
Kadıyanilik:toplumda Fesat Ve Bozgun Yaratan Bir D
Kadıyanilik:Toplumda Fesat ve Bozgun Yaratan Bir Düzendir:
Dini, içtimai ve iktisadi yönlerden aralarında bir çarpışma başladığı gibi iki toplum arasında siyasi bir çarpışmanın başlaması da gayet tabii idi. Fakat Kadıyanilerle Müslümanlar arasındaki bir siyasi çarpışmanın, bunlardan başka ve daha çok sebepleri vardı:
Vakıa Ahmed Gulam ve tabileri başlangıçtan beri tam olarak inanıyorlardı ki, Müslümanlar arasında ortaya attıkları bu yeni nübüvvet davasının İslam toplumu içinde iman ve küfür yönünden yeni bir infilak yaratması gerekiyordu... Aynı şekilde yine biliyorlardı ki, Müslümanlar, tarihlerinin hiçbir gününde aralarında tefrika yaratacak hiçbir kuvvete müsaade etmemişler ve ilk halife Ebu Bekir es-Sıddık’tan ta Osmanlılar devrine kadar da toplumları içinde öyle bir fitnenin baş kaldırmasına asla razı olmamışlardır. İşte bu yüzden Kadıyaniler, Kadıyanilik hareketinin başlangıcından beri imanlarından bir cüz’müş gibi İngiliz hükümetine inandılar ki, kendilerinin baki kalması; ilerlemeleri, felahları ancak ve ancak gayri müslim şu idarecilerin himayesini ve yardımlarını kazanmakla mümkün olacaktır...
İngiliz hükümeti başlangıçta Kadıyanilerin bu siyasetine pek güvenemedi. Bunun üzerine Kadıyaniler İngilizleri toplumlarının berdevam olmasında, gelişmesinde onlar için büyük menfaatler olduğuna ikna etmek için büyük çaba sarfettiler. Sonra İngiliz hükümeti onların bu tutumuna kanıktığı ve onlarda bulduğu dostluğu hiçbir İslam taifesinde bulmadığını gördüğü zaman, Hindistan ve çevresindeki sömürü faaliyetlerini gerçekleştirmek için onları bir maşa olarak kullanmaya başladı.
Müslümanlarla Hindular arasındaki milliyet mücadelesi şiddetlendiği zaman Hindistan Milli Kongre (İndian National Congress) başkanları Kadıyanilerin emelleriyle müttefik olduklarını bildirdiler. Bunlar 1930 yılında vaki olduki o zamanlar allame İkbal ile Hindusi başkanı Pandit Nihro arasında Kadiyaniler hakkında bir mücadele başlamış ve son Hindu lideri şöyle demişti: “Bize göre Kadıyaniler Müslümanlardan daha iyidir. Çünkü onların peygamberi buralıdır. Ve bütün mukaddes yerleri de yine bu topraklardadır.”
Hulasa Kadıyanilerin tuttukları bu siyasi yol, gayr-i müslimlerin kendilerine daima korkulu gözlerle baktıran cinsten bir yol idi. Vakıa bütün Müslümanlar başlangıçtan beri, İslam kalesini yıkmak için İslam düşmanlarının elinde bir maşa olarak kullanılan unsurun Kadıyani taifesi olduğunu anlamışlardır. Bütün Müslümanların kalbinde bu kuşkuyu pekiştiren ve te’yid eden olay ise, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngilizler Bağdat, Beyt-i Mukaddes, İstanbul’i işgal ettikleri zaman, buna İslam taifeleri içinde sadece Kadıyanilerin sevinmeleri, evlerini ışıklarla süsleyip, şenlikler ve toplantılar düzenlemeleri olmuştur. Ve hatta Kadıyani halifesi o zaman şöyle demişti:
“Eğer biz İngilizlerin izinden yürüyerek onlarla birlikte yükselir ve ilerlersek, İngilizlerin yükseldiği her yerde, biz de, davet için yeni bir saha bulmakta zorluk çekmeyiz.”Bütün bunlardan sonra Müslümanların Kadıyaniler hakkında besledikleri su-i zan sebepsiz ve mantıksızdır demek mümkün müdür?
:: islamirc.net Web Master OmerMuhtar ::
|
|