Tarih: Sal Şub 14, 2006 5:34 pm Mesaj konusu: Bir soru
Resulullah ın
kıyamete yakın ümmetim zulümle karşılaştığında doğudan ellerinde siyah sancaklar la bir ordu çıkacak , bu orduya islam sancağını dikin ceye kadar kimse durduramıyacak ....
Hadis i sizce sahih midir sahih ise bu ordunun Hamas olduğu söyleniyor doğrumudur acaba
siz ne düşünüyorsunuz
ben bu hadisi kitaplarda hiç okumadım zaten sohbetlerde de duymadım siteler de rastladım bunlara hep tekrar bulmaya çalışırım hangi siteler de olduğunu hatat birinde bir resim çekil miş elinde siyah bayraklar la bir ordu hamas imiş onlar
öyle işte bir yazı okudum aklıma geldi sorayım dedim
bu da biraz faith sultanla ilgili olan hadise benziyor
Allah gaibden haber verilemeyeceğini belirtiyor ayetlerinde
tabiki peygambere bazı zamanlarda bildirmiştir ama
bu garip...
friend kardesim,evet bu bahsedilen ,hz mehdi aleyhselamdir,
--Kıyametin kopmasına bir gün bile kalsa, Allah-u Teâlâ o günü uzatarak benim soyumdan bir kişi gönderecektir. Adı adımın, babasının adı babamın adının aynısı olacak, zulüm ve zorbalık altında inleyen yeryüzünü huzur ve adaletle dolduracaktır.-- (Ebu Davud, Tirmizî)
asagida hadislerle tam olarak anlatilmistir insaAllah,bi okuyun...
Ahirzamanda, kıyâmetin kopmasına çok az bir zaman kala Allah-u Teâlânın ümmet-i Muhammedin başına gönderdiği bir komutan olan Hazret-i Mehdi, adil bir idareci, dirayetli bir önder, şecâatli bir kumandandır.
O doğrudan doğruya Resulullah Aleyhisselâmın vekâletini taşıyacak, onun hilâfetini, onun vazifesini yapacak.
Garip duruma düşen İslâmı, gariplikten kurtarmaya çalışacaktır. Çünkü bunun için gönderilecek. Allah-u Teâlâ onu muzaffer edecektir.Mehdi, kelime olarak hidayet kökünden gelir.
Allahın hidayetine ermiş mânâsını taşır, Allahın izniyle hidayete erdirecek mânâsını da ifade eder.Mehdi Aleyhisselâm hakkında çok sayıda Hadis-i şerif nakledilmiştir.
Alimler bunu mütevatir kabul ederler. Resulullah Aleyhisselâmdan beri, müslümanlar ahir zamanda, Ehl-i beyte mensup bir zatın çıkıp dini güçlendireceğine, adaleti hâkim kılacağına, müslümanların ona tâbi olup İslâm beldelerinde hâkimiyet kuracağına, bu kimseye Mehdi deneceğine inanmış ve bu âli zâtın gelmesini beklemektedirler.
Hadis-i şeriflerde ifade edildiğine göre İsa Aleyhisselâm ile Mehdi Aleyhisselâm aynı zamanda çıkacak ve Hazret-i İsa, Hazret-i Mehdiye yardımcı olacak, birlikte Deccâli öldüreceklerdir.
Hatta Hazret-i İsa Aleyhisselâmın Mehdinin arkasında namaz kılacağı rivayet olunmuştur.
Bugüne kadar --Mehdiyim-- diyenlerin hepsi şeytanın kuklasıdır, maskarasıdır.
Bu çıkanlar yalancıdır, sahtedir, soytarıdır. Gelecek olan Hazret-i Mehdinin alâmetlerini Hadis-i şeriflerden öğreniyoruz.Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyorlar:
--Kıyametin kopmasına bir gün bile kalsa, Allah-u Teâlâ o günü uzatarak benim soyumdan bir kişi gönderecektir. Adı adımın, babasının adı babamın adının aynısı olacak, zulüm ve zorbalık altında inleyen yeryüzünü huzur ve adaletle dolduracaktır.-- (Ebu Davud, Tirmizî)
Mehdi Aleyhisselâmın Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin neslinden geleceğini ve yeryüzünü adaletle dolduracağını bu Hadis-i şerif haber veriyor.
Nice asırlardan sonra Hatemün nebi Muhammed Aleyhisselâmın ümmetinden ve kendi neslinden gelecek olan bu kurtarıcının dünyaya malik olacağı haber verilmektedir.
--Yeryüzünde dört kişi malik olmuştur. İkisi mümin, ikisi kafirdir. Müminler, Zülkarneyn ve Süleyman Aleyhisselâm, kâfirler ise Nemrud ve Buhtunnasrdır. Beşinci olarak Ehl-i Beytimden birisi gelecek ve o da dünyaya mâlik olacaktır.-- (İmam-ı Suyûtî)
İşte o zât-ı âli Mehdi Aleyhisselâm, şeriat-ı mutahharanın emir ve hükümlerine, tarikat-ı münevverenin edeb ve erkanına harfiyyen riayet edecektir. Allah-u Teâlânın ahkam-ı ilâhisini, Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin sünnet-i seniyyesini yaşayacak ve yaşatacaktır.
--O zât insanlar içerisinde Peygamberin -sallallahu aleyhi ve sellem- sünneti ile amel eder. İslâm yeryüzüne tam mânâsı ile yerleşir. Yeryüzünde yedi sene kalır, sonra vefat eder ve müslümanlar onun üzerine namaz kılarlar.-- (Ebû Dâvud. 4286)
Mehdi Aleyhisselâm gelinceye kadar İslâm ümmeti parça parça olmuş, uhuvvet kalkmıştır. Alimler nefis ve menfaatlarına düşkündür. İslâmın kurallarını hafife alma, yok sayma yarışına girmişlerdir. Koyun postuna bürünmüşler, müslüman görünüyorlar. Halbuki, ne zamanın alimlerinde ihlas, ne de amirlerinde adalet vardır. İşte o zaman Allah-u Teâlâ beklenen kurtarıcıyı gönderir, bölük bölük olan İslâm ümmetini sancağının altında toplar, zulüm içinde inleyen yeryüzünü adaletle doldurur.--
Dünyadan bir gece bile kalsa, Allah o geceyi uzatır ve Ehl-i Beytimden birisi gelerek dünyaya hakim olur. Onun adı adıma, babasının adı babamın adına uyar. Daha önce yeryüzü nasıl zulümle doluysa, o onu adaletle doldurur. Malı seviye üzere taksim eder ve Allah bu ümmetin kalblerine zenginlik verir. Yedi veya dokuz sene kalır. Mehdiden sonra, artık hayat yaşamakta, bir hayır yoktur.-- (İmam-ı Suyûtî)
Daha önce işkence, zorbalık, zulüm ile dolu olan yeryüzü, o geldiği zaman yedi yıl kadar adalet, emniyet ve zenginlik içinde kalacaktır. O zat-ı muhteremin şekil ve şemalini Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle tarif ediyorlar:
--Mehdî bendendir. Alnı geniş, burnu ince uzun ve ortası biraz yüksekçedir. Yedi sene hükmeder. Yeryüzü zulüm ve işkence ile dolduğu gibi, onu doğruluk ve adaletle doldurur.-- (Ebû Dâvud. 4285)
Mehdi Aleyhisselâm, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin kızı Hazret-i Fatıma validemizin neslinden gelecektir.
Naim bin Hammad -radiyallahu anh-ın rivayet ettiği bir Hadis-i şerifte Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Mehdi Aleyhisselâmı açıkça tarif buyuruyor:
--Mehdinin çıkış yeri Medinedir, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-in ehli beytindendir. İsmi Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-in ismidir. Hicret edeceği yer Beytül-Makdis (Kudüs)tir. Sakalı sıktır, gözleri sürmeli olacaktır. Dişleri parlaktır, yüzünde bir ben vardır. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-in softan bayrağı ile çıkacaktır. O bayrak dört köşeli olup dikişsizdir ve rengi de siyahtır. Onda bir hicr (hale) bulunur. O Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-in vefatından beri açılmamış olup Mehdi çıkınca açılacaktır. Hazret-i Allah üç bin meleği Mehdiye yardım için gönderecek ve melekler Ona muhalefet edenlerin yüzüne ve arkasına vuracaktır. O, yaşı otuz ile kırk arasında olduğu halde gönderilecektir.-- (İmam-ı Suyûti)
Bir diğer Hadis-i şeriflerinde ise, Mehdi Aleyhisselâmın nurlu, parlak, adeta bir yıldız gibi parlayacağını haber veriyorlar.
--Mehdî neslimden bir şahıstır. Yüzü parlak yıldız gibidir.-- (İmam-ı Suyûtî)
Bunun böyle olduğunu bilin, bu sahteleri bu Hadis-i şerifin nûr ışığı altında tanıyın.
--Mehdi bizden, ehl-i beytimizdendir. Allah onu bir gecede ıslah eder.-- (Kütüb-ü sitte muhtasarı: c. 17, sh: 557)
Allah-u Teâlâ onu hıfz-u himayesine ve tasarruf-u ilahiyesine alacaktır. Mehdi Aleyhisselâmı bir gecede olgunlaştıracak. O gece onu nûru ile dolduracaktır. Yani Allah-u Teâlâ onu nûru ve kudsi ruhu ile destekleyecektir.
--Biz Abdülmuttalib oğullarıyız. Cennet ehlinin efendileriyiz: Ben, Hamza, Ali, Câfer, Hasan, Hüseyin ve Mehdi.-- (Kütüb-ü sitte muhtasarı: c. 17, sh: 558)
Hakem bin Uyeyne -radiyallahu anh-den şöyle nakledilir
:--Ben Muhammed bin Aliye dedim ki:İşittiğimize göre sizden bir adam çıkacak, bu ümmet arasında adalet yapacak.O dedi ki:--Karanlık gecenin parçaları gibi olan fitnelerden önce, hayırlı ameller işlemede acele edin. O fitne geldi mi kişi mümin olarak sabaha erer de kâfir olarak akşama girer. Mümin olarak akşama erer de kâfir olarak sabaha ulaşır, dinini basit bir dünya menfaatine satar.-- (Müslim, İman 186, 118, Tirmizi, Fiten 30, 2196)
Dinini basit bir dünyalığa satmıyorlar mı? İmam veya alim görünen bu gibi kimseler bunu yapmıyorlar mı? Onlar dini kendilerine uydurmaya çalışırlar. Madde ve menfaat, mevki ve şöhret uğruna dinden çıktıkları gibi, başkalarını da çıkarmaya çalışırlar.
--Onlar ahiret karşılığında dünya hayatını satın alan kimselerdir.-- (Bakara: 86)
Bununla da kalmayacak, Mehdiyim, hatta peygamberim diyen sahtekâr, soytarılar türeyecektir.Bunları Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz haber vermiştir
.--Hepsi de Allahın peygamberi olduğunu iddiâ eden otuza yakın yalancı deccaller türemedikçe kıyamet kopmaz.-- (Tirmizi)
Şimdi deccaliyet devrinin içindeyiz, en son deccale gelinceye kadar devam edecek.--Şüphesiz ki kıyametin önünde yalancılar zuhur edecektir.-- (Müslim)İşte bu yalancılar bu zamanda mevcuttur. Onların her şeyi yalan ve dolandır.Allah-u Teâlâ Âyet-i kerimesinde bu gibilerin durumunu şöyle tarif ediyor:
--Onlar hakikaten kendilerinin bir şey üzerinde bulunduklarını sanırlar. İyi bilin ki onlar yalancılardır. Şeytan onları istilâ etmiş, onlara Allahı anmayı bile unutturmuştur. Onlar şeytan fırkasıdır. İyi bilin ki, asıl kayba uğrayanlar şeytan taraftarı olanlardır.-- (Mücâdele: 18-19)
Ey müslüman!Şeytanın istila ettiği bu sahteler şeytan taraftarıdırlar. Onlara tabi olanda onlarla beraberdir ve şeytan fırkasındandır. Bu yalancılara kanmayın. Onları iyi tanıyın.Hazret-i Ali -radiyallahu anh- Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-e şöyle bir soru tevcih etti:
--Ya Resulellah, Mehdi bizden Al-i Muhammedden mi, yoksa bizim gayrımızdan mı?-- Buyurdular ki:--Hayır, bilakis bizdendir. Allah bu dini nasıl bizimle başlatmışsa onunla sona erdirecektir. Ve onlar bizimle nasıl şirkten kurtulmuşlarsa, onunla da fitneden kurtulacaklardır. Allah bizimle insanları nasıl şirk adavetinden kurtararak, onların kalplerine ülfet ve muhabbet yerleştirmiş ve din kardeşi yapmışsa, Mehdi ile fitne adavetinden kurtaracak ve kardeş yapacaktır.-- (Naim bin Hammâd, Taberanî)
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir diğer Hadis-i şeriflerinde ise, Mehdinin açık ve kesin beş alametinden bahsediyor,
ümmet-i Muhammede haber veriyor:
--Mehdinin beş alâmeti bulunur. Bunlar, Süfyani, Yemâni, semâdan bir sayha, Beydada ordunun batışı ve günahsız insanların öldürülmesidir.-- (İmam-ı Suyûtî)Dikkat ederseniz bunlar Allah Resulü Peygamber Efendimizin beyanıdır. Artık bundan sonra çıkacak bu gibi sahtekarlara kulak vermeyin, itibar etmeyin.--Bizim Mehdimiz için iki alâmet vardır ki, Allah semavat ve arzı yarattığından bu yana böyle bir şey vaki olmamıştır. Bunlar Ramazanın ilk gecesinde ay, yarısında ise güneş tutulmasıdır. Allah semâvat ve arzı yarattığından beri böyle bir şey olmamıştır.-- (İmam-ı Suyûtî)
Yine Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Hadis-i şeriflerinde, Mehdi Aleyhisselâmı çok açık bir şekilde beyan buyuruyor, ümmet-i Muhammede tarif ediyor:
--Sizinle insanlar arasında dört sulh anlaşması olacak, dördüncü sulh, Heraklius ehlinden bir adam vasıtası ile olur ve bu yedi yıl devam eder. Bir adam Ya Resulellah o gün insanların imamı kimdir? dedi. Buyurdu ki: Evlâdımdan kırk yaşındaki Mehdidir. Yüzü parlayan yıldız gibi, yanağında siyah bir ben vardır, üzerinde kutvani iki aba bulunur. Tavrı beni İsrail ricaline benzer. Hazineleri çıkarır ve şirk beldelerini feth eder.-- (İmam-ı Suyûtî)
--Mehdinin çıkışından önce, Ramazanda iki kez ay tutulması olacaktır.-- (İmam-ı Suyûtî)
--Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Mehdiyi anlatırken, dilinde pelteklik olacağını ve kelimeyi telaffuz ona zor geldiğinde sağ elini sol uyluğuna vuracağını söyledi ve ismi ismimin, babasının adı babamın adıdır buyurdu.-- (İmam-ı Suyûtî)
--Bir fitne görülür, bunu diğer fitneler takip eder ve birinciler sonuncuların kılıçla çatışmaya dönüşünü kamçılar ve bundan sonra bütün haramların helal sayılacağı bir fitne gelir. Sonra da hilafet, yeryüzünün en hayırlısı olan Mehdiye evinde otururken gelecektir.-- (İbn-i Ebi Şeybe)
--Mehdinin çıkışından önce, şarktan parlak kuyruklu bir yıldız doğacaktır.-- (İmam-ı Suyûtî)
--Bir halifenin ölümü anında (ehl-i hal ve akd arasında) ihtilaf olacak. (O zaman) Medine ahalisinden bir adam (Mehdi), kaçarak Mekkeye gidecek. Mekke halkından bir kısmı ona gelecek ve istemediği halde onu (evinden) çıkaracaklar. Rükn-ü Yemanî ile Makam-ı İbrahim arasında ona biat edecekler. Onları (ortadan kaldırmak için) Şamdan bir ordu gönderilecek. Ordu Mekke-Medine arasındaki el-Beydada yere batırılacak. İnsanlar bunu görünce Şamın Ebdâlı ve Irak ahalisinin velileri ona gelip biat ederler. Sonra Kureyşten, dayıları Kelb kabilesinden olan bir adam zuhur eder ve (Mehdi ve adamlarına) karşı bir ordu gönderir. Ama onlar bu orduya galebe çalarlar. Bu ordu, Kelbînin (ihtirasıyla çıkarılmış) bir ordudur. Bu Kelbînin ganimetine iştirak edemeyen zarara uğramıştır. Mehdi, malı taksim eder. Halk arasında peygamberlerinin sünnetini (ihya eder ve onun) ile amel eder. İslâm yeryüzüne yerleşir. Yedi yıl hayatta kalır. Sonra ölür ve müslümanlar cenaze namazını kılarlar.-- (Ebu Dâvud: 4286, 4288, 4289)
Hadis-i şeriften anlaşıldığına göre, bir halifenin ölümü üzerine, yerine seçilecek kimse meselesinde seçiciler arasında ihtilaf çıkar. Zikri geçen zât yani Mehdi Aleyhisselâm, Allah-u âlem, emirlik makamının mesuliyetinden ve fitne çıkmasından çekinerek Mekkeye kaçar. Çünkü orası, kendine ilticâ edenlere emniyet sağlayan, mukaddes belde Harem-i şeriftir.Mekke halkının ihlaslı salih kimseleri, onun halini anlayacaklar ve onu yalnız bırakmayacaklar. Onu evinden çıkarıp Kâbe-i muazzamanın önünde Hacer-ül-Esved, Rükn-ü ile Makam-ı İbrahim arasında biat edeceklerdir. Ancak Şamdan bir ordu gönderilerek bunlar tenkîl edilmek istenecek. Fakat ordu Mekke-Medine yolu üzerinde Beydada yere batırılacak. Bu kerametle Allah-u Teâlânın vazifelisi olduğu anlaşılır, kıymeti ve makamı ortaya çıkar. Böylece etrafında civarın salihleri toplanır. Şamın ebdalları, Irakın sulehâsı ve ihlâs sahipleri yanına gelip biat ederler.Sonra annesi Kelp kabilesinden olan Kureyşli birisi Mehdî Aleyhisselâma karşı çıkar ve hatta bir ordu hazırlar. Mehdî Aleyhisselâm ve askerleri bu orduyu bertaraf ederler, bol miktarda ganimet elde edilir.-
-İnsanlar başlarında bir imam bulunmaksızın Hac ederler. Minaya indiklerinde etrafları, köpeklerin sarışı gibi sarılıp, kabilelerin birbirine girmesi ile büyük savaşlar olur. Öyle ki ayaklar kan gölü içinde kalır. İnsanlar endişeyle onların en hayırlısına koşarlar. Ve ona geldiklerinde onu kâbe duvarına yapışmış ağlar bir halde bulurlar.Ben onun göz yaşlarını adeta görür gibiyim.Ona Gel sana biat edelim derler. O ise, Yazık size, ne kadar söz bozdunuz, ne kadar kan döktünüz. der ve sonra istemediği halde biatlarını kabul eder. Eğer siz ona yetişirseniz ona biat ediniz, çünkü o yerde de gökte de Mehdidir.-- (İmam-ı Suyûtî)
Minada birçok Hacının öleceği şiddetli harpler olacaktır. Bu sıkıntılı anda insanlar Mehdi Aleyhisselâma koşacaklardır.--Süfyânî, bir ordu göndererek Medinede Beni Haşimden kim varsa öldürülmesini ister. Beni Haşimden ele geçirilenler öldürülür ve geride kalanlar dağlara kaçarak Mehdi, Mekkeden çıkana kadar saklanırlar. Mehdi zuhur ettiği zaman Medineden kaçan bu insanlar Mekkede onun etrafında toplanırlar.-- (İmam-ı Suyûtî)
--Güneş alâmet olarak, doğmadıkça, Mehdi çıkmayacaktır.-- (İmam-ı Suyûtî)
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz diğer bir Hadis-i şeriflerinde muhtelif İslâm beldelerinden yedi hakiki âlimin Mekkede buluşup Mehdi Aleyhisselâma biat edeceklerini haber vermektedir.--Ticaret ve yolların kesildiği ve fitnelerin çoğaldığı zaman, muhtelif beldelerden yedi âlim, her birinin beraberinde üçyüzon küsür kişi olduğu halde, birbirlerinden habersiz bir şekilde Mekkede bir araya gelirler. Biri diğerine Burada ne arıyorsun? diye sorar. Ona şöyle derler: Biz o şahsı aramak için geldik ki, fitneler onun eliyle sönebilir. Konstantiniyye onunla feth edilir. Biz onu ismi ile ve anasının, babasının ismiyle ve ordusu ile tanırız, Mekkede olduğunu da biliyoruz. Bu yedi âlim bu konuda birleşirler onu ararlar ve Mekkede bulurlar. Ve kendisine Sen falan oğlu falansın derler. O ise Ben sadece Ensardan birisiyim der. Onların elinden kurtulur. Onu tanıyan ve bilenlere anlatırlar, bunun üzerine Aradığınız sahibiniz odur ve Medineye gitmiştir. denilir. Bu defa onu ararlar, halbuki o tekrar Mekkeye dönmüştür. Onu tekrar Mekkede bularak yine, Sen falan oğlu falansın, annen de filân kızı filânedir, sende şu şu alâmetler vardır, birinci defa bizden kurtuldun, uzat elini sana biat edelim. derler. Bunun üzerine o Ben aradığınız değilim. der ve tekrar Medineye gider. Medinede yine aranınca tekrar Mekkeye döner. Mekkede kendisini Rükûnda bularak şöyle derler: Eğer biatlarımızı kabul etmezsen, bizi aramakta olan ve başında Haddamdan birisinin bulunduğu Süfyani ordusuna karşı korumazsan, günahlarımız senin üzerine ve kanlarımız da boynuna olsun. derler. Bunun üzerine Mehdi, Rûkun ile Makam arasına oturur ve elini uzatarak biatları kabul eder.Allah da onun muhabbetini insanların sinelerine yerleştirir. O daha sonra gündüz aslan, gece ise âbid olan bir kavimle beraber olur.-- (İmam-ı Suyûtî)
--Mehdi yatsı vaktinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellemin bayrağı, gömleği, kılıcı ve Nûr ve beyan gibi daha bir çok alametler yanında olduğu halde, Mekkede zuhur eder. Yatsı namazını kıldıktan sonra en yüksek sesi ile şöyle hitab eder: Ey insanlar, ben size Allahı hatırlatıyorum. Yarın mahşer gününde Allahın huzurunda yerinizin ne olacağını haber veriyorum. Allah-u Teâlâ size pek çok deliller ve Peygamberler göndermiş, Kuran-ı indirmiş ve size şöyle emretmiştir: Allaha hiç bir şeyi ortak koşmayın, Allah ve Resulüne itaati koruyun. Kuranın ihya ettiğini diriltin, yasaklarını da yasaklayın ve siz Mehdiye yardımcılar ve destek olun. Zira dünyanın fena bulması ve zevale ermesi yaklaşmıştır. Ve bu kesindir. Ben sizi Allaha ve Resulüne, Onun kitabıyla amel etmeye, batılı yok edip, sünnet-i ihya etmeye davet ediyorum. Bu hitabdan sonra, yanında sonbahar bulutları gibi birbirinden habersiz toplanan, Bedir ehli sayısınca üçyüzonüç kadar, insanla birlikte zuhur eder. Onun ashabı gece abid, gündüz ise aslanlar gibidir. Allah, Mehdi için Hicaz toprağını feth ederek hapisteki Haşimilerin hepsini de kurtarır. Siyah bayraklar ise Kûfeye inip biat için Mehdiye adam gönderirler. Hazret-i Mehdi ordusunu her tarafa gönderir. Zulmü ve zalimlerin hepsini yok eder. Beldeler onun emrine girer. Allah-u Teâlâ onun elindeki Konstantiniyyenin fethini müyesser kılar.-- (İmam-ı Suyûtî)
Bu kavim Mehdi Aleyhisselâmın ordusudur. O ordunun erleri gündüzleri cihadda, geceleri ibadettedirler. O orduya asker olabilmek ne büyük bir şereftir.Diğer bir Hadis-i şerifte şöyle buyuruluyor:--Mehdi aşure günü zuhur eder. O gün Hüseyin bin Ali şehid edilmiştir ve o Muharrem ayının onuncu cumartesi günü olmuştur. O Rûkun ile Makam arasında kaim olur. Cebrail Aleyhisselâm onun sağında, Mikail Aleyhisselâm ise solunda olur. Arzın muhtelif yerlerinden gelen taraftarları toplanırlar ve ona biat ederler. Böylece, yeryüzü daha önce zulüm ile dolduğu gibi, şimdi de adaletle dolar.-- (İmam-ı Suyûtî)
Huzeyfe -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:--Zevrada bir savaş olacak.--Huzeyfe -radiyallahu anh-: --Yâ Resulellah! Zevra nedir?-- diye sorduklarında,Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle cevap vermişlerdir:--Zevra doğuda, nehirler arasında bulunan ve ümmetimin en şerlilerinin yaşadığı bir şehirdir. Zalimler hep orada otururlar. Onlara dört çeşit belâ musallat olur. Kılıçtan geçirilir, yere batırılır, tufana maruz kalır ve hayvan suretine değiştirilirler.--Devamla Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdular:--Habeşliler Araplarla savaşmak isterler, ancak onlar korkup Ürdün toprağına sığınırlar. Bu arada Süfyânî üçyüz altmış süvari ile Şama varır ve bir ay içinde otuz bin kişi onlara iltihak eder. Süfyânî daha sonra ordusunu Iraka gönderir ve Zevrada yüzbin kişiyi öldürür. Nihayet Kûfeye varır ve onları esir ederek bir ordu daha hazırlar ve onu Medineye gönderir. Ancak bu arada doğuda başlarında Şuayb bin Salih Temiminin bulunduğu bir ordu toplanır ve düşmanlarını yok ederek Kûfeli esirleri kurtarır.Süfyaninin Medineye gönderdiği ordu üç günlük bir işgalden sonra Mekkeye yönelir, ancak Beydaya geldiğinde Allah-u Teâlâ --Ya Cebrail onları cezalandır-- emri ile Cebrail Aleyhisselâmı gönderir ve Cebrail Aleyhisselâm bir ayağını yere vurarak bu orduyu toprağa gömer. Sadece Süfyânîye haber getirecek iki kişi sağ kalır. Bu iki kişi Süfyânîye gelip durumu anlattığında o herhangi bir korku duymaz. Bu sırada Kureyş soyundan bir grup insan Konstantiniyyeye kaçar. Ancak Süfyânî Rum büyüğüne haber göndererek bunları geri istetir. Bu kişiler ona iade edilir. Süfyani de Şam kapısında onların boynunu vurdurur.O gün o kadar çirkin olaylar olur ki, Şam kapısında gezdirilen bir kadın mihrapda Süfyânînin dizlerine oturtulur. Bunu gören müslümanlardan birisi Yazıklar olsun size imandan sonra küfre mi düştünüz, bu helâl değildir. der. Ancak Süfyânî tarafından boynu vurdurulur. Bu olayı yayan herkesin de boynu vurulur. İşte o zaman semadan şu ses duyulur: Ey insanlar! Allah-u Teâlâ size münafık ve zalimlere uymayı men etmiş ve Mekkede bulunan yeryüzündeki insanların en hayırlısı, ismi Ahmed, babasının adı Abdullah olan Mehdiyi reisiniz kılmıştır, ona uyun ve emrini dinleyin.--Bu sırada İmran bin Hüseyin -radiyallahu anh- Hazret-i Mehdinin nasıl bilineceğini sordu. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şu cevabı verdi:--O benim evlâdımdandır. Tavrı Benî İsrail ricali gibidir, üstünde pamuktan (kutvani) iki cübbe bulunur. Sağ yanağında siyah bir ben vardır. Yüzü parlayan yıldız gibi nurludur. Kırk yaşındadır. Şam, Mısır ve Doğunun bir çok yerinden ebdallar ve ileri gelen insanlar ona gelir ve Rükun ile Makam arasında ona biat ederler. Sonra Hazret-i Mehdi, önünde Cebrail arkasında Mikail ile Şama doğru yola çıkar ve onun hilafetine yer, gök ehli, yabani hayvanlar, kuşlar hatta denizdeki balıklar bile sevinir. Zamanı bereketli olur, nehirler suyunu, yer verimini artırır, hazineler çıkarılıp Şama getirilir.Süfyânî, dalları Hire ve Taberiyeye doğru uzanan bir ağacın altında öldürülür. Kelp kabilesi de yok edilir. Orada imkansızlık nedeni ile de olsa bulunamayan hüsrana uğramıştır.----Onlar tevhid ehli olduğu halde, onlarla savaşmak nasıl doğru olabilir?-- şeklindeki sualini de Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle cevaplandırmıştır:--Onlar mürteddirler. Zira şarabı helâl sayarlar ve namazı da kılmazlar.-- (İmam-ı Suyûtî)
Şimdilerde türeyen sahte mehdi de (İskender Evrenesoğlu) şarabı helâl saymakta, başı açık gezilmesine, kadınların çıplak dolaşmasına izin vermekte, namazı hafife almaktadır.İşte Hadis-i şerif işte türeyenlerin durumu. Artık tanıyın bunları.--Şamın ortasından, adına Süfyânî denilen ve kendisine tabi olanların çoğunun Kelb kabilesinden olacağı birisi çıkar. O insanları öldürür, hatta kadınların karınlarını deşip çocuklarını katleder. Sonra onunla savaşmak için bir ordu toplanır ve onu öldürür.-- (İmam-ı Suyûtî)--
Medine reisi, Mekkedeki Haşimilere bir ordu gönderir, ancak Haşimiler bu orduyu hezimete uğratır. Bunun üzerine Şamın o günkü sahibi olan Süfyani, içinde altı yüz yabancı olan yeni bir orduyu tekrar Haşimilerin üzerine gönderir. Aydınlık bir gecede bu ordu çölde giderken, bir çoban farkederek Vay Mekkenin başına gelene şeklinde söylenirken, ordunun birden gözünün önünden kaybolduğunu görünce Sübhanallah kısa zamanda nasıl da yok oldular diyerek onların battığı yere gelip ve yarısı yerde, yarısı yerin dışında kalmış bir yorganı yakalıyarak, çıkarmaya çalışır. Lakin çıkaramaz ve o zaman ordunun toprağa battığını anlar. Mekke reisine bunu müjdelemek için gider ve bunu duyan Mekke reisi Elhamdülillah, bize kendisinden haber verilen alâmet işte buydu der.-- (İmam-ı Suyûtî)
--Beydada ordunun yere batırılışı Mehdinin çıkış alametidir.-- (İmam-ı Suyûtî)
Bu açık beyanlardan sonra hakiki, gerçek Mehdinin alametlerini iyi tanıyın, sahte ve soytarılara, yalancılara kanmayın.--Kâfirler Arap yarımadasına inerler, ordular düzenlenir, halife öldürülür, dertler de büyür. Şam surları üzerinde bir münâdî Yaklaşan şerden dolayı vay Arapların haline! der.-- (İmam-ı Suyûtî)
--Hazret-i Mehdi başı üzerinde bir bulut olduğu halde çıkacak, o bulutta bir münadi, Bu Allahın halifesi Mehdidir Ona tabi olun diye nida edecektir.-- (İmam-ı Suyûtî)
--Bu fitnelerin en sonuncusu Günahsız insanların öldürülmesidir ki, artık o zaman kendisinden herkesin razı olacağı bir gidişatta olan Mehdi çıkar.-- (İmam-ı Suyûtî)
--Süfyani, Halid bin Yezid bin Ebusüfyanın evlâdındandır. Kafası oldukça büyüktür. Yüzünde kaşıntılı bir hastalıktan (çiçek bozuğu) eser vardır. Gözünde de beyaz bir nokta bulunur. Şam şehrinden çıkacaktır. Ona tabi olanların çoğu Kelbdendir. Kadınların karınlarını deşip çocuklarını öldürür, kendisine karşı toplanan Kays kabilesini de iyice yok eder. (İşte o zaman) Ehl-i beytimden Harem de biri çıkar. Onun haberi Süfyaniye ulaşınca, Süfyani ona karşı ordusundan bir ordu gönderir. Ancak Mehdi, bu orduyu hezimete uğratır ve bunun üzerine Süyani yanındakilerden bir orduyu, ona karşı tekrar gönderir. Ancak bu ordu arzdan Beydaya vardıklarında yere batırılır ve kendilerinden haber getirecekler dışında kimse sağ kalmaz.-- (İmam-ı Suyûtî)
İbn-i Mesud -radiyallahu anh- anlatıyor: --Biz, Resulullah Aleyhisselâmın yanında iken Benî Hâşimden bir grub genç geldi. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onları görünce, gözü doldu ve rengi değişti. Ben: Ey Allahın Resulü! Şimdiye kadar, mübarek yüzünüzde hoşumuza gitmeyen bir manzara hiç görmemiştik, (şimdi ne oldu da bizi üzen bir ifade ile karşılaşıyoruz?)-- dedim. Şu cevabı verdiler:--Biz öyle bir Ehl-i Beytiz ki, Allah bizim için dünyaya mukabil ahireti tercih etmiştir. Benim Ehl-i Beytim benden sonra bela, kaçırılma ve sürgüne maruz kalacak. Nihayet, doğu tarafından beraberlerinde siyah bayraklar olan bir kavim gelecek. Bunlar hayır (saltanat) isteyecekler, fakat istekleri yerine getirilmeyecek. Bunun üzerine onlar savaşacak. Allah onlara yardım edecek. Bundan sonra istedikleri (hükümdarlık) kendilerine verilecek. Ne var ki, onlar bunu kabul etmeyip emirliği Ehl-i Beytimden bir adama tevdi edecekler. Bu (Emîr) de, insanlar yeryüzünü daha önce zulüm ile doldurdukları gibi, yeryüzünü adaletle dolduracaktır. Artık sizden kim o güne yetişirse kar üstünde emeklemek suretiyle de olsa onlara varsın (katılsın)-- (Kütüb-ü sitte muhtasarı c. 17 sh: 556)
Bu Emr-i şerif de gösteriyor ki gerçek Mehdi Aleyhisselâma tabi olmak şarttır. Öyleyse şimdiden Varaka bin Nevfelin Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimize Peygamberlik gelmeden evvel biat etmesi gibi, biz de ona biatımızı edelim ve ona tabi olalım. Zira daha henüz gelmedi.--Muharrem ayında bir münadi semadan --Agâh olun Allahın seçtiği kişi falandır, onu dinleyin ve itaat edin-- diyecektir ve bu çok şiddetli savaşların ve fitnelerin bulunduğu bir senede olacaktır.-- (İmam-ı Suyûtî)
--Süfyani Kûfeye ulaştığı ve Âli Muhammedin yardımcılarını öldürdüğü zaman Mehdi çıkar ve onun bayraktarı Şuayb bin Salih Temimi olur.-- (İmam-ı Suyûtî)
--Şuayb bin Salih Temimi orta boylu, esmer, hafif sakallı olup, elbiseleri beyaz ve bayrakları siyah olan dört bin askerle çıkar. Bunlar Mehdinin önünde olurlar ve karşılarına çıkan herkesi hezimete uğratırlar.-- (İmam-ı Suyûtî)
--Mehdinin bayrağında Biat Allah içindir yazılıdır.-- (İmam-ı Suyûtî)
--Yaşı küçük sakalı hafif ve sarışın bir genç çıkar, Mehdinin bayrağını taşır ve karşısına dağlar bile çıksa onları ezerek İlya (Kudüs)ya kadar ulaşır.-- (İmam-ı Suyûtî)
Diğer bir Hadis-i şerifte Mansur diye bir zâtın malıyla, canıyla, ona hazırlık yapacağını ve Mehdinin halifeliğine yardımcı olacağı haber verilmekte, ona tabi olunup yardımcı olunması gerektiği belirtilmektedir.--Maverâunnehrden bir adam çıkacak, ona el-Hâris İbnu Harrâs (çiftçi) denecek. (Ordusunun) önünde Mansûr denen bir adam olacak. Bu zât Âl-i Muhammed için (malıyla, canıyla, silahıyla zemin) hazırlayacak, hilafeti mümkün kılacaktır. Tıpkı Kureyşin Resulullah Aleyhisselâma mümkün kıldığı gibi. Ona yardımcı olmak ve icabet etmek her müslümana vâcib olmuştur.-- (Kütüb-i sitte muhtasarı c. 15 sh. 438)
--Maveraünnehirden bir adam çıkar, adına Haris denir, o çok savaşçıdır. Onun önünde ise, ismine Mansur denen birisi bulunur ve Kureyşliler Resulullah -sallallahu aleyhi ve selleme nasıl yardım etmişlerse, o da Âli Muhammede öyle yardım eder. Her mümine ona yardım etmek vacib olur. Yahut da ona icabet vacib olur .-- (İmam-ı Suyûtî) (Ebu Davud)
Abdullah İbnul-Hâris İbn-i Ceziz-Zübeydi -radiyallahu anh-dan rivayetle Resulullah Aleyhisselâm şöyle buyurmuşlardır:--Doğudan bir takım insanlar çıkacak ve Mehdi için zemin hazırlayacak.-- (Kütüb-i Sitte Muhtasarı c. 17 sh.558)
--Mehdiden önce onun ehli beytinden doğuda bir zât çıkar hedefi Beytül Makdis (Kudüs) olarak, o onsekiz ay omuzunda kılıç taşır, öldürür, yaralar, ancak oraya varamadan ölür.-- (İmam-ı Suyûtî)
--Ashabı Kehf, Mehdinin yardımcıları olacaktır.-- (İmam-ı Suyûtî)
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Emirdağ Lahikası isimli eserinin 259. sahifesinde Mehdi Aleyhisselâmın vazifelerinden şöyle bahs etmektedir:--Mehdi Âl-i Resulün temsil ettiği kudsî cemaatinin şahs-ı mânevisinin üç vazifesi var. Eğer çabuk kıyamet kopmazsa ve beşer bütün bütün yoldan çıkmazsa, o vazifeleri onun cemiyeti ve seyyidler cemaati yapacağını rahmet-i İlahiyyeden bekliyoruz. Ve onun üç büyük vazifesi olacak:Birinci Vazifesi: Fen ve felsefenin tasallutiyle ve maddiyun ve tabiiyyun tâunu, beşer içine intişar etmesiyle, her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyun fikrini tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır. Ehl-i imanı dalaletten muhafaza etmek ve bu vazife hem dünya, hem herşeyi bırakmakla, çok zaman tedkikat ile meşguliyeti iktiza ettiğinden, Hazret-i mehdinin, o vazifesini bizzat kendisi görmeğe vakit ve hal müsaade edemez. Çünki hilâfet-i Muhammediye (Aleyhisselâm) cihetindeki saltanatı, onun ile iştigale vakit bırakmıyor. Herhalde o vazifeyi ondan evvel bir taife bir cihette görecek. O zât, o taifenin uzun tasdikatı ile yazdıkları eseri kendine hazır bir proğram yapacak, onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve mânevî ordusu, yalnız ihlâs ve sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şâkirdlerdir. Ne kadar da az da olsalar, mânen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar.Daha evvel arzedildiği gibi:--Bize kalem ile cihad verilmiş, ona ise kılıç ile, biçerek ifsadı kaldırma verilse gerek. Kitaplarımızı o okuyup anlayacak, sırlarını ister açar, ister açmaz.-- Naim bin Hammad -radiyallahu anh-ın Kab -radiyallahu anh-den tahriç ettiği Hadis-i şerifte ise Mehdi Aleyhisselâmın öncüsü bu bayraklılar ifşa edilmiş, nasıl mücadele edeceklerinede işaret edilmiştir.--Mehdinin çıkış alâmetlerinden birisi de Batıdan başlarında Kinde kabilesinden ayağı sakat bir adamın bulunduğu bayraklıların çıkmasıdır.-- (İmam-ı Suyûtî)
Mehdi Resul Hazretleri doğrudan doğruya Resulullah Aleyhisselâmın vazifesini yapacak. Onun vazifesi kalemle değil, kılıçla olacak. Ömrü sırf cihadla geçecek. O birşey yazmayacak, çünkü yazmaya vakti olmayacak.--Sizin hazinenizin yanında, hepsi de bir halifenin oğulları olan üç kişi öldürülür ve bu hazine hiçbirisine nasip olmaz. Sonra doğu tarafından siyah bayraklılar çıkarak hiçbir kavmin yapmadığı bir şekilde savaş yapar ve ardından Allahın halifesi Mehdi gelir. Siz onun ismini işittiğinizde kar üzerinde sürünerek de olsa ona gelin ve ona biat ediniz. Çünkü o Allahın halifesi Mehdidir.-- (İbn-i Mace, Hakîm)
İbni Ömer -radiyallahu anhümâ-dan rivayet edildiğine göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gün Hazret-i Ali -radiyallahu anh-ın elinden tutarak şöyle buyurdu:--Bunun soyundan bir genç çıkar ve arzı adaletle doldurur. Siz onu gördüğünüzde Temimi genci arayın. Çünkü o doğudan çıkacak ve Mehdinin bayraktarı olacaktır.-- (Taberâni)
Şeyhül Ekber Muhyiddin-i İbn-i Arabi -kuddise sırruh-nin Fütuhatül Mekkiyesinin 66. babında Mehdi şöyle anlatılmaktadır:--Allahın bir halifesi daha vardır ki, yeryüzü zulüm ve haksızlıklarla dolu olduğu zaman zuhur edecektir. Yeryüzünü adalet ve sükûnetle dolduracaktır. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-in yolundan gidecektir. O hiç yanılmayacaktır. Çünkü onun, görmediği yerde doğrultan meleği vardır. Hakkı ayakta tutanlara yardım edecek, dediğini yapacak, bildiğini söyleyecek, Allah ona o kadar güç verecek ki, bir gece içinde zulmü ve ehlini ortadan kaldıracak, dini ikâme edecek, İslâmı ihya edecek, önemsenmez bir hale geldikten sonra ona tekrar kıymet kazandıracak, onu ihya edecek. Asrında cahil, bahil ve korkak olan bir adam, hemen âlim, cömert ve cesûr olacak. Kendisine karşı geleni ve kafa tutanı perişan edecek. Dini, Resulullahın -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında olduğu gibi aynen tatbik edecek. Halis ve hakiki dinden başka hiçbir mezhep kalmayacak. Mehdi İstanbul şehrini Süfyanın elinden alacak. Düşmanları, ehli içtihad alimlerinin mukallidleri olacak. Çünkü onlar, Mehdinin kendi imamlarının tersine hükmettiğini gördüklerinde bundan hoşlanmayacaklar, fakat karşı da gelemeyecekler. Onun kılıncı kardaşlarıdır. Kılıncından korktukları için ister istemez hâkimiyetine boyun eğecekler. Onun açık düşmanları fukaha olacak. Elinde kılıncı yani kardaşları olmasa idi katliyle fetva verirlerdi. Lâkin Cenâb-ı Hak, onu keremiyle ve kılınç ile tathir edecek, onlar ona itaat edeceklerdir. Çünkü halk arasında imtiyazları kalmayacak, hatta ahkam hususunda ilimleri de azalacak. Mehdinin gelişiyle alimlerin hükümlerindeki ihtilâflar da giderilecek. Ondan hem korkacaklar hem de birşeyler umacaklar. Kalben ondan nefret edecekler, fakat buna rağmen ister istemez hükmünü kabul edecekler.--Bediüzzaman Hazretleri ise Emirdağ Lahikası isimli eserinin devamında şöyle buyurmaktadır:
--İkinci Vazifesi: Hilâfet-i Muhammediye (Aleyhisselâm) ünvanı ile şeâir-i İslâmiyeyi ihya etmektir. Âlem-i İslâmın vahdetini nokta-i istinad edip beşeriyeti maddî ve mânevi tehlikelerden ve gadab-ı İlahiden kurtarmaktır. Bu vazifenin, nokta-i istinadı ve hâdimleri, milyonlar efradı bulunan ordular lâzımdır.Üçüncü Vazifesi: İnkılabat-ı zamaniye ile çok ahkâm-ı Kuraniyenin zedelenmesiyle ve şeriat-ı Muhammediyenin (Aleyhisselâm) kanunları bir derece tatile uğramasiyle O zât, bütün ehl-i imanın mânevî yardımlarıyle ve ittihad-ı İslâmın muavenetiyle ve bütün ulema ve evliyanın ve bilhassa Âl-i Beytin neslinden her asırda kuvvetli ve kesretli bulunan milyonlar fedakâr seyyidlerin iltihaklariyle o vazife-i uzmâyı yapmağa çalışır.-- Bediüzzaman Hazretlerinin de beyanlarında olduğu gibi bütün feyz-ü kemalatı üzerinde taşıyacaktır.Resulullah Aleyhisselâmın müjdelediği Hazret-i Mehdî, Resulullah Aleyhisselâmın soyundan, Sıddık-ı Ekber -radıyallahu anh-ın yolundan gelse gerek.İmam-ı Rabbani -kuddise sırruh- Hazretleri de bu hususta buyururlar ki:--Sanıyorum ki Peygamberimizin -sallallahu aleyhi ve sellem- geleceğini haber verdiği Mehdi, velâyetin en yüksek derecesinde olacaktır. O da bu Tarikat-ı aliyeden yetişmiş ve bu silsile-i aliyeyi tamamlamış ve tekmil etmiş olacaktır.Zira bütün velâyet yolları, bu yolun altında bulunmaktadır. Diğer velâyetinin, nübüvvet makamının kemâlâtından nasibi azdır. Bu yoldan kazanılan velâyette ise, Sıddık-ı Ekberin yolu olduğu için, o nübüvvet makamının kemâlâtından pek çok bulunur.-- (251. Mektup)
--Ebû Bekirin kapısından başka, mescide açılan bütün kapıları kapatınız.-- (Buharî)Hadis-i şerifine Şeyh Esad Efendi -kuddise sırruh- Hazretlerimiz:--Allahım! Bütün tarikatların piri kesildiği zaman Ebu Bekirin yolunu kıyamete kadar bâkî kıl.-- mânâsını vermiştir.Bir Hadis-i şerifte de:--Allah-u Teâlâ benim göğsüme ne döktüyse, ben de onu olduğu gibi Ebu Bekirin göğsüne boşalttım.-- buyuruluyor. Bu Hadis-i şerif o kadar büyük mânâ taşıyor ki --Emânât-ı ilâhiyi ona teslim ettim.-- mânâsına geliyor.Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin ahirete intikallerinden sonra, yakınlık nesebi itibarı ile bu nur Sıddık-ı Ekber -radiyallahu anh-e geçti.Resulullah Aleyhisselamdan sonra imanda, amelde, ihlasta, ahlakta insanların en büyüğüdür.O nurdan en çok nasip alan zat şüphesiz ki odur. Dolayısı ile o yol böylece intikal ediyor. Yani vekilden vekile intikal ediyor. Çünkü o vekiller o nur zincirinin baklaları gibidir. Hepsi bir, birisi hepsidir.Binaenaleyh umarız ki Mehdî Resul bu yoldan ve bu kanaldan gelse gerek. Niçin bu yoldan ve bu kanaldan gelecek?--Siz beşeriyet için meydana çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülüğü vazgeçirmeye çalışırsınız ve Allaha inanırsınız.-- (Âl-i imran: 110)
Âyet-i kerimesinin tecelliyatına mazhar olunduğu için.Bütünüyle ihsan-ı ilâhîye mazhar olup, kemâliyetini üzerinde toplamış olarak, sehm-i velâyete ve sehm-i nübüvvete de nâil olup onlara vâris olarak gelecek ve ümmet-i Muhammede bir hediye-i ilâhî olacaktır.Yeryüzünü nuru ile doldurur. Bütünüyle küfrü ve küfür âdetlerini, her türlü sapıklığı ve bölücülüğü ortadan kaldırır.Sahtelere gelince onlar yalancıdır, sahtedir, soytarıdır. Hazret-i Mehdi çıkıncaya kadar bundan altmış tane çıkmış olacak.--Allahın Resulü olarak gönderildiğini iddia eden altmış yalancı çıkacaktır.-- (İkdud-durer)Taberaninin bir rivayetinde bu yalancıların sayısının yetmiş olacağı da haber verilmiştir.Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şeriflerinde buyururlar ki:--Dünyanın tek günlük ömrü bile kalmış olsa Allah, o günü uzatıp, benden bir kimseyi o günde gönderecek.-- (İbn-i Mesud)
Ebu İshâk anlatıyor: --Hazret-i Ali -radiyallahu anh- oğlu Hasan -radiyallahu anh-a baktı ve --Bu oğlum, Resulullah Aleyhisselâmın tesmiye buyurduğu üzere Seyyiddir. Bunun sulbünden peygamberinizin adını taşıyan biri çıkacak. Ahlakı yönüyle peygamberinize benzeyecek, yaratılış yönüyle ona benzemeyecek-- dedi ve sonra da yeryüzünü adaletle dolduracağına dair gelen kıssayı anlattı.-- (Ebu Dâvud)
Ebu Hureyre -radiyallahu anh- anlatıyor: Resulullah Aleyhisselâm buyurdular ki:--Otuz kadar yalancı Deccaller çıkmadıkça Kıyamet kopmaz. Bunlardan her biri Allahın elçisi olduğunu zanneder.-- (Tirmizi, Ebu Dâvud)
Kıyametin büyük alametlerinden birisi de İsa Aleyhisselâmın yeryüzüne inmesidir. Bu husus tevatür derecesine ulaşmış, kitap, sünnet ve icma ile sabit olmuştur.Âyet-i kerimede şöyle buyuruluyor
:--Ehl-i kitaptan her biri, ölümünden önce İsaya muhakkak iman edecektir. Kıyamet gününde de o, onlara şahit olacaktır.-- (Nisa: 159)
İsa Aleyhisselâmın kıyamete yakın bir zamanda ineceğine dair Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şeriflerinde şöyle buyururlar:--Hayatım kudret elinde olan Allaha yemin ederim ki, çok sürmez Meryem oğlu İsa adil bir hakem olarak inecek, haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizye vergisini kaldıracak ve mal o kadar çoğalacak ki, onu kabul eden kimse bulunmayacak.-- (Buhâri, Tecrid-i sarih: 1018)Binaenaleyh İsa Aleyhisselam inecek ve Mehdi Aleyhisselâmın arkasında namaz kılacaktır. Beraberce cihad edecekler. Deccali öldüreceklerdir.--İsa bin Meryemin, arkasında namaz kılacağı kişi bizdendir.-- (İmam-ı Suyûtî)Bir diğer Hadis-i şeriflerinde ise şöyle buyuruyorlar:--Mehdi bu ümmettendir ve Hazret-i İsaya imam olacaktır.-- (İmam-ı Suyûtî)Ebu Ümame -radiyallahu anha-den şöyle rivayet edilmiştir: --Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize hitab etti. Deccali anarak şöyle buyurdu:--Medine, körüğün demirin pasını giderdiği gibi içindeki pisliği giderir, o güne kurtuluş günü denir.--Ümmü Şüreyk:--Yâ Resulellah! O gün Araplar nerede?-- diye sordu. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:--Onlar o gün az olurlar, imamları salih bir insan olan Mehdi olduğu halde, Beytül Makdise sığınırlar. Orada imamları kendilerine sabah namazını kıldırmak için öne geçtiği sıra, bir de bakarlar ki İsa bin Meryem Aleyhisselâm sabah vaktinde inmiştir. Bu imam (Mehdi) İsayı öne geçirmek için arka arka çekilir. İsa Aleyhisselâm onun omuzlarına elini koyar ve ona der ki: Geç öne namazı kıldır. Zira kamet senin için getirilmiştir. Bunun üzerine imamları (Mehdi) onlara namazı kıldırır.-- (İbn-i Mace, Hâkim)Hülasa-i kelam İsa Aleyhisselâm ile Mehdi Aleyhisselâm beraberce İslâm dininin muzafferiyeti için çalışacaklar. Kendilerine verilen vazifeyi bîhakkın yapacaklardır.Sahtelere ise bu vazifeyi kim veriyor? Şeytan-.. Ve onlar şeytanın yardımcısı, askeridirler. Bunlar çıkacak fakat biz bu mevzuda da Hadis-i şeriflerin ışığı üzerinde ümmet-i Muhammede gerçek Mehdinin alametlerini belirtiyor ve izah ediyoruz.--Mehdi yedi sene iki ay birkaç gün hüküm sürecektir.-- (İmam-ı Suyûtî)--Âhir zamanda bir halife gelecek, malı taksim edecek, saymayacaktır.-- (Müslim: 2914)--Ehli beytimden birisi yedi yıl hüküm sürüp, daha evvel zulümle dolu olan arzı adaletle doldurmadıkça bu dünya bitmez.-- (İmam-ı Suyûtî)--Ehli Beytimden birisi çıkar ve sünnetimi söyler. Allah ona yağmur indirir ve yeryüzü ona bereketini çıkarır. Daha önce zulüm ve cebirle dolu olan dünya, adalet ve nefasetle dolar. Yedi yıl bu ümmete hükmeder ve Beytül-Makdise iner.-- (Taberâni)Bütün bu hadisatın olması ahirzamanda olacaktır. O zaman artık fitne ve fesat artmış son haddini bulmuş olur. Sevbân -radiyallahu anh-dan rivayete göre Resulullah Aleyhisselâm şöyle buyurmuşlardır:--Ümmetim için saptırıcı imamlardan korkarım. Ümmetim arasına kılıç bir kere girdi mi, artık kıyamet gününe kadar kaldırılmaz. Ümmetimden bir kısım kabileler müşriklere iltihak etmedikçe, ümmetimden bir kısım kabileler putlara tapmadıkça kıyamet kopmaz. Ümmetimde otuz tane yalancı çıkacak hepsi de kendisinin peygamber olduğunu iddia edecek. Halbuki ben peygamberlerin mührüyüm (sonuncusuyum) ve benden sonra peygamber de yoktur. Ümmetimden bir grup hak üzerinde olmaktan geri durmaz. Onlara muhalefet edenler onlara zarar veremezler. Allahın (kıyamet) emri, onlar bu halde iken gelir.-- (Kütüb-i Sitte Muhtasarı c.13 sh. 425)
Hadis-i şerifte:--Benden sonra halifeler bulunacak. Halifelerden sonra emirler, emirlerden sonra krallar, krallardan sonra da zalim idareciler olacak. Daha sonra Ehl-i Beytimden bir adam çıkacak, yeryüzü zulümle doldurulduğu gibi onu adaletle dolduracak. daha sonra onun yerine Kahtanî ümmetin başına geçirilecek. Beni hak ile gönderen Allaha yemin ederim ki, bu ondan aşağı değildir.-- (Taberâni)
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin bu Hadis-i şerifinde beyan ettiği Kahtânî Cehcahtır. Çok kıymetli bir kimse olup Mehdi Resul Hazretlerinden sonra çıkacak ve onun yolunu tutacaktır.Diğer bir Hadis-i şerifte şöyle buyuruluyor:--Cehcah denilen bir adam melik olmadıkça günlerle geceler gitmez.-- (Müslim: 2911)
Çok büyük dirayet sahibi ve temizleyici olacak ve bütün dünyayı koyun güder gibi güdecek, hükmünü yürütecek.--Zalimlerden sonra Cabir gelir, sonra Mehdi, sonra Mansur, sonra Selâm ve en sonra da Emirül Usub gelir.-- (İmam-ı Suyûtî)
Bu çıkanlar sahtedir. Bu çıkan ilk değil, sonuncusu da değil. Bundan sonra da çok çıkacak.Hadis-i şerifte:--Ümmetimden yalancılar deccaller vücuda gelir.-- buyuruluyor. (Münavi)
Yalancı ve deccalden maksat, dıştan insanları irşad ve ıslah etmek sıfatıyla görünüp, gerçekte ise halkı ahkâma uymaktan alıkoyanlardır.--Ümmetimin arasından otuz tane yalancı çıkacak ve kendilerinin peygamber olduklarını iddia edeceklerdir.Oysa ki ben peygamberlerin sonuncusuyum ve benden sonra artık peygamber gelmeyecektir.-- (Buharî)
Bir de bu sahte Mehdi --bana vahyolunuyor-- diyerek peygamberliğini ilân etmektedir.Bu gibi yalancıları Kelâm-ı kadiminde hem yalancı, hem zâlim diye nitelendiriyor.Âyet-i kerimede şöyle buyuruluyor:--Allaha karşı yalan uydurandan ve kendisine hiç bir şey vahyedilmediği halde Bana da vahyolundu. diyenden de Allahın indirdiği âyetler gibi ben de indireceğim. diyenden daha zâlim kim olabilir?Bu zalimler ölüm dalgaları içinde can çekişirken, melekler de ellerini uzatmış Haydi canlarınızı teslim edin, Allaha karşı gerçek olmayanı söylemenizden ve Allahın âyetlerine karşı kibirlilik taslamanızdan ötürü, bugün siz horlayıcı alçaltıcı bir azabla cezalandırılacaksınız! derken bir görsen!--
(Enam: 93)
Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şeriflerinde: --Cenab-ı Allaha itaat et ki akıllı denmeye şâyan olasın.-- buyuruyorlar.
(Münâvî)
Hazret-i Allah ve Resulüne isyan edenlerde akıl yoktur, onlara deli nazarı ile bakılır. Zaten bu adamın da deli raporu olduğu bilinmektedir.Kendilerinin resul olduğunu söyleyen bu yalancılar, bir peygamberin --Nebi-- olmadan --Resul-- olamayacağını bilemeyecek kadar cahildirler. Gerçekten şeytan onlara bu yalanı süslü göstermiş, onları gururları aldatmış.Âyet-i kerimede:
--O çok aldatıcı şeytan sizi Allaha karşı mağrur etmesin.-- buyuruluyor. (Lokman: 33
)Kendi nefislerini bilip tanıyamadıkları için Hazret-i Allah ve Resulünü de bilemezler. Çünkü onlar gerçekten kara cahildirler.--İnsan bizim kendisini kerih bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki, şimdi o apaçık bir hasım kesilmektedir.-- (Yasin: 77)
Âyet-i kerimesinde beyan buyurulduğu üzere, Yaratanın niçin yarattığını, neden yaratıldıklarını bilmedikleri için Yaratana hasım kesildiler.Hazret-i Allah onları:
--Kalplerinde hastalık bulunanlar ve inkâr edenler.-- olarak vasıflandırmaktadır. (Müddessir: 31)
İlâhi emir ve hükümleri, bilgisizlik sarayı olan nefislerine soracaklarına ve şeytana uyacaklarına, Hazret-i Kurana kulak verip itaat etselerdi bu rezil duruma düşmezlerdi.Bir Âyet-i kerimede:--Yolun doğrusunu göstermek ancak Allaha aittir.-- buyuruluyor. (Nahl: 9)
Yolun doğrusunu Allah-u Teâlâ tayin eder, mahlukun hükmü yoktur.Daha evvel şöyle arzedilmişti:--Önümüzde çok büyük hadiseler, çok büyük sıkıntılar, çok büyük harpler var. Şimdiden Hazret-i Allaha ve Resulüne dönmeye bakın.Bir Hadis-i şerifte şöyle buyuruluyor:--Dünyanın geniş vakitlerinde, yani sıhhat ve servet, asayiş ve emniyet gibi esbab-ı istirahat mükemmel olduğu bir zamanda Cenab-ı Hakka ibadet ve taat ile kendini takdim et ki, muzayakalı bir zamanda seni lutf ile yad buyursun.-- (Ahmed bin Hanbel)
Zira Mehdi Aleyhisselâm ancak ihlas sahiplerini ordusuna alacaktır. Gerçekten bir imam gelecek, fakat fakirin tahminine göre bu zamana daha 30-40 sene var. Nasibi olan bu hakiki imamı görür. Çıktığı zaman tereddütsüz biat edin.--Şu kadar varki İsa Aleyhisselâmın da geleceği Âyet-i kerime ve Hadis-i şerifler ile arzedildi. Ona ve Mehdi Aleyhisselâma gönülden teslim olup biat etmek şarttır.Çünkü Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şeriflerinde onun hakkında şöyle buyuruyor.--Bakalım imamınız kendinizden olduğu halde Meryem oğlu İsâ yanınıza indiği zaman durumunuz nasıl olur?-- (Buhari. Tecrid-i Sarih: 1406)
Herkes imtihan olacak, böylece iman ile küfür ayrılacak.Allah-u Teâlâ kime o lütuf nûrunu koymuşsa ona tabi olacak, kime koymamışsa olmayacak.
ALINTIDIR...... Adam aldirma da geç git, diyemem, aldiririm
Çignerim, çignenirim, hakki tutar kaldiririm..(M.Akif Ersoy)
hadıs dersınde hadıs uydurma sebeblerı hakkında konusmustuk.Hocamız demıstı kı bazı grupları yada sehırlerı ovmek ustun gostermek amacıyla uydurulan hadıslerde varmıs ve istanbul hadısı gıbı(onu fetheden asker ne buyuk asker onu fetheden kumandan ne buyuk kumandan seklınde devam eden hadıs)
ayrıca insanlar dınden uzaklasıyor namazları kılmıyor kaygısıyla peygamberımızın agzından hadıs uyduran bunu utanmadan ıtıraf eden ınsanlarda o donemlerde olmustur bence halada var
Araf 187 Saatin (kıyametin) ne zaman demir atacağını (gerçekleşeceğini) sorarlar. De ki: 'Onun ilmi yalnızca Rabbimin katındadır. Onun süresini O'ndan başkası açıklayamaz. O, göklerde ve yerde ağırlaştı. O, size apansız bir gelişten başkası değildir.' Sanki ondan tümüyle haberdarmışsın gibi sana sorarlar. De ki: 'Onun ilmi yalnızca Allah'ın katındadır. Ancak insanların çoğu bilmezler.'
Araf 188 De ki: 'Allah'ın dilemesi dışında kendim için yarardan ve zarardan (hiç bir şeye) malik değilim. Eğer gaybı bilebilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı arttırırdım ve bana bir kötülük dokunmazdı. Ben, iman eden bir topluluk için, bir uyarıcı ve bir müjde vericiden başkası değilim.'
ayetler peygamberin gayb den haber vermediği söyler.
fiten hadislerine gelince bunların çoğu uydurmadır ama peygamber kuran yola çıkarak bazı çıkarımlarda bulunmuş olması doğaldır.günümüzde bile ileride bazı izlenimlerle haber verebiliyorlar.
fiten hadislerine gelince bunların çoğu uydurmadır ama peygamber kuran yola çıkarak bazı çıkarımlarda bulunmuş olması doğaldır.günümüzde bile ileride bazı izlenimlerle haber verebiliyorlar.
ya sen ne sacmaliyorsun gene,butun islam alimleri mehdi aleyselamin gelecegine itibar ediyorda senin gibi birisimi,bunun gelmeyecegini guya soyluyor...
yaw kardesim,biz gaybdan derken simdiki falcilarin medyumlarin,dedigi gibi bu sene galatasaray sampiyon olacak yok hulya soyle gulben boyle olacak safsatalarindan bahsetmiyoruz...Biz Allahu teala butun gayibi peygamber efendimize bildirdi iddasindada degiliz,Gaybi suphesiz Allah(c.c) biliyor kiyametinde ne zaman kopacagini,Allah(c.c) biliyor;lakin onun alametlerinide efendimiz bildirmis,bunu kuran dogrultusunda aliyor tabiki kuran zaten kime vahyedildiki,cebrail aleyselam Allahin emirlerini kime bildirdiki,sen kurani kerimin bildigimiz kitap seklinde indirildigini falanmi zandediyorsun yoksa,yaw kurani kerim efendimizin dilinden kalbinden gecti,siz peygamber efendimizi bu kadar hafife alarak,direk olarak zaten kurani kerimide hafife aliyorsunuz,oyle bir zaman gelecekki diye baslayan hadisleri efendimiz hasa kafasindanmi uydurdu,elbedeki kuran ve Allahu tealanin emirleri dogrultusunda bildirdi,sen hic farkli haller nedir bilirmisin?bak arkadas Gaybı yalnız Allahü teâlâ bilir: Fakat Allah'ın bildirdiği peygamber veya evliya da bilebilir.
mehdi aleyselam ile ilgili hadisler sahihdir vede gelecektir,
o zaman biyat etmeyinde gorelim sizin halinizi...... Adam aldirma da geç git, diyemem, aldiririm
Çignerim, çignenirim, hakki tutar kaldiririm..(M.Akif Ersoy)
Araf 187 Saatin (kıyametin) ne zaman demir atacağını (gerçekleşeceğini) sorarlar. De ki: 'Onun ilmi yalnızca Rabbimin katındadır. Onun süresini O'ndan başkası açıklayamaz. O, göklerde ve yerde ağırlaştı. O, size apansız bir gelişten başkası değildir.' Sanki ondan tümüyle haberdarmışsın gibi sana sorarlar. De ki: 'Onun ilmi yalnızca Allah'ın katındadır. Ancak insanların çoğu bilmezler.'
Araf 188 De ki: 'Allah'ın dilemesi dışında kendim için yarardan ve zarardan (hiç bir şeye) malik değilim. Eğer gaybı bilebilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı arttırırdım ve bana bir kötülük dokunmazdı. Ben, iman eden bir topluluk için, bir uyarıcı ve bir müjde vericiden başkası değilim.'
ayetler peygamberin gayb den haber vermediği söyler.
fiten hadislerine gelince bunların çoğu uydurmadır ama peygamber kuran yola çıkarak bazı çıkarımlarda bulunmuş olması doğaldır.günümüzde bile ileride bazı izlenimlerle haber verebiliyorlar.
selam ve dua ile
zeydiyye demiş ki:
Allah cc ayette gaybı isterse razı olduğu elçilere bildiririm diyo.bunda şüphesi olan yokki.Allah resulüne hz hüseyinin şehid edileceğini bildirdi
zeydiyye demiş ki:
.
sen değil kim yazarsa yazsın ortada batıl bişiy görürsem bunu ortaya koymam benim imani görevim
benim her yazima imani gorevim diyerek,elestiri getirip aklinca ahkam kesiyorsunya,su yukardaki yazinda," Allah cc ayette gaybı isterse razı olduğu elçilere bildiririm diyo,"diyorsun bu ayet hangisiymis,ayetin tam metnini, ayet numarasiyla bildirde,akhena tonun sacmaliklarina bir son verelim,o senin yukardaki belirttigin ayetin aksine ayetler ekledi aklinca...
imani gorevini yerine getir....benle ugrasmaktan baskalarinin batillarini gormemezlikten gelme,
zaten yerine getireceginden suphem yokta,ben yinede bi hatirlatayim dedim,belki gozunden kacar burasi..... Adam aldirma da geç git, diyemem, aldiririm
Çignerim, çignenirim, hakki tutar kaldiririm..(M.Akif Ersoy)
hz aişeye peygamberin ahlakını soranlara siz kuran okumuyormusunuz,onun "ahlakı kurandır" demiştir.
kuran okunan peygamber,peygamber de yaşayan kurandır.
peygamberin sünneti kuranı hayata aktarmaktır ve peygamberin en büyük sünneti de budur.
peygamberin gayb konusunda vahy dışında bir bilgisi yoktur.
+ istediğin ayetleri yazayım
Allah, sizi gaybe muttali kılacak değil; fakat Allah, Rasüllerinden dilediğini (gaybe muttali kılmak için) seçer.” (Al-i İmran: 3/179)
“Allah, gaybı bilendir. Hiç kimseyi gaybına vâkıf etmez. Ancak beğenip seçtiği Rasul(ler müstesna.)” (Cin: 72/26)
ama bu ayetleri bu ayetle okuduğumuzda
“De ki: Allah’ın dilediği müstesna, kendi nefsim için bir zarar def edip bir menfaat sağlayamam. Eğer gaybı bilseydim hayırdan çok (şeyler) yapar ve bana kötülük dokunmazdı. Ben, başka değil, ancak inanan bir toplum için müjdeleyici ve bir uyarıcıyım.” (A’raf : 7/188)
Müşrikler, çeşitli vesilelerle, beşer tâkatinin ulaşamadığı bazı şeylerin bilgisini veya onların icadını Rasulullah’tan istiyorlardı. Zira onlar, peygamberlik iddiasında bulunan kimsenin insanüstü bir güce sahip olması, sebepler kanununun dışında, istediği zaman gayb haberlerine vâkıf olması ve olağanüstü işleri yapmaya her an muktedir olmasının gerekliliğine inanıyorlardı. Bundan dolayı, Allah’ın Rasulü, Rabbından aldığı vahiylerle gaybı bilen ve her şeye gücü yeten ancak Allah olduğunu, Allah bildirmedikçe gaybı bilemediğini onlara tebliğ ediyordu.
Bâtıl ve sapık inançlardan biri de gayb âleminde birçok tasarruflar yapmaya yetkisi bulunan İlyas, Hızır, Gavs, Kutup ve Ricalu’l-Gayb gibi ölmüş veya hayalî varlıklara inanmaktır. Çoğu kez bu hayalî şahıslara olan inanç bağı ve bağlılık onların ilahlaştırılmasına kadar gidiyor, dolayısıyla tevhidden saptırıp şirk batağına sürüklüyor.
Ahmed Kalkan, İslam Akaidi: 215-216.
ayni seyi soyluyoruz o zaman,ben efendimiz gaybi kendi kafasindan biliyor veya soyluyor diye bir iddiada bulunmadimki,bende zaten senin dedigin gibi Allah (c.c) tarafindan bildiriliyor dedim,efendimiz mehdi aleysselamin geleceginden tutta,bir cok konuda zamanimizla ilgili tespitleri vede bildirimleri hadislerle mevcuttur, biz zaten gaybi bilir diyorsak bu manada diyoruz,lakin daha sonrada efendimizden sonra biliyorsunki vahiy gelmedi,Allah(c.c) alim kulunuda,ilmi derecesine Allah(c.c) yakinligina gore gaybi bildirir,bu konudada daha once bircok yazi ekledim,ama burdaki konuya binayen,efendimize gaybi Allah (c.c) bildirdigine mutakip isek,mehdi aleysselamin geleceginede mutakipiz o zaman degilmi...
benim yazdıklarımı kabul ettiysen devam etmeye başlayalım...
dersimiz GAYB;
gaybın bilinmesi:
6 en’am/59;gaybın anahtarları o'nun yanındadır; onları o'ndan başkası bilmez. o, karada ve denizde olanı da bilir. o'nun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez. toprağın karanlıklarındaki bir dane, yaş ve kuru herşey apaçık bir kitap'ın içindedir.
ders-1: gaybın anahtarları allah’ın katındadır.
31 lokman/34; o kıyamet saatine ilişkin bilgi allah katındadır. yağmuru o yağdırır. o, rahimlerde olanı da bilir. hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez. ve hiçbir kimse hangi yerde öleceğini bilmez. allah alim'dir, habir'dir.
72/26-27
72/25 de ki:"bilmiyorum, size vaad edilen şey yakın mıdır, yoksa rabbim onun için uzun bir süre mi koyacaktır ?"
72/26 gaybı bilendir o. gaybı konusunda hiç kimseyi yardımcı yapmıyor.
72/27 seçtiği bir elçi müstesna.çünkü o, resulünün önünden ve arkasından gözetleyiciler yürütür.
72/28 ki onların, rablerinin elçiliklerini hedefine tam ulaştırdıklarını bilsin. allah, onların katında bulunan şeyleri kuşatmış ve herşeyi niceden inceye sayıya bağlamıştır.
ders-3: peygamberler dahil allah’tan başka hiç kimse kıyamet saatini bilemez.
ders-4: allah gayb bilgisini “sadece” seçtiği resullerine bildirir.
ders-5: 4.prensibin sebebi elçilerin koruyucu meleklerle gözetleniyor olmasıdır.
ders-6: elçiler verilen gayb haberini “resullük hedefine tam ulaşsın diye” “korurlar”
3/179 allah inananları sizin durumunuzda bırakacak değildir, temizi pisten ayıracaktır. allah size gaybı bildirecek değildir; fakat allah peygamberlerinden dilediğini seçip, ona gaybı bildirir. artık allah'a ve peygamberlerine inanın; inanır ve sakınırsanız size büyük ecir vardır.
ders-7: allah resuller dışında hiç kimseye gaybı bildirecek değildir. (bknz.4.ders)
3/44 bu, gayb haberlerindendir ki, sana vahyediyoruz. onlar, meryem'in bakımını kimin üstleneceğini belirlemek için kalemlerini atarlarken sen yanlarında değildin.çekiştikleri sırada da yanlarında değildin.
ders-8: resulullah’a yaşadığı dönem ile ilgili bazı konularda da kur’an ile gayb bildirilmiştir:
30/1 elif, lam, mim.
30/2-5 rumlar en yakın bir yerde yenildiler. onlar bu yenilgilerinden bir kaç yıl sonra galip geleceklerdir. İş, eninde sonunda allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, istediğine yardım eden allah'ın yardımına sevineceklerdir. o güçlüdür, merhametlidir.
ders-9: resulullah’a ve onun aracılığıyla tüm müminlere kur’an’da geleceğe dair bazı gaybi bilgiler verilmiştir.
11/31 (nuh dedi ki : ) "size, allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum; gaybı da bilmem; doğrusu melek olduğumu da söylemiyorum; küçük gördüklerinize allah iyilik vermeyecektir diyemem; içlerinde olanı allah daha iyi bilir. yoksa şüphesiz haksızlık edenlerden olurum."
6/50 (muhammed) de ki: "size allah'ın hazineleri elimdedir, demiyorum; gaybı da bilmiyorum; size, ben meleğim demiyorum, ben ancak bana vahyolunana uyuyorum." de ki: "görenle görmeyen bir midir? düşünmüyor musunuz?"
46/9 de ki: "ben resuller içinde bir türedi değilim! bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. bana vahyedilenden başkasına da uymam! ve ben, açıkça uyaran bir elçiden başkası da değilim.
ders-10: seçilmiş resuller de allah’ın bildirdiğinden başka gaybı bilemezler. onlar sadece korunmuş vahye tabidirler.
34/14 sonunda, süleyman için ölüm hükmünü verdiğimizde, onun ölümünü, değneğini yiyen bir ağaç kurdundan başkası onlara göstermedi. süleyman yere yığılınca, açıkça anlaşıldı ki, eğer cinler gaybı bilmiş olsalardı, o alçaltıcı azap içinde bekleyip durmazlardı.
18/22 "üç kişiydiler, dördüncüleri köpekleriydi." diyecekler. şunu da diyecekler: "beş kişiydiler, altıncıları köpekleriydi." gaybı taşlamaktır/bilinmeyen şey hakkında atıp tutmaktır bu. şöyle de derler: "yedi kişiydiler, sekizincileri de köpekleridir." de ki: "onların sayısını rabbin daha iyi bilir. onlar hakkında bilgisi olan, çok azdır." o halde, onlar hakkında yüzeysel bir tartışma dışında hiçbir çekişmeye girme. onlar hakkında, konuşup duranlardan hiç kimseye birşey sorma.
ders-12: “ashab-ı kehf'in kaç kişi olduğu” gibi allah’ın bize korunmuş vahyi ile bildirmediği konular hakkında sanki bilgimiz varmışcasına fikirler ileri sürmek, 'gayb'a taş atmak'tır. haramdır.
69/44-46 eğer o (muhammed), bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.
7/188 de ki: "ben kendi nefsime, allah'ın dilediğinden başka ne bir yarar sağlayabilirim ne de bir zarar verebilirim. eğer gaybı bilseydim elbette daha çok hayır yapardım. ama bana kötülük dokunmamıştır bile. ben, inanan bir topluluk için bir uyarıcı ve müjdeciden başkası değilim."
ders-13: muhammed (as) ve diğer hiçbir elçi korunmuş vahiy bilgisinin dışında gaybdan haber veremez.
81/24 o (muhammed), gaybın bilgilerini (sizden) esirgemez.
11/12 belki de sen, "ona bir hazine indirilseydi, yahut beraberinde bir melek gelseydi ya" diyorlar diye göğsün sıkışıp daralarak, sana vahyedilmekte olanın bir kısmını terk etmeye kalkarsın. gerçek olan şu ki, sen sadece bir uyarıcısın. allah ise herşey üzerinde bir vekil'dir.
5/67 ey resul! rabbinden sana indirileni tamamen tebliğ et. eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. allah seni insanlardan korur. allah, küfre batmış topluluğa kılavuzluk etmez.
ders-14: muhammed (as) ve diğer hiçbir elçi kendisine vahyedilen gaybi bilgiyi vahyin tüm muhataplarından saklayamaz, gaybi konuda sır tutamaz ya da bir kişi/gruba tahsis edemez.
simdi bu dersleri sen aldinda veya alinti yaptigin yerde bunlar geciyorsa sozum yok,egerki bana ders mahiyetde yazdiysan,riyakarlik yapmissin hos olmamis...
ya ben senin tutumunu anlayamadim,once benim yazilarima tam zit fikirler ileri suruyorsun sonra ben biseyler yaziyorum,benim dediklerime geliyorsun,amacin shov yapmaksa,benim karnim tok ,ben almayayim,yok eger birseyleri paylasacagim diyorsan,zaten benim dediklerimi sende destekliyorsun...
yukardan asagiya yazdiklarini okudumda,sen neyi savunuyorsun onu anlamadim,bu yazdiklarinla benim yazdiklarima ters dusen ne?bende aynisini soyluyorum zaten
Gaybı yalnız Allahü teâlâ bilir: Fakat Allah'ın bildirdiği peygamber veya evliya da bilebilir.
inan hep ayni seyi tekrarliyorum,eger bana ders vermeye kalkisiyorsan,git o derslerini baskasina ver derim ben...
selametle... Adam aldirma da geç git, diyemem, aldiririm
Çignerim, çignenirim, hakki tutar kaldiririm..(M.Akif Ersoy)
incil ve tevratta bu şekilde tahrif edilmişti.kimileri ekleme yaptı kimileri içinden çıkarttı.ama bunu başaramayacaksınız boşuna uğraşmayın.Allah cc diyoki ayetinde;
cin-26 -O, gaybi bilendir. Kendi gaybını (görülmez bilgi hazinesini) kimseye açık tutmaz (ona muttali kılmaz).
cin-27 Ancak elçileri (peygamberleri) içinde razı olduğu (seçtikleri kimseler) başka.Çünkü O, bunun önüne ve arkasına izleyici (gözetleyici)ler dizer.
peki siz ne yapıyosunuz..o elçinin yanına birde evliya ekliyosunuz.ne haddinize bunu eklemek?Allah cc haşa eksikmi yazmış kuranda.illa oraya o evliyayı ekleyeceksiniz..
sofuoglu demiş ki:
Gaybı yalnız Allahü teâlâ bilir: Fakat Allah'ın bildirdiği peygamber veya evliya da bilebilir.