islamirc.net

islamirc.net: Forums


islamirc.net :: Başlığı Görüntüle - Risalei Nur Kulliyatı-dan kesitler
 
 

Risalei Nur Kulliyatı-dan kesitler



 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    islamirc.net Forum Ana Sayfası -> İslami Konular
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
davetci
Bağımlı
Bağımlı

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 01 2006
Mesajlar: 229

Teşekkür sayısı: 2
Kendisine 2 tşk.edildi



MesajTarih: Pts Ağu 28, 2006 9:59 pm    Mesaj konusu: Risalei Nur Kulliyatı-dan kesitler Alıntıyla Cevap Ver

Risalei Nur Kulliyatı-
Sikkei Tasdik’ül Gaybi Kitabı-
Sayfa: 118-Doğuş Ltd Şti
Matbaası-Ankara-
1959 tarihli baskı.)



Saidi Nursi’nin sözleriyle kendisini tanımaya çalışalım. Böylece Saidi Nursi ve onun tabileri hakkında bilgi sahibi olmayan kimseler daha iyi tanınsın ve onun peşinde giden kimseler kendileri için çizilmesi gereken yolu çizsinler.
Hakkı isteyen kimseler için işte bazı pasajlar sunuyoruz:

1 - Üst'KaTın! kendisi söylüyor ki:! “Ben, sekiz dokuz yaşındayken bütün nahiyemizde, ahali Nakşi tarikatında ve oraca meşhur Gavsi Hizan namıyla bir zattan istimdat ederken. Ben akrabama ve umum ahaliye muhalif olarak: “Ya Gavsi Geylani” derdim. Çocukluk itibarıyla elimden bir ceviz gibi ehemmiyetsiz birşey kaybolsa. “Ya şeyh! Sana bir Fatiha. Sen benim bu şeyimi buldur. Acibdir ve yemin ve yemin ediyorum bin defa böyle. Hz. Şeyh himmet ve duasıyla imdadıma yetişmiştir.” (Risalei Nur Kulliyatı-Sikkei Tasdik’ül Gaybi Kitabı- Sayfa: 118-Doğuş Ltd Şti Matbaası-Ankara- 1959 tarihli baskı.)

1 Saidi Nursi, bu sözleriyle Gavsi Geylani’nin Gavsi Hizan’a üstünlüğünü belirtmek için ondan istimdatta (yardım isteme) bulunduğunu dile getiriyor. Oysa ölülerden yardım istemek, onları yardımına çağırmak apaçık şirk amelidir.
2 - “Hz. Şeyhin vefatından sonra hayatta oldukları gibi tasarrufa ehli velayetçe kabul edilen üç evliyayı azimenin en büyüğü o hz. Gavsi Geylani’dir.
.... Fırkasıyla badel memat (ölümden sonra) dua ve himmetiyle müridlerinin arkasında, önünde bulunmasıyla. Böyle bir harika kerameti acibe ile meşhur bir zat. Elbette böyle bir zamanda kıymettar bir hizmeti Kuraniyeyi bir müridinin vasıtasıyla olunacağını onun görmesi ve göstermesi onun şe’nindendir.” (Adı Geçen Eser s: 119)
- Saidi Nursi, bu sözleriyle şeyhlerin vefatından sonra hayatta oldukları gibi tasarruf hakkına sahib olduğunu ifade etmek istemiştir. Şeyhlerin öldükten sonra müridlerinin önünde ve arkasında bulunduğu iddia ederek kendisinin Geylani’nin bir müridi olduğunu belirtmek istemiştir.
2 - “Hz. Şeyhin himmet ve irşadıyla eski Said yeni Said’e inkilab etmiştir.” (Adı Geçen Eser s: 128)
3 Said Nursi bu sözleriyle kendisinden yüzyıllarca önce yaşamış bir kimsenin kendisine irşad edebildiğini dile getirmiştir. Bu sözleriyle hem şeyhten medet umması, hem de ölülerin dirilere fayda vereceği inancına sahib olduklarını ileri sürmüştür.
4 - “Ehli tarikat ve hakikatça tam bir iltifatla kabul edilmiş bir esas var ki... Tarikati Hakta suluk eden bir insan nefsi emaresinin enaniyetini ve serkeşliğini kırmak için lazım gelir ki, nazarını nefsinden kaldırıp, şeyhine nazar ede ede ta fenafişşeyh hükmüne gelir. Ben dediğinde şeyhinin hissiyatıyla konuşur ve hakeza ta fena firrasul, fenafillaha kadar gider. Mesela nasıl ki sıdık bir hizmetkar efendisinin hissiyatıyla kendi kendisinin efendisiymiş gibi konuşur ki ben böyle istiyorum der.
....Zatı Ahmediyenin (a.s)varisliğiyle hakikatı Muhammediyesinin de (a.s) kendisini gördüğü gibi fenayı mutlak ile Cenabı Hakkın tecelliyi zatisine mazhariyet noktasında kendisine o sözleri söylemiş. Onun gibi olmayan e o makama yetişmeyen onu söyleyemez, söylese mesuldür.
- Said Nursi herkesin nefsinden kurtulup şeyhine motamot uya uya şeyhte yokolmanın, rasule uya uya onda yok olmanın ve Allah’a uya uya onda yok olup ben dediğinde Allah’ın emri gibi itaat edilmenin lazım geldiğini söylemek istiyor adeta... Daha açıkçası; “ben” dediğinde, o demiyor, (haşa) Allah (c.c) diyor... Bu ise vahdeti vücud akidesinin bir parçası olan “fena” (yokolma) akidesi yani; fena fi ihvan (ihvanda yok olma), fena fişşeyh (şeyhte yok olma), fenafirrasul (rasulde yok olma) ve fenafillah (-Haşa- Allah’ta yok olma) akidesidir.
Bu sapık akideye göre fenafirrasul olan Allah (c.c)’ın rasulüdür. FenaFillah olan ise hakta yok olduğundan Allah (c.c)’ın yeryüzündeki gölgesidir. Allah adına konuşur.
“Onun gibi olmayan o sözü söyleyemez, söylese mesuldür” diyerek, bir kimseyi (haşa) Allah (c.c) makamına çıkarıyor...
5 - “O futuluh gaybın tefeulunde en evvel şu fırka çıktı.” (Adı Geçen Eser s: 118)
- Nurcular bir kitabın rastgele açılıp yorumlanmasına tefeul diyorlar... Tıpkı fala bakmak gibi.
6 - “Bu hizmette yani ehli imanı dalaleti mutlakadan kurtarmaya lüzum olsa dünyevi hayatı gibi uhrevi hayatımı da feda etmeyi bir saadet bilirim. Binlerce dost ve kardeşlerim cennete gitmeleri için cehennemi kabul ederim.” (Adı Geçen Eser s: 10)
- Said Nursi burada bir ehli imandan bahsediyor, fakat onları dalaleti mutlaka (mutlak sapık kimseler) olarak isimlendiriyor. Bu ne tezattır? Bir kimse hem ehli iman, hem dalaleti mutlaka nasıl olur? Üstelik Said Nursi onları kurtarmak için dünyasını ve ahiretini feda etmeyi göze alıyor. Üstelik cehenneme girme, cehenneme razı olma pahasına... Cehenneme razı olan bir kimsenin hiç, iman ehli olduğu söylenebilir mi? Buna göre madem Said Nursi kabul ediyor, nurcuların hepsi kurtulsa bile Said Nursi bu sözleriyle cehennemden kurtulmayacak, imanı olmayan bir kafirdir. Kafire tazim ve istiğfar da küfürdür.
7 - “Hatta o da’va o derece tehlikeye düşmüş ki bir ehli keşfin müşahedesile, bir yerde ecel elinden terhis tezkeresini alan kırk adamdan bir adam kazanabilmiş, otuz dokuzu kaybetmiş.” (Adı Geçen Eser s: 157)
3 Saidi Nursi’nin burada ehli keşf diye kastettiği kimseler; kabirlere girerek ölünün müslüman mı kafir mi öldüğünü bildiğini söyleyen kimselerdir. Saidi Nursi bu sözleri söylemekle kendisinin ehli keşf olduğunu dile getirmek istiyor. Bu özelliği sebebiyle gaibten haber veren bir kimse vasfını kendinde görüyor.
8 - 1358’de Karadağ’ın başına çıkıyordum. İnsanların hususan müslümanların bu silsilece devam eden hakikatleri ne vakit başladı, ne vakte kadar sürecek hatıra geldi. Birden “vel asr” ayeti karşıma çıktı.
Haşiyesinde:
1500 yıllarında mücahedenin sonlarına gelineceği...
1506 yıllarında Galibane mücadelenin tarihine.
1545 yıllarında Mağlubane mücadele tarihine.
1561 yıllarında mücadelenin ne zamana kadar devamına işaret eder.” (Adı Geçen Eser s: 46)
- Saidi Nursi Cebir hesabıyla kıyametin vaktini haber verecek vasıfta kendini görmüştür. Yani; kıyametin 1561’de kopacağını söylemiştir.
9 - “Tam adaletini gördüğümüz mahkeme heyetine çok selam ve dualar ederiz.” (Adı Geçen Eser s: 168)
- Allah (c.c), Nisa: 60 ayetinde tağuta muhakeme olanların küfre girdiklerini haber vermiştir. Saidi Nursi ise tağuti bir mahkemeyi adalet mahkemesi olarak görüyor ve böylece Allah (c.c)’ın gerçek adaletini inkar etmiş oluyor. Zira gerçek adalet, Allah ve rasulünün hükmüyle hükmetmektir. Saidi Nursi ise; Allah (c.c) ve rasulünün hükmüyle hükmetmeyen bir mahkemeyi adaletli olarak vasıflandırmıştır.
10 - “Risalei Nur sair telifat gibi ulum ve funun ve başka kitaplardan alınmamış. Telif olunduğu zaman hiçbir vakit kitab müellifin yanında bulunmuyordu.” (Adı Geçen Eser s: 80)
- İşte bu ifade, insanları Risalei Nur’un gaybi yazıldığına inandırmak için uydurulan bir safsatadır. Zira sanki müellefin yanında o anda hiçbir kitabın bulunmaması bu risalelerin gaybiliğini gösteriyor...
11 - “Müellefin pek az bir zamanda tahsilden tedrise geçmesi üç ayda bir kış içinde 15 senede medresece okunan 100 kitaptan daha fazla okuduğu kaydediliyor.” (Adı Geçen Eser s: 65)
4 Bu sözlerle Saidi Nursinin yüceltilmesi amacı güdülmüştür.
12 - “Ben kendi kanaatımı yazdım. Kanaata itiraz edilmez.” (Adı Geçen Eser s: 76)
- Said Nursi, delilsiz olarak kendi kanaatlarını yazmış ve onun kanaatlarına kesinlikle itiraz edilemezmiş... Oysa itiraz kanaatlara olur..
13 - “O eser onun hüneri olamaz. O, doğrudan doğruya Kur’an’ı Kerim’in bu zamanda bir nevi mucizesi manevisi olarak Rahmeti ilahi tarafından ihsan edilmiştir. Bu eserlerin onun ilmi, fikri ve zekasının eseri olmadığına delil, Risalei Nurda öyle parçalar var ki bazı altı, bazı iki, bazı bir saatte, bazı on dadikada yazılan risaleler var. Ben yemin ederim eski Said’in kuvveti hafızasında beraber olmak şartıyla o on dakika işi on saatte fikrimle yapamıyorum. O bir saatlik Risalei fikrimle iki gün istidadımla yapamıyorum. Hakeza demek biz müfsil olduğumuz halde gayet zengin bir mücevherat dükkanının delalı hizmetçisi olmuşusuz.” (Adı Geçen Eser s: 5
5 Bu ifadelerden anlaşılan şu ki; Risalei Nur Said Nursi’nin hüneri değilmiş. O, Kur’an’ın bu zamana bakan bir çeşit mucizesiymiş. Allah (c.c) tarafından ihsan edilmiştir. Çünkü bu eserler onun fikri ve zekasının eseri değilmiş. Aslında mantığında ve zekasında iflas etmişken zengin bir kuyumcu dükkanının güzel bir hizmetkarlığını yapıyormuş.
Said Nursi burda Kur’an’ı kullanmayı deniyor. Kur’an’ın şerefiyle şereflenerek kendisine bir pay çıkarmaya çalışıyor.

Şimdilik bu kadar yazmakla yetiniyoruz. Bu konuda yazılması gereken çokca mesele var. Fakat aklı başında kimseler için bu kadar açıklamalar ve örnekler yeterlidir sanırım.
_________________
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
davetci
Bağımlı
Bağımlı

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 01 2006
Mesajlar: 229

Teşekkür sayısı: 2
Kendisine 2 tşk.edildi



MesajTarih: Cmt Oca 20, 2007 12:26 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Tımarhaneye yollandı

Said Nursi'nin hayali, bir "Büyük Doğu Üniversitesi" kurulmasıydı. Saray bu fikri 'delilik' diye karşıladı.


Said Nursi, İkinci Abdülhamid'e "Doğu'da okullar açılmalı, dini bilgilerin yanı sıra fen bilimleri de öğretilmeli" diye başvurdu.
Saray bu talebi hoş karşılamadı. "Kim bu adam, deli mi, divane mi?" deyip Toptaşı Tımarhanesi'ne sevk etti.


En son davetci tarafından Pzr Oca 21, 2007 10:08 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
cemre
Konuşkan Üye
Konuşkan Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 10 Haziran 2006
Mesajlar: 2480

Teşekkür sayısı: 39
Kendisine 20 tşk.edildi



MesajTarih: Cmt Oca 20, 2007 9:59 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

- “Bu hizmette yani ehli imanı dalaleti mutlakadan kurtarmaya lüzum olsa dünyevi hayatı gibi uhrevi hayatımı da feda etmeyi bir saadet bilirim. Binlerce dost ve kardeşlerim cennete gitmeleri için cehennemi kabul ederim.” (Adı Geçen Eser s: 10)
- Said Nursi burada bir ehli imandan bahsediyor, fakat onları dalaleti mutlaka (mutlak sapık kimseler) olarak isimlendiriyor. Bu ne tezattır? Bir kimse hem ehli iman, hem dalaleti mutlaka nasıl olur? Üstelik Said Nursi onları kurtarmak için dünyasını ve ahiretini feda etmeyi göze alıyor. Üstelik cehenneme girme, cehenneme razı olma pahasına... Cehenneme razı olan bir kimsenin hiç, iman ehli olduğu söylenebilir mi? Buna göre madem Said Nursi kabul ediyor, nurcuların hepsi kurtulsa bile Said Nursi bu sözleriyle cehennemden kurtulmayacak, imanı olmayan bir kafirdir. Kafire tazim ve istiğfar da küfürdür.


yuh yani ya bu kadar olurr hadi eklıyosunuz kendınız bi kontrol etme geregi duymuyomusunuz yazdıklarızı!bı defa yazılanlar bile kendi arasında tezatlık barıdırıyor.bi defa benim anladıgım kadarıyla bediuzzaman ehli imanı sapık ruhlu ınsanlardan koruma düşüncesinden bahsetmiş her birimiz beseriz ve her insan gunaha meyıllırdır bedıuzzaman bu meyılden bahsedıyor ama siz nasıl bir baglantı kurduysanız artık ehli imanı dalaleti mutlakadan kurtarma cumlesını ehlı iman delaletı mutlakadır şeklinde çarpıtmışsınız...

nasılsa asılsız şeylerdır okumaya gerek yok diye düşündügüm için vede zaman kaybı olarak gördügüm için yazdıklarının hepsını okumadım ama sadece bu madde dikkatimi çekti...

bi defa herkes bilir ki hz ebubekirin bir duası vardı:Ya rabbi benim vücudumu öyle büyüt öyle büyüt ki cehenmeme benden başka hiç bir kimse sıgmasın..bu duaya ne buyrulur kardeş haşa bu duasından dolayı yine üstad bediuzzamana söylediginiz gibi cehenneme razı olan bir insan iman ehli olabilir mi deyip kafir mi ilan edeceksiniz hz ebubekiri!!!!

birazcık mantıklı düşünün Allah aşkına ya....
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
davetci
Bağımlı
Bağımlı

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 01 2006
Mesajlar: 229

Teşekkür sayısı: 2
Kendisine 2 tşk.edildi



MesajTarih: Pzr Oca 21, 2007 10:02 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

birdaha araştır tarafız ona isnatları okudunuz onu kendi
yazdıklarıyla tanımadınız onu şişirmişler ona kılıf giyidirdiler
bu işi yapanların tagut oldugunu düşünün
ve bukadar önyargılı yaklaşmayın acık acık sayfa noları kendi sözleri hala savunmayın bana gidin bakın ne iftira ne karalama
yok o şöyleydi yok böyleydi demek ne kadar ikna edici
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
cemre
Konuşkan Üye
Konuşkan Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 10 Haziran 2006
Mesajlar: 2480

Teşekkür sayısı: 39
Kendisine 20 tşk.edildi



MesajTarih: Sal Oca 23, 2007 11:15 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

bediuzzamanı belli cevrelerden dinleyip yorumlamışsın ne risaleinuru okumuşsun ne de üstadın hayatını okumuşsun.onun bunun karalamalarıı kendie düstur edinmişsin ne diyim Allah hidayet versin..bak kardes bediuzzaman niye tımarhaneye atılmış:


Said Nursi’den kurtulmak isteyen hükümet, onu bir defa da Tımarhaneye gönderdi. Bunun muhalifleri sindirmek için başvurulan bir yol olduğunu bilen Said Nursi: “Akıllılık dediğinizin çoğunu ben akılsızlık biliyorum. O çeşit akıldan istifa ediyorum” diyerek kendisini susturmak isteyenlerle uzlaşmadı. Toptaşı Tımarhanesi doktorunun, “eğer bu adamda zerre kadar cünun(delilik) varsa dünyada akıllı adam yoktur” diye rapor vermesiyle de serbest bırakmadılar ve tımarhaneden alarak hapishaneye gönderdiler.

Gözaltında iken Zaptiye Nazırı Şefik Paşa, kendisini ziyaret ederek Padişahın selamıyla birlikte İhsan-ı Şahaneden 1000 kuruşu takdim etmişti. Şefik Paşa, O’nun eğitim hakkındaki teklifinin Bakanlar Kurulunun gündemine alındığını, kendisinin de açılacak üniversiteye otuz lira maaşla rektör tayin edildiğini ve maaşının hemen başlayacağını da tebliğ etmişti. Bediüzzaman ise bunun bir sus payı olduğunu ifade ederek, kendisine takdim edilen makamı ve ihsanı reddetmiş ve derhal padişahla görüşmek istemişti. Hayretler içinde oradan ayrılan Şefik Paşa’dan ve hükümetten herhangi bir haber çıkmamış, Bediüzzaman da hapishanede kalmaya devam etmişti.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
davetci
Bağımlı
Bağımlı

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 01 2006
Mesajlar: 229

Teşekkür sayısı: 2
Kendisine 2 tşk.edildi



MesajTarih: Sal Oca 23, 2007 1:15 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver



Saidi Nursi'nin akidesini

elestirel bicimde ele alan ve Kur'an
sunnet ve dolayisiyla islam akidesi
karsisinda Saidi Nursinin konumunu
irdeleyen bircok kitap var. Bunlardan
en muhim iki tanesini asagiya kunyeleriyle
kaydediyorum.
Nur Risaleleri'ne Eleştirel Bir Yaklaşım; Abdullah Tekhafızoğlu

Bağlantıları yalnızca kayıtlı kullanıcılar görebilir!
Hemen kayıt olun veya hesabınıza giriş yapın!


Dini Dogru Anlamak; Ahmet Y. Ozutoprak; Pinar Yayinlari
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
cemre
Konuşkan Üye
Konuşkan Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 10 Haziran 2006
Mesajlar: 2480

Teşekkür sayısı: 39
Kendisine 20 tşk.edildi



MesajTarih: Sal Oca 23, 2007 2:17 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

öncelile zamanın birinde çürürttügüm şu nazariyelerinize bir cevap verseniz sonradan başka bir iftira pardon elestiriye gecseniz olmuyo böyle ama ayıp oluyo birine cevap vermeden ötekine atlamak!!!
Bağlantıları yalnızca kayıtlı kullanıcılar görebilir!
Hemen kayıt olun veya hesabınıza giriş yapın!


birde bu abdullah tekhafızoglu ismini kullanan şahsiyet abdullaziz bayındır olarak geciyor abdullaziz bayındır da yanılmıyorsam mutezili......

risaleleri tenkit ederken de kendi mezhebinin ölçülerini almış.
bediüzzaman ise şafii mezhebine mensup.
bir de abdullah tek hafızoğlu risale-i nurlardan belli yerleri aktarırken aktardıklarını anlamamış.
sadeleştireyim derken mananın tam zıddını vermiş
özetle ilmi bir eser olmaktan uzak.

ayrıca hz aliye sayfa indirilmesi konusunu da bu sahsiyet gundeme getirmişti ancak ne yazıkkı o iddiaları da çürütüldü
Bağlantıları yalnızca kayıtlı kullanıcılar görebilir!
Hemen kayıt olun veya hesabınıza giriş yapın!
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    islamirc.net Forum Ana Sayfası -> İslami Konular Tüm saatler GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


 
Copyright © 2005 PHP-Nuke. PHP-Nuke is a free software released under the GNU/GPL
Forumtags