Tarih: Sal Oca 02, 2007 1:06 pm Mesaj konusu: PAGANİST İSLAM ALGISI VE PUTLAR
"Bir de İbrahim'in şöyle dediği vakti hatırla: "Rabbim, bu şehri güvenli kıl!
Beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut!"
İbrahim suresi ayet 35 (1)
Çoğumuzun bildiği bir kıssayı bugün anımsamakta fayda var. Babil halkı bilindiği üzere her sene putlar için âyinler düzenlerdi. Bunlar önce hep beraber bir yerde toplanır bayram yapar ve sonra putların bulunduğu yere gider, putlara secde eder ve evlerine dönerlerdi. İşte yine böyle bir bayram günü, Hz İbrahim putların bulunduğu yere giderek, bir balta ile bütün küçük putları kırdı. Baltayı da, en büyük putun boynuna asarak oradan uzaklaştı. Keldâniler putların yanına gidince bütün putların kırıldığını gördüler ve sorumlusunu yakalayarak cezâlandırmak istediler. Hz İbrahim'i getirip, bu işi sen mi yaptın dediler. Hz İbrahim de " Kendisi dururken kücük putlara tapınılmasını istemediği için, balta boynunda asılı olan büyük put yapmıştır. İnanmazsanız kendisine sorunuz " dedi. Onların 'Putlar konuşamaz ki, sen onlara sor diyorsun' diye cevap vermeleri üzerine Hz İbrahim " O halde konuşamayan ve kendilerini kırılmaktan kurtaramayan putlara neden ibadet edersiniz ? Size ve taptığınız putlara yazıklar olsun " dedi , ama bunun hiçbir faydası olması, çünkü onlar : " Biz, atalarımızı bunlara tapar kimseler bulduk " dediler.
Paganizm ve modern paganizm olarak da tanımlanan seküler yaşam biçiminin gelişim süreci üzerine düşünmekte fayda var. Latince -paganus- yani kırsal manasına gelen sözcükten türeyen paganizm sosyal bilimcilerce en genel anlamıyla İbrahimi dinler dışında kalan inanış biçimlerini tanımlamakta kullanılıyor. Allah tarafından vahiy edilen ilahi dinler dışında kalan dinlere inananlar, bazen içinde bulundukları çevre yada kendilerince düşünülmüş totemlere bazen tabiata tapınır yada güneşe ibadet ederdi. En erken çağlardan itibaren görülmeye başlanmış olan paganist inanış biçimleri ,zaman içinde sosyal sınıfların oluşması , yeni yaşam biçimlerinin gelişmesine,toplumsal üretimin şekillenmesi , en önemlisi de İbrahimi dinlerin vahiy edilmesine rağmen, İbrahimi dinler üzerine eklenerek sürmüş ve paganist unsurlar dönemin insanından , kendilerinden sonra gelen nesillere taşınarak devam etmiştir. İlkel üretim biçimlerinin hüküm sürdüğü ilk zamanlarda kendi kapasitesi ile sınırlı olarak tabiat unsurlarını tanrılaştıran insan ise zaman içinde toplumsal ilerleme ve teknolojik unsurların gelişimi ile Tanrılaştırdığı kavramların biçimleri ve sıfatlarında da değişikliğe gitmiştir. Batı'da pagan İslam dinince de müşriklik olarak tanımlanan bu hal ise günümüz insanının içinde bulunduğu en büyük çelişkilerden olmakla beraber , insanı fıtratında olan önemi görememesi açısından çok ciddi bir kimsizlikleştirmeye sürüklemektedir. Bugün George Frankl gibi birçok Batılı sosyal bilimci konu üzerine çalışırken , hemfikir oldukları nokta Batı insanının yaşamının bu denli trajik hale gelmesinin kökeninde paganizm ve sekülerizm olduğudur. Dinin zaman içinde toplumsal yaşamdan tasfiye olarak , önemsizleşeceğini ve etkisiz hale geleceğini savunan seküler görüş ülkemiz özelinde laiklik tartışmalarına zemin oladursun ,çağdaşlaşma ekseninde oluşan türlü farklı fikir yahut fikirsizliklerin insanı getirdiği nokta ortadadır.
Ve bizler, atalarımızı putlara tapar kimseler olarak bulmadığımız halde, büyük bir saçmalığın gönüllü kurbanları olduk. Milyonlarca insanın hayatına pusu kuruldu. Çağdaşlık adına Batı tarafından dayatılan yeni yaşam biçimleri, sadece kendi toplumlarını değil , dünyanın doğu yüzünü de değersizleştirmeye yönelik bir akımın öncülleri iken ,1400 senelik İslam geleneğinin günden güne uzağına düşen Müslüman toplumlar , ne acıdır ki İslam'ın en temel kaidelerini bile, dayatılan modernist algının içi boş tavsiyelerine yeğ tutarak , aşk ve hikmet dolu bir coğrafya üzerinde putlara kölelik eder hale geldi. Kölesi haline getirdiği kalabalıkları, sadece kendi kuramları olan bir mantık uyarınca hareket etmeye zorlayan güçler , modern zamanların Nemrut'ları , salt aklın en temel yol gösterici olduğunu söyleyerek , günümüz insanını uçurumun kıyısına doğru ilerlemesine sebebiyet verdi. İşte insan fıtratında olan bu ontolojik ihtiyacın göz ardı edilmesi ile de ilerleyen zamanlarda yaşanacak olan büyük manevi çöküşün ve toplumsal cinnet halinin temelleri atılmış , cennetten kovulalı beri yaşantısını ilahi ahlak kurallarına göre şekillendiren insan üzerinde büyük bir değerler çatışması ve bundan kaynaklanan davranış bozuklukları görülmeye başlanmıştır. Balkanların büyük romancısı Panait Istrati , yaşadığı hezeyanların ardından giriştiği yarım kalan bir intihar sonrası ' İnsan olmak ve hayatı hayvanlardan bile daha az anlamak ne hazin şey ' diye haykırırken aslında tüm o modern izm' lerin yağması karşısında kalan insanın çaresizliğini ifade etmektedir bizlere. İzm'lerin esaretinde kendilerine modern putlar yontan kalabalıklar akıl ile kalbin muazzam beraberliğini tatmaktan yoksun kalmışlardır. Ve tüm bu savruluş esnasında, makbul olanın gündelik haz, gelip geçici tatlar olmaya başlaması ile beraber ortaya çıkan resimde tek görülen dünyanın her yerinde ziyan olmuş insan yığınları ve Doğu özelinde ifsad olmuş bir dinin koyu karanlığı olmuştur. Gelinen noktada ise yolundan saptırılmış, kimliksizleştirilmiş , ifsad olanı kutsal bellemiş olan insanlarımız modern izm'lerden aldığı sözde kuvvet ile koca bir uygarlığın tuzla buz edilme uğraşının bedelli askerleri olmuşlardır.
Bizler , bu medenileşme hezeyanı içinde aslında Cahiliye devri kabilelerine döndük tıpkı onlar gibi sözde inanışlarımız var ve tıpkı onlar gibi köpeklerimizi beslerken kendi evlatlarımızı diri diri kuma gömmekte sakınca görmüyoruz. Teknolojik ilerlemeyi medeniyet sanarak aldanıyor ve o medeniyetlere ırzımıza teslim edecek kadar güçten düşebiliyoruz. Güçten düştükçe , idealsizleşiyor ve idealsizleştikçe anlamsızlaşarak paganist algı biçimlerine meylediyoruz.
66 - (İbrahim) dedi: "O halde Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar vermeyecek nesnelere mi tapıyorsunuz?
67 - Yuh size ve Allah' tan başka taptıklarınıza! Hala akıllanmayacak mısınız!" dedi.
Enbiya Suresi ayet 66-67 ( 2 )
İslam dininin, kimi ortaçağ düşünürlerince paganist bir din ve sapıkça bir hareket olarak gösterildiği zamanlarda bu söylemleri yerle bir ettiğinden kaçımızın haberi var? İlim, felsefe, tıp, matematik, astronomi, sanat alanındaki muazzam şahlanış ve İslam alimlerinin göz kamaştıran başarıları unutuldu mu da bizler bu denli aklı evvel insanlar haline geldik? Fallar açmak, kurşun döktürmek , kabre adak adamak, mum dikmek yada gidip bir yerlere çaput bağlamak Kuran'ın hangi ayetinde yazıyor da bunları yapan kimseler, kendilerine çok dindar süsü vererek eylemlerine devam edebiliyorlar ? Dua etmek için sabah alacasında koştura koştura gidilen türbelerde pencerelere , kapılara el yüz sürmek , tüm bunlar neye tapınmanın ifade biçimleri ? Edilen dualara dahi bir sürü batıl hareketin sokulmuş olmasının anlamı nedir ? İslam dini ayakları yere basan yani yürüyen ve düşünen insanın diniyken , neden saçma sapan inanışlara meyletmeye bayılıyoruz ? Akıntıya kapılmış gidiyoruz. Peki biran olsun durup düşünecek ve tüm bu anormalliklerin adını koyabilecek iradeyi kaçımız gösterebiliyoruz. Akıl varken mucizelerden medet ummak da ne oluyor.. Peki Kuran'da en çok geçen fiillerin neden ' Düşünmez misin ', 'Akıl etmez misin ' olduğunun kaçımız farkında.. Hayatımıza klişe cümlelerle cansiperane savunduğumuz kimseler edinmişiz. Kulluk etmek yani o kimse yada kimseleri tıpkı tahtadan yontulmuş putlar gibi cilalamak ile bir kimsenin fikrine,ilmine hürmet ederek doğulu tevazusuna yakışır biçimde dinleyen kulak olmak arasında nasıl ince bir çizgi olduğunu düşünüyor muyuz ? Adımlarımızı iyi takip ediyor muyuz , çizginin öte tarafına geçmeye başladıkça geride bıraktıklarımızın sızısını içimizde hissedebiliyor muyuz ?
Mevlana, ''Putların anası nefsimizin putudur'' der. Ve bizler tüm bu saçma sapan tapınma biçimleri dışında, nefsimizin arzu ettiği bize değer katmaktan yoksun ne müptelası ve adeta kölesi olarak, ne kadar acizleştiğimizin maalesef çoğu kez farkına bile varmıyoruz.
Batı'nın tanrılarından kaçarsın ama
Edersin secde mezarlara, yatırlara.
Öyle alıştın ki köleliğe,
Yonttun taştan tanrılar yollarına. (3)
Yukarıdaki dörtlük Allame Muhammed İkbal'e aittir. İslam dünyasının büyük bir ortaçağ karanlığına büründüğü zamanlarda Pakistan'dan yükselen bu sesin dediklerine kulak vermek, ulaşma hedefinde olduğumuz 'benlik' etrafında çetin seyahatler ederken , bir yol gösterici olması bakımdan çok kıymetlidir. Her köşe başında karşımızda beliren putları kırabilme , mahkum bırakıldığımız esaretten , yanlış inanışların hükmünden sıyrılabilme ve İkbal'in de en temel ideallerinden biri olan , bilgiyi hem irfan hem de refleks haline getirebilme hali , bir insanın özellikle şu dönemde sahip olabileceği en yüksek değer olacaktır.
Bu hal karşısında hangi put darmadağın olmaz ?
Dipnotlar
(1) İbrahim Suresi Elmalılı Hamdi Yazır Meali
(2) Enbiya Suresi Elmalılı Hamdi Yazır Meali
(3) Muhammed İkbal 'Peyam-ı Maşrık' Farsçadan çeviren Murat Sürmen
Peren Birsaygılı Gizlesem de Aşikar Etsem de ; Canımsın Benim..
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız