islamirc.net

islamirc.net: Forums


islamirc.net :: Başlığı Görüntüle - Hamas'ı Hançerleyen Suudiler Değil mi? (Nureddin ŞİRİN)
 
 

Hamas'ı Hançerleyen Suudiler Değil mi? (Nureddin ŞİRİN)



 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    islamirc.net Forum Ana Sayfası -> Makaleler
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
zeydiyye
Konuşkan Üye
Konuşkan Üye

Üye BilgileriDurum: Çevrimdışı
Kayıt: 20 Ocak 2006
Mesajlar: 1934

Teşekkür sayısı: 5
Kendisine 18 tşk.edildi



MesajTarih: Pzr Arl 24, 2006 9:45 pm    Mesaj konusu: Hamas'ı Hançerleyen Suudiler Değil mi? (Nureddin ŞİRİN) Alıntıyla Cevap Ver

Bir dizi devam ettiğimiz “Suud eksenli ihanet girişimleri”ne bazı kardeşlerden gelen tepkiler dolayısıyla, İslam Ümmetinin “iç”ten kaynaklı ihanetler noktasında yeterince bilgi ve duyarlılığa sahip olmadığını düşünüyordum ki, Filistin’deki gelişmeler ardından bu düşüncem biraz değişti…



Bazı kardeşler, Suudi Arabistan ve bölgesel müttefiklerinin –ki Türkiye’dekiler de buna dahildir- Amerikan patronluğunda sürdürdüğü ihanetlere dikkat çektiğimizde, bizim bu tavrımızın “İran’ı kollamak” ve hatta “Şiicilik” yapmak anlamına geldiğini ileri sürüyordu.



İran’ı kollamak ve savunmak gibi bir “ayıp”ın içine düşüyorduk; ya da haddinden fazla Suud yönetimine yükleniyorduk. Öyle ki, “Fitnenin kaynağını İran’da aramak yerine başka adreslerde aramak gibi bir gaflet”e de düşmüş oluyorduk. İslami camianın bazı kalem sahipleri bunu ileri sürebiliyordu…



Ne utanç vericidir ki, İslami camia içinden birileri Haremeyn işgalcisi Suud hainlerine arka çıkabilecek kadar alçalabiliyor; onların ifsad ve kalleşliklerini meşrulaştırmak için kalem oynatmaktan imtina etmiyor..!



Kral Abdullah ile gündemleşen “Şii hilali” tehdidine karşı başlatılan “seferberlik”e karşı tavır alıp bunun global emperyalist projenin bir parçası olduğunu söylediğimizde, birileri kalkıp “Şii misin Sünni misin onu bilelim önce” diye sorarken, kendilerinden onurlu bir çıkış beklediğimiz kardeşlerimizden bazıları da nedendir bilinmez “lâl” kesilip yerine çakılıyor!



Öyle ya, bu ihanetlere karşı çıkmak ve İslami camiaya bu komploların iç yüzünü göstermeye kalkmak “Şiilik” ya da “Şiicilik” oluyordu. “Şiilerin avukatlığına soyunma pozizyonuna düşmektense” ya Suud’un davulunu çalacaksın, ya da “fitneye bulaşmayalım” söylemiyle bir kenara çekilip duracaksın..!



Muhlis ve mücahid ehl-i sünnet kardeşlerimi tenzih ederek, bize bu tepkiyi vermeye kalkanların da “Sünni” olduklarını vurgulamaları, sanki ortada Şii-Sünni problemi varmış gibi bir görünüm ortaya çıkarıyor. Bu durumda bazıları da, “bir tarafta Sünni bağnazlar, diğer tarafta Şii bağnazlar, en doğrusu her ikisinden de uzak durmaktır” gibi bir tezvir ile yan çiziyor…





Bizi az-çok tanıyanlar, yaptıklarımızdan ve yapmaya çalıştıklarımızdan az çok haberdar olanlar bizim hiçbir zaman mezhebi kaygılarla hareket etmediğimizi, İslami ittihadı hiçbir mülahaza ve maslahata kurban vermediğimizi ve asla da vermeyeceğimizi bilirler, ama belki de bizi tanımayanlar zahiren şöyle düşündüler: Madem ki ortada “İran’a ve Şiiliğe karşı bir mücadele” söz konusu, buna karşı birileri "Şii duyarlılığı" gösterip tepki veriyor.. Bu konuyu daha çok da Irak’taki gelişmelerden hareketle böyle düşünüyor.



Bizler ümmetimizin kazanımları zedelenmesin, düşmanlarımız sevinmesin, Müslümanlar arasında husumet duyguları yeşerip büyümesin diye hep yutkunup durduk.. Bildiklerimizi, gördüklerimizi, yaşadıklarımızı göğüslerimizi zorlasa da sinemize gömdük…



Ama nedense meydan hep boş kaldı.. Ağızlarına geleni söylediler… Pervasızca kalemler oynattılar… Ar damarlarını çatlatan yalan ve iftiralarını yağmur gibi döktüler… Aklar kara, karalar ak oldu, develer cüce, cüceler deve… Yine yutkunduk, yine yutkunduk…



Ancak son iki haftadır Filistin’de yaşanmakta olan son gelişmeler bir “furkan” misali gerçekleri tüm çıplaklığıyla ortaya çıkardı. Maskeler bir bir düşmeye, gerçek yüzler ortaya çıkmaya başladı..



Bir göz atalım Filistin’e… Filistin’deki İslami Hamas hükümetine karşı son zamanların en kalleş bir saldırısı başlatıldı; bu kapsamlı saldırıda Hamas hükümetinin bloke ve enterne edilebilmesi için tüm kozlar ileri sürüldü.



Önce haince provakasyonlarla birtakım cinayetler gerçekleştirilerek, bu cinayetler Hamas’ın üzerine yıkılmak istendi ve buradan hareketle ABD beslemesi çete şeflerinin talimatıyla El Fetih militanları doğrudan Hamas hareketi mensuplarına saldırmaya başladı.



İlk olarak, Hamas’ın lider şahsiyetlerinden Bessam el Fara şehid edildi, ardından da Hamas mücahidleri saldırılara peşi sıra uğradı. Hamas hareketi daha önce zımmen suçladığı El Fetih’in önde gelen isimlerinden Muhammed Dahlan’ı ve ardından da Mahmd Abbas’ı bu saldırıların sorumlusu olarak gösterdi.



Filistin’deki bu olaylar üzerine yurt dışı gezisini yarıda kesen Başbakan İsmail Haniye Filistin sınır kapısı Refah’ta durduruldu ve beraberinde getirdiği 35 milyon dolara el konuldu.



Haniye’nin beraberindeki paralara el konulması, Mısır rejiminin Siyonist rejimini bilgilendirmesinden ve Siyonist rejim savaş bakanı Amir Peretz’in sınır kapısının tutularak Haniye’nin sözkonusu paralar ile Filistin’e girmesinin engellenmesi yolunda verdiği talimatından sonra gerçekleşti.



Bu kez İsmail Haniye, sıradan bir insan gibi, Filistin’e giriş noktasında kaldırımlar üzerinde saatlerce bekletildikten sonra, paraları geride bırakarak Gazze’ye yöneldi. Ancak bu kez komplonun diğer bir aşaması devreye sokularak İsmail Haniye’ye alçakça bir suikast girişimi gerçekleşti. Haniye’nin konvoyu kurşun yağmuruna tutuldu. Bu haince saldırıda Haniye’nin koruması kendisini Haniye’nin önüne attı ve kurşunlara hedef olarak şehid düştü.



Haniye’nin oğlu ve bir diğer koruması da bu saldırı sırasında yaralandı. Eğer Hamas mücahidleri hazırlıklı olmasaydı ve bu haince saldırıyı püskürtmeseydi, İsmail Haniye’nin göğsü kurşunlarla dolacaktı…



İsmail Haniye’ye karşı yapılan bu suikast girişimi Allah’ın izniyle önlenmişti ama, olaylar bununla kalmadı. Mahmud Abbas güçleri İsrail’den aldığı silahlarla hem Gazze’de hem de Batı Şeria’da Hamas mensuplarına yönelik alçakça saldırılarını sürdürüyordu.



Öyle ki, Ramallah’ta Hamas’ın 19. kuruluş yıldönümü dolayısıyla düzenlenen gösteriye ellerindeki sopalarla ve silahlarla hücuma geçen gözü dönmüş el Fetih militanları, “La ilahe İllahlah” bayrakları taşıyan Hamas mensuplarına kadın-çok demeden vahşice saldırdı…



Filistin’de başlayan bu olağanüstü gelişmeler ardından yeni bir komplo devreye sokularak, Filistin Devlet başkanı Mahmud Abbas, Hamas hükümetini feshederek “erken seçim” ilan etti. Bu apaçık bir “darbe” idi ve büyük bir senaryonun tüm parçaları adım adım uygulanıyordu..



Ancak gelişmeler sadece Filistin içinde değildi. Mahmud Abbas’a hemen destek elleri uzandı; Amerika, İngiltere, Avrupa, İsrail ve Arap rejimleri Abbas'larının yardımına koştu...



Ürdün kralı Abdullah ile Siyonist rejim başbakanı Olmert bir araya gelip Ürdün krallık sarayında saatlerce konuştular ve bu görüşmede, Olmert ile Mahmud Abbas’ın görüşmesini planladılar ve birkaç gün sonra bu da gerçekleşti; buluşmanın ilki Ürdün kralının sarayında, ikincisi ise Siyonist rejim başbakanı Ehud Olmert’in ikametgahında gerçekleşiyordu.



Bunlar kamuoyunun bildiği görüşmeler idi, ancak bundan önce Mısır’ın Şerm el Şeyh kentinde bir araya gelen "Siyonist İsrail rejimi, Suudi Arabistan Rejimi, Mısır rejimi ve Lübnan hükümeti" yetkilileri İran Hizbullah ve hamas'a karşı ortak hareket etme kararı alıyor, karşılıklı yardımlaşma ve koordinasyon planları yapıyorlardı:



Hedef: "İran-Suriye-Hamas-Hizbullah ekseni"ni kuşatma altına almak, etkisizleştirmek ve bölgede artan güçlerini kırmak…



Bu toplantı Şerm el Şeyh’te gizlice yapılıyordu ama, bu toplantının amacını açıkça dile getiren İngiltere başbakanı Tony beş günlük Ortadoğu gezisinin son durağı Birleşik Arap Emirliklerinde “İran’a karşı seferberlik” ve "ortak cephe" çağrısını açıkça dile getiriyordu.



Hamas hükümetine geçen yıl 120 milyon dolar veren İran İslam Cumhuriyeti’nin bu yıl için 250 milyon dolar vereceğinin açıklanması –ki bu açıklamayı İsmail Haniye’nin kendisi hem Tahran'da hem de Gazze'de yapmıştır- ve aynı zamanda Haniye’nin Hamas ile İran arasında stratejik bir ilişkinin bulunduğunu dile getirmesi, karşı cephenin baltalarını bir bir çıkarmasına sebep oldu.



İran-Hamas ilişkilerinin kapsamı ve derinliği, Hamas hükümetine karşı uygulanan "ambargo"nun kırılacağını ve amacına ulaşamayacağını müjdeliyordu ama, Mahmud Abbas yönetimi, Filistin’de İslami direniş güçlerinin bu denli güçlü bir zemin bulmasını kırmak için efendilerinden aldığı emirle harekete geçerek Hamas’ı sırt üstü yere düşürme hamlesini başlattı..



Erken seçim kararı ile darbe girişimini başlatan Mahmud Abbas bunun için acele Ehud Olmert’in evinin kapısını çaldı; Filistin Yönetimine verilen paraların üzerindeki blokajın kaldırılmasını istedi. Siyonist rejim de bunu kabul etti; zira, Hamas’ın karşısında Mahmud Abbas’ın eli güçlü olmalıydı. İran İslam Cumhuriyeti’nin Hamas’ın elinden tutmasını içine sindiremeyen Mahmud Abbas, Siyonist rejimin kirli ve kanlı ellerini öpmekten geri durmadı..



Tüm bunlar peşi sıra olup biterken, bu arada Hamas hareketi yöneticileri de üst üste yaptıkları açıklamalarla, Filistin üzerinde oynanan oyunların, düzenlenen komploların ve gerçekleşen ihanetlerin iç yüzünü dünya kamuoyuna göstermeye çalıştı.



Bunlardan biri de son olarak Muhammed Nazzal’ın yaptığı açıklama idi. Hamas hareketi liderlerinden Muhammed Nazal, "Filistin yönetimi, Siyonist rejim, Avrupa birliği ve Mısır rejimi" arasında bir anlaşma yapılarak, Mısır sınırından Gazze’ye para girişini engelleme kararının alındığını bildirdi. Buna göre, son Haniye olayında olduğu üzere, hiç bir Hamas yetkilisi ve hükümet mensubu beraberinde para ile Filistin’e giremeyecekti.



Bankalar yoluyla da para transferi yapılmadığına göre, sonuçta Hamas hükümeti ne Filistin’e küçük bir hizmet yapabilecek, ne de hükümet çalışanlarının maaşlarını ödeyebilecekti. Sonuçta büyük bir buhran, kargaşa, protesto gösterileri, ardından Hamas hükümeti yıkılacaktı…



Diğer yandan yine Ürdün rejimi vasıtasıyla, Gazze’ye çok sayıda paralı asker gönderilerek Hamas mücahidlerinin karşısına çıkartılacak, bunun yanısıra Abbas güçleri siyonist rejim tarafından modern silahlarla donatılarak askeri açıdan takviye edilecekti.



Yakın tarihin en kalleş planı bu şekilde devreye sokulurken, Hamas hareketi temslcilerinden Muhammed Nazzal bu kalleşçe komplonun adresini gösterdi: "Mahmud Abbas yönetimi, Arap devletleri ve Uluslararası güçler"in işbirliği…



Evet…



Hamas yıkılmak, yok edilmek isteniyordu.. İsrail’i tanımamaktaki ısrarının, direnişten vazgeçmemedeki azminin bedeli ödetiliyordu Hamas’a… Başbakan’dan Dışişleri Bakanı’nına Hamas liderleri suikastlara uğruyor, mücahidler vuruluyor, protesto gösterileri dağıtılıyor, para giriş yolları bütünüyle kapatılıyordu…



Biz dün, Suudi Arabistan ve müttefiklerinin ihanetlerini ifşa edip sıralarken, “sen önce Şii misin Sünni misin, önce bunu bir söyle bakalım” diyenler, “Şiilik ve Şiicilik” yapıyor diyenler, size sesleniyorum: ben Hamas’ın esenliği ve zaferi için canımı ortaya koyurum; yüreğimde övünç ve iftiharla taşıdığım İran İslam Cumhuriyeti’nin yok edilmesi pahasına da olsa, Filistin’in yaşamasını istiyorum, ben bunu Şiilik veya Sünnilik adına değil, İslam Ümmeti’nin onuru ve özgür geleceği adına haykırıyorum! Söyleyin, Siyonist rejimin yaşaması için Hamas hareketinin ölümüne hükmeden bu Suud hainlerinin o kalleş beyinlerini dağıtmak için, hala daha ne diye duruyorsunuz? En azından niçin konuşmuyor, kalemlerinizi niçin oynatmıyorsunuz..?



Niçin kalkıp haykır mıyorsunuz? Hadi diyelim ben Şiilik yaptım da, "kahpe Suud yönetimi"nin İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı seferberliğine karşı çıktım; siz ne duruyorsunuz? Siz de Sünnilik yapın da en azından Hamas hareketine karşı bu "kalleşçe saldırı" ve komploları gerçekleştiren Suud, Ürdün, Mısır hainlerinin yüzüne tükürün!



"Her yer Filistin hepimiz Filistinliyiz" "Hamas'a Selam direnişe devam" "Hepimiz Hamas'ız" diye haykıranlar, Hamas ve Filistin cihadı üzerinden gündem oluşturup yazıp çizenler neredesiniz?



Farzedin ki şu anda hacc’dasınız; hadi gidin Beytulllah’ın yanıbaşına; tutunun Kabe’nin örtüsüne! “Ya Rabbi! Filistin’e yapılan bu ihaneti karşılıksız bırakma! Ya Rabbi! Dün Enver Sedat’ların yaptığı ihaneti yaparak Filistin’i Yahudilere satan hainleri cezasız bırakma! Ya Rabbi! Suud’un, Mısır’ın, Ürdün’ün elerini bağladığı Filistinlilerin, Siyonistlerin doldurduğu silahlarla al kanlara boyanmasına fırsat verme!” diye Kabe’nin Rabbine, o Beyt’in sahibine dua edin!



Sonra da gidin, Suudi Arabistan’da fetva yayınlayarak, Sünni Müslümanları sözüm ona “Safevi İran”a karşı savaşa çağıran o alim kılıklıların yakasına yapışın! Hamas’a yapılan saldırıların, Haniye’ye, Zahhar’a yapılan suikastların, Gazze’de, Nablus’ta, Ramallah’ta vurulan mücahidlerin hesabını sorun! Eğer kaygınız Sünnilik ise, Sünniliğinizin hatırına bunu yapın..!



Dönüp etrafımıza, en yakınlarımıza bir bakıyoruz, niçin ses çıkmıyor? Samimiyetine inandığım dostlar sözüm sizedir; ya bizi yalanlayın, ya da bu suskunluğunuzla dürüstlüğünüzü, mertliğinizi yalanlama durumunda kalmayın.. Daha geçecek bir gün mü kaldı..?



Bugün değilse ne zaman?



“Ey İman edenler hakkı ve adaleti ayakta tutan şahidler olun!”



“Allah sizi vasat bir ümmet kıldı ki insanlara şahid olasınız!”




La havle vela kuvvete illa billahil aliyyul azim



ZİNDE BAD JEHENNEM BERAY-I ZALİMAN!!!
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    islamirc.net Forum Ana Sayfası -> Makaleler Tüm saatler GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


 
Copyright © 2005 PHP-Nuke. PHP-Nuke is a free software released under the GNU/GPL
Forumtags