islamirc.net

Sahabenİn Bu Husustakİ İcmai

SAHABENİN BU HUSUSTAKİ İCMAI


Sahabenin icmaının, Kur’an ve sünnetten sonra üçüncü dereceyi alarak büyük bir ehemmiyete sahib olduğu şüphesizdir.

Güvenilir tarihi kaynakların ittifakla bildirdiğine göre Sahabe-i Kiram Peygamber (s.a.v.) in vefatından sonra nübüvvet iddia eden, onun nübüvvetine inanan ve davasına yardımcı olan herkese karşı toplu halde mücadele etmişlerdir.

Bu hususta zikre değer en bariz olaylardan birisi de Müseylemetü’l-Kezzab hadisesidir. Bir kere o, Peygamber (s.a.v.) in nübüvvetini inkar etmemiş; sadece peygamberlik hususunda ona ortak çıktığını belirtmişti. Vakıa o, Peygamber (s.a.v.) e ölümünden evvel gönderdiği mektubunda şöyle diyordu:

“Allah’ın Rasulü Müseyleme’den, yine Allah’ın Rasulü Muhammed (s.a.v.) e; Selamün Aleyküm. Ben bu davada sana ortak oldum. Allah yeryüzünün doğusunu sana, batısını da bana taksim etti...”

Peygamberimiz de ona yazdığı cevabda şöyle demişti:

“Allah’ın Rasulü Muhammed’den, Müseylemet’ül Kezab’a...” Bundan başka Taberi, Müseyleme’nin, kabul ettiği ezanın kelimelerinin yine “Eşhedü enne Muhammeden Rasulullah...” olduğunu rivayet etmektedir.

Lakin Müseyleme’nin Peygamberimizin nübüvvetini açıkça kabul etmesine rağmen, yine de sahabe-i kiram onun kafir olduğuna ve İslam dairesinden taşra çıktığına icma etmiş ve bu yüzden de onunla savaşmıştır. Yine tarihi vesikalardan anladığımıza göre Hanife Oğulları Müseyleme’ye inanmışlar, onu bütün kalplerile desteklemişler ve onun nübüvvet payesinde Muhammed (s.a.v.) e ortak olduğunu tasdik etmişlerdir. Hatta Medine-i Münevvere’de Kur’an öğrenen bir adam Hanife oğulları kabilesine giderek onlara bazı Kur’an ayetlerini okumuş ve onların Müseyleme’ye indiğine Hanifelileri inandırmıştır. Fakat buna rağmen sahabe onların İslamı kabul etmediklerine icma etmiş ve onlarla çarpışmaya çıkmışlardır. Sonra sahabenin, onlarla sadece İslamdan taşra çıktıkları için yahut irtidat ettikleri için çarpışmaya çıkmadıkları, aksine buna sebep olan asıl faktörün onların İslam devletine ve onun emirlerine karşı çıkmaları olduğu muhakkaktır. İslam devletine karşı çıkan ve onun emirlerine boyun eğmeyen kimselerle mücadele etmek, erkeklerini öldürmek ve kadınlarını esir etmek sadece İslam kanununun gereklerinden değildir. Bilakis bu, Müslümanlar içinde bulunan ehl-i zimmete göre de caiz olmaz. Fakat sahabeler Müseyleme ve onun tabiileriyle çarpışmaya çıkmışlar; Ebu Bekir es-Sıddik (r.a.) da: onları ateşte yakmalarını ve İslamdan başka bir dini kabul etmemelerini...” emretmiştir. Ve sonunda kabile esir alınmış ve hatta Ali İbn-i Ebi Talib onlardan bir cariye ile evlenerek ondan Muhammed İbn-i Hanife isimli çocuğa sahib olmuştur.

Bütün bunlardan anlaşılmaktadır ki, sahabe-i kiram Beni Hanife ile sadece İslamdan irtidat etmeleri yüzünden çarpışmamış, aksine onların Müseyleme’ye inanıp, onu desteklemeleri de buna sebep teşkil etmiştir. Bütün bunlar Peygamber (s.a.v.) in vefatından hemen sonra vukuu bulmuş, bu mesele hakkında gerek Ebu Bekir ve gerekse bütün sahabe icma etmişlerdir. Belki de onların icmalarına bundan daha açık bir örnek gösterilemez.

:: islamirc.net Web Master OmerMuhtar ::



islamirc.net
http://www.islamirc.net

Kadıyanilik Kitabı adresi:
http://www.islamirc.net/modules.php?name=mevdudi_kadiyanilik&op=preview&id=10