarih: Pts Şub 13, 2006 7:25 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

garip ülkülerin peşinde koşanların ülkülerinden birisi de metin yüksel'i şehid etmekti sanırım.

bugün kibirle ülkücüyüz diye geçiniyolarya ortalıkta..


ZİNDE BAD JEHENNEM BERAY-I ZALİMAN!!!
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
zeydiyye
Konuşkan Üye
Konuşkan Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 20 Ocak 2006
Mesajlar: 1934

Teşekkür sayısı: 5
Kendisine 18 tşk.edildi



MesajTarih: Pts Şub 13, 2006 7:27 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ŞEHADET AYI

"Yaşamadan ölmek mümkün mü?"

Bulunduğumuz hal üzere ölüp, öldüğümüz hal üzere haşredilmeyecek miyiz?..

Hepimiz aynı duyguları paylaşıyor ve aynı muhteşem isteği tekrarlıyoruz: Allah yolunda ölmek, yani şehid olmak!

Ancak bunun bir şartı var: Allah yolunda yaşamak… Ölmek istediğimiz yolda yaşamak… Hangi yolda ölmek istiyorsak o yolda mutlaka ve mutlaka yaşamak

Çünkü yaşanmayan bir yolda ölünmez ki! Ölünmez ki değil mi?…"

Biliyoruz ki şehadet bir yaşam biçimidir. İlahi emanetin taşıyıcılığı misyonunu üstlenmektir. Şehadet, vasat bir ümmet olarak insanlar nezdinde şehid olmak, iman edenlerin belirlenmesi için bir furkan, adaleti ayakta tutmak için dayanak olmaktır.

Selam olsun canlarını dişlerine takarak bu davayı bütün özü, ruhu, diriliği ve canlılığı ile bize kadar getiren, insanlığın onur kaynağı, iftihar vesilesi şehitler kuşağına…

Şehadet fedakarlığın en üst basamağıdır. Feda oluştur ama yok oluş değildir. Gerçek anlamda var oluştur. "Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın bilakis Rableri katında diridirler…" (3/169) ayeti bunu en güzel şekilde ispatlamıyor mu?

Şehitlerin hayatlarına bakıldığında bir mübalağa, övgü, abartma yapma konusunda özel bir çaba sarfedilmemiştir. Zira böyle bir davranış işgüzarlık ve lüzumsuzluk olacağı gibi, incelendiğinde de görüleceği üzere şehitlerimiz, şehadetlerinden önce buna ihtiyaç duymayacak ölçüde üstün bir yaşantı içerisinde olmuşlardır… Hatta bugün bizlerin normal bir mantık ile değerlendirdiğimizde katiyen anlayamayacağımız kadar!..

Ne Kayserili Şehid Kemal Özdemir’in (Rasulullah’tan utanarak) soğuk kış gününde eski bir çula sarılıp balkonda yatması… Ne Afgan Cihadı’nda Şehid düşen kardeşimiz Recep Şahin’in, Afganistan’a gitmeden önce günlerce kuru ekmeği soba üstünde ısıtıp yiyerek kendini cihada hazırlaması… Ne elektro-fizik üzerine doktora yapmış ve Avrupa’nın herhangi bir üniversitesinde rahat içerisinde, öğretim görevlisi olarak çalışabilecek Dr. Mustafa Çamran’ın İran-Irak Savaşı esnasında cephenin ön saflarında şehid oluşu… Belki bugün bizim anlamakta zorluk çekeceğimiz, ama yaşanmış saf gerçeğin ta kendisidir. Şehid Mutahhari’nin dediği gibi: "Normal bir insanın mantığı ile şehidin mantığı arasında fark vardır. Şehid, aşk ehlidir, akıl ehli değil… Akıl ehli olanlar davaları için sadece tedbir peşinde koşarlar… Aşk ehli olanlar ise davaları için önce kendilerini feda etmeyi göze alırlar."

"Şehadet bir çağrıdır tüm nesillere ve çağlara" ifadesiyle şehid Metin Yüksel, geleceğin aydınlatıcısı meşaleler olarak sunduğu şehitlerimiz bizleri bereketlendiriyor. Çünkü şehadet bir meşaledir. Şehadetsiz bir dava, şehadetsiz bir mücadele eksiktir, zayıftır. Meşaleleri olmayan mücahitler emin ve doğru adımlarla yürüyemezler. Bir mücadelenin başarı oranı şehitlerinin çokluğu ile orantılıdır. İslam’ın inkişafı, şehadeti namlunun ucunda gören şehitlerin varlığı ile olmuştur. Aynı kural gene geçerlidir.

Filistin’de, Keşmir’de, Moro’da, Cezayir’de, Bosna’da ve Çeçenistan’da İslam’ın zindeliğini şehadet ayakta tutmaktadır.

Allah’a vuslatın makro plandaki randevusu ŞEHADET…

1- "İrtica kitapları müellifi olup, İstiklal Mahkemesi tarafından idama mahkum edilen İskilipli Atıf Hoca hakkındaki idam hükmü bu sabah infaz edildi." (4 Şubat 1926)

Dönemin gazeteleri büyük alimin şehadet haberini böyle duyuruyordu. Suçu şapka inkılabından çok önce yazmış olduğu kitap.

2- Erbilli Muhammed Esad Efendi, Menemen olaylarının teşvik edicisi olarak kabul edilip, hapse mahkum edilir ve arkasından yemeğine zehir katılarak öldürülmeye çalışılır. Bundan netice alamayan zalimler damardan yapılan iğne ile şehid olmasını sağlarlar. (4 Şubat 1931)

3- Türkçe ezanı protesto ettiğinden dolayı Nakşi tarikatının Kozanlı müridi, İbrahim Efendi yakalanarak acımasızca şehid edildi. (Şubat 1933)

4- Hilafetin ilgasından sonra dağılan Müslümanların toparlanması için gayret sarf eden, ülkesinde İslami oluşumun kıvılcımlarını yakan Üstat Hasan el-Benna teşkilatında toplanan Müslümanlara konuşmasını yapıp evine dönerken yolda kurşuna dizilerek şehid edilir. (12 Şubat 1949)

5- Siyah derili beyaz, aydınlık kalpli yiğit hatip, coşkulu kalabalığa seslendi: "Esselamü Aleyküm kardeşlerim ve hocalarım" dinleyicilerden karşılık: “Ve Aleyküm Selam." Derken dinleyiciler arasında bir panik başladı. Herkes olayın çıktığı yöne bakarken, ön sıradan üç kişi kalkarak yiğit Müslümanı kurşun yağmuruna tuttular. Seyrek sakallarının arasından kan sızmaya başladı. Kanlı elleriyle göğsünü tutmaya başladı. Arkasındaki iki sandalyeyi de devirerek düştü ve başı sert bir şekilde sahnenin döşemesine çarptı. Malcolm X şehid oldu. (25 Şubat 1965)

6- Mü’minlerin bayram günü Cuma. Allah’a kurbiyyetin tesisinden sonra gönül huzuru içinde camiden çıkarken zalimlerin kurşununa hedef olan, cesaret timsali kahraman savaşçı Metin Yüksel, Fatih Camii avlusunda şehid düşer. (23 Şubat 1979)

7- Suriye’nin ünlü ve tarihi şehri; HAMA. Nusayri zalim gaddar ve Baascı Hafız Esad’ın başkanlığında 25 bin kişilik modern silahlarla donatılmış askerlerle saldırdıkları Hama’da adeta katliam yaptılar. Şehrin %70’ini yerle bir ederken, 30 binden fazla Müslüman şehid edilmiştir. On binlerce insan da yaralanmıştır. (28 Şubat 1982)

8- Şeyh Muhammed Tayip Ez-Zeytuni bulunduğu hapishaneden alınarak bilinmeyen bir yere nakledilir. Fetvasından vazgeçmesi için Şeyh’e günlerce işkence yapılacaktır… 17 Ocak 1990’da Şeyh Zeytuni Kantara’daki İdrisi Hastanesine koma halinde kaldırılacaktır… 5 Şubat’ta ise ruhu Rabb’ine kavuşunca bir sandukaya konan cesedi "Sandığın kesinlikle açılmayacağı" emri ile ailesine teslim edildi. (5 Şubat 1990)

9- Şehid Ragıb Harb’ın şehadetinin 8. yıldönümü münasebetiyle Cebşid Kasabasında 16 Şubat 1992 günü tertiplenen anma merasiminde İsrail aleyhine yaptığı sert konuşmasını tamamlayıp dönerken mütecaviz işgalci askeri birlikleri tarafından helikopterden fırlatılan roket saldırısında arabası isabet alarak, eşi ve 5 yaşındaki oğlu Hüseyin’le birlikte şehadet şerbetini içti… Abbas Musavi. (16 Şubat 1992)

10- 5 Şubat günü evine gelen PKK’lı teröristler, onu dışarı çağırarak, sıktıkları kurşunlarla yaralıyorlar, kaldırıldığı Viranşehir hastanesinde (ne hikmetse) elektrik kesildiğinden müdahale yapılmayan Mehmet Kaya, tüm yaşamı boyunca özlediği şehitlik makamına ulaşıyordu. PKK’nın tehditlerine kulak asmamış, İslami yaşantısından taviz vermemişti… (5 Şubat 1993)

11- Güneydoğunun kıymetli alimlerinden Molla İhsan Yeşilırmak, 8 şubat günü Batman’ın Karşıyaka semtinde, iki kişi tarafından kurulan pusuda aldığı kurşun yaralarıyla şehadete ulaştı. Molla İhsan’la beraber oğlu Mahmut Yeşilırmak da isabet eden kurşunlarla ağır yaralanarak tedavi altına alındı.

Şehid, kanlar içerisinde hastaneye getirildiğinde, hanımı ve çocuklarının üzerinde en ufak bir hayret, şaşkınlık, tedirginlik belirtisi yoktu. Hepsinin ağzından çıkan tek söz ‘İnna lillah ve inna ileyhi raciun’ ayetiydi. Bu sabır ve metanet tablosu, mü’minlerin kalbine iman ve cesaret nakşederken, katillerin de yüreklerini hoplatıyordu. (8 Şubat 1993)

12- Mersin Müslümanları arasında sevilen bir şahsiyet olan Süleyman Akyüz, 20 Şubat sabah namazından sonra, açtığı dükkanında PKK timleri tarafından şehid edildi. Süleyman Akyüz daha önce de çeşitli tehdit ve saldırıya uğramış, dükkanı bombalanmıştı. (20 Şubat 1993)

13- 1994 yılının 25 şubat günü sabah namazı vakti… Siyonistlerin işgali altındaki Batı Şeria’da El-Halil kentindeki Halil İbrahim Camiinde Filistinli Müslümanlar sabah namazı kılıyorlardı… Her zamanki gibi cemaat halinde Allah’ın huzuruna durmuş Müslümanlar birkaç saniye sonra olacaklardan habersiz secdeye kapandılar.

Ne olduysa, o anda oldu! Gali Marka, dakikada 750 mermi atan ve şarjörlü 35 mermi alan silahıyla camiye giren Yahudi Baruh Goldstein, cemaati yaylım ateşine tuttu… Bir anda kan gölüne dönen camide 53 Müslüman şehid oluyordu!



Şehadet pınarından müstefid olan şehidimiz: AHMET PINAR

Vicdan sahibi her insanın yüreğini dağlayan bir katliama seyirci kalamayarak Bosnalı kardeşlerinin yardımına koşan ve Müslüman olmanın sorumluluğunu yerine getirerek şehid olan kardeşlerimizden birisi de Nevşehirli Ahmet Pınar’dı.

28 Aralık 1992 günü Bosnalı Müslümanlar Sırplara karşı büyük bir operasyon başlatmışlardı… Operasyon, savaşın başlamasından bu yana gerçekleştirilen en büyük harekat idi ve Müslüman kuvvetlerden de kırk kişi şehid oluyordu. İşte Ahmet Pınar bu şehitlerden birisidir. Nevşehir’in Ürgüp ilçesi Başdere köyünde başlayan otuz yıllık ömür şehadetle sona erdi. Ahmet Pınar küçük yaşlarda başladığı İslami mücadelesini, zirveye ulaşarak noktaladı.Bunlar tespit edilen ve gün yüzüne çıkarılmış Şubat ayı şehitlerinden bazıları. Henüz tespit edilememiş yüzlerce şehit var.

Diğer şehitlerimiz muhtelif ay ve yıllara dağılmıştır. Nesilleri ve çağları aydınlatıcı şehid ve şehadet duygusu Müslümanların en kutsal değeridir. Nitekim: Seyyid Kutup, Abdulkadir Udeh, Sedat Yenigün, Bilal Yaldızcı, Erdoğan Tuna, Ömer Muhtar, Tekiner Tayfur, Fuad Çağlar ve diğerleri…

Ne zaman İslam’ın gemisi karaya oturmaya yüz tutsa, kanlarını altına pompalayarak onu yüzdüren ve yüzdürecek olan şehitlerimizin aziz ruhlarına…



ZİNDE BAD JEHENNEM BERAY-I ZALİMAN!!!
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    islamirc.net Forum Ana Sayfası -> Cihad / Mücadele Tüm saatler GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


 
Copyright © 2005 PHP-Nuke. PHP-Nuke is a free software released under the GNU/GPL
Forumtags