Tarih: Cum Oca 26, 2007 5:17 pm Mesaj konusu: Vahdet Olmazsa Vahşet Olur!
Bizler özellikle son otuz yılda dünyanın değişik bölgelerinde Müslümanlar arası çatışmaların en acı örneklerine tanık olduk, bu çatışmaların Müslümanlar kalbinde oluşturduğu derin sızının ne kadar büyük ve onulmaz boyutlarda olduğunu gördük. Irak olayından önce, özellikle Afganistan örneğinde, hem de Rus işgaline karşı direniş verildiği zamanlarda Müslüman hizipler arasındaki ümmet içinde kapanmaz yaralara yol açan çatışmalar gördük. Bu çatışmaları yönlendiren isimler de, birbirlerine silah doğrultmaya zorlanan Afgan Halkı da aynı mezheb üzereydi, öldüren de Sünni idi, öldürülen de. Ama bizler burada dahi, hizip tarafgirliği içinde Müslümanlar arasına giren bu “kardeş savaşı fitnesi” hususunda ciddi bir tahlil ortaya koyamadık ve hastalığı tesbit ederek, tedaviye dönük yöntemler geliştiremedik.
Şimdilerde bunun örneğini acı bir şekilde Irak’ta yaşıyoruz. Bu kez bir tarafta Sünnilerin varlığından, öte tarafta Şiilerin varlığından söz ediyoruz. Burada Müslümanlar arası çatışmanın bizzat kendisini, bu çatışmalara neden olan etkenleri mahkum edip kınamamız yerine, ya taraflardan birine arka çıkıyoruz ya da gözlerimizi kapatıp sorumluluktan kaçınıyoruz.
İslam Birliği’ni savunmak herhangi bir mezhep yandaşlığı adına hareket edip doğruları ve yanlışları ile onları kabullenmek ve sırtlamak şeklinde olmaz. İslam Birliğini ve Müslümanların kardeşliğini savunmak, Şii olsun Sünni olsun Müslüman olan herkese kucağını açıp hepsinin saygınlığına değer verdiğimizi ortaya koymakla olur.
Bizler ister İran veya isterse Irak’taki Şiilerden, Sünniler konusunda açık olmalarını istediğimiz kadar, Sünnilerin de Şiiler konusunda açık olmalarını bekleme durumundayız. Ancak bu şekilde karşılıklı güven ortamını sahih düzlemde tesis edebiliriz.
İslam Birliği’ne, Müslümanların kardeşliğine ve İslam Ümmeti’nin selametine düşkün olduğundan ve bu yönde çok değerli çabalara öncülük ettiğinden emin olduğumuz Üstad Karadavi’den de meselenin bu yönü noktasında sözler duymak istiyoruz.
İslam dünyasından ve bu ülkeden alim, aydın, kanaat ve cemaat önderi herkesten Müslümanların gerçekten birbirine kardeşçe yaklaşacağı ilkesel bir zemin oluşturmalarını bekliyoruz…
Toz duman ortamı içerisinde müslümanın izzet ve saygınlığının zedelendiği, güvenlerin sarsıldığı, kardeşlik bağlarının kopartıldığı ortamlar en büyük düşmanlarımız Amerika ve İsrail’in zafer menzilleridir. Bizler kendi ellerimizle altın tepsiler içinde düşmanlarımıza zafer mi sunacağız?
Kutlu kanlarıyla yolumuzu aydınlatan önder şehidimiz Seyyid Kutub, “Kalem sahibi kimseler çok şeyler yapabilirler: ancak inançlarımız ve fikirlerimizi uğruna gerektiğinde canlarımızı ve kanlarımız vermek pahasına.” demektedir.
Bugün hepimiz bütün dünya Müslümanları olarak, Sünni-Şii tüm Müslümanların vahdetini savunmak, Müslümanlar arasında yakılan fitne ateşlerini söndürmek, tefrika tuzaklarını bozmak, ihanet planlarını boşa çıkarmak gibi tarihi ve ilahi bir sorumlulukla karşı karşıyayız. Bu sorumluluğumuzun bedeli her ne olursa olsun bu yolda tam bir kararlılık içinde yürümeli ve tüm gücümüzü ortaya koymalıyız. Şehid Seyyid Kutub’un ifade ettiği üzere, bu yolda yürümek bizden her ne bedel isterse ona da hazır olmalıyız.
Zira bugün bizler İttihad-ı İslam’ı savunma noktasında gaflete düşersek, emperyalizmin ve siyonizmin ördüğü zillet ve esaret ilmiklerini kendi ellerimizle boğazlarımıza takma durumunda kalacağız ki, bu da İslam’a ve Müslümanlara, geleceğimize ve şerefimize karşı ihanet içine girmekten başka bir anlam ifade etmeyecektir.
Vahşetin ilacı vahdettir, kağıt üzeri bir vahdet değil, sözlerde kalan bir vahdet değil, açık sözlülükle, bedellerin ödeneceği, gerektiğinde altlarına kanla imzaların atılacağı bir vahdet...
Aşura’ya üç kala mazlumiyetin sembolü Seyyid üş-Şüheda İmam Huseyn’i selamlıyoruz. Takipçilerini özledik… Fethi Şikaki’yi… Aşk’ın ve Aşura’nın öğretmeni Mustafa Çamran’ı, İmam El Benna’yı…
Bu dava gerçekten garîb, gerçekten mazlum ama zillete de bir o kadar uzak!
Rabbimiz! Bizleri, en büyük düşmanımız olan tefrika fitnesine karşı, en ağır bedelleri ödeme pahasına mücadele ve mücahede ederek yolunda saf tutan ebrardan kıl…
Muhammed Cihad SAATÇİOĞLU
Bağlantıları yalnızca kayıtlı kullanıcılar görebilir! Hemen kayıt olun veya hesabınıza giriş yapın!
"ŞEHADETİ SAADET BİLEN DAVALAR ASLA YOK OLMAZ"
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız