
İslam Alİmlerİnİn İcmai
İSLAM ALİMLERİNİN İCMAI
Şüphe yoktur ki, ümmetin alimlerinin icmaı, sahabelerin icmaından sonra, dini meselelerde baş vurulacak dördüncü kaynaktır. Bu yönden bakacak olursak, İslam alimlerinin her asır ve her yerde, -ilk asırdan ta günümüze kadar- Peygamber (s.a.v.) den sonra peygamber olmadığı; ondan sonra nübüvvet iddia edenin yahut onu tasdik edenlerin kafir ve İslam dairesinden taşra çıkmış oldukları hususunda icma ettiklerini görüyoruz. Şimdi bu alimlerden bir kaç örnek verelim:
1- İmam Ebu Hanife (80-150 H.):
Ebu Hanife (Allah ona rahmet eylesin) zamanında adamın birisi peygaberlik iddia etmiş ve: mucizeler gösterinceye kadar bana mühlet verin, demişti. Bunun üzerine Ebu Hanife:Kim ondan mucize göstermesini isterse, Peygamber (s.a.v.) in:“Benden sonra peygamber yoktur” sözü gereğince kafir olur.” buyurdu.
2- Allame İbn-i Cerir et-taberi (224-310 H.):
“O Allah’ın Rasulullah; nübüvvet kapısını kapayan ve üzerini mühürleyen son peygamberidir. Ve bu kapı ondan sonra kıyamet gününe kadar hiçbir kimse için açılmayacaktır.”
3- İmam-ı Tahavi (239-321 H.):
Tahavi, önceki imamların, bilhassa İmam Ebu Hanife, Yusuf ve Muhammed’in görüşlerini belirttiği (Akidet’üs Selefiyye) isimli kitabında diyor ki:
“O, peygamberlerin sonuncusu, müttakilerin önderi, mürsellerin efendisi ve alemlerin Rabbının habibidir. Ondan sonraki bütün nübüvvet iddiaları sapıklık ve hevadan başka birşey değildir.”
4- Allame İbn-i Hazm-ıl Endülisi (384-456 H.):
“Vahy, Peygamber (s.a.v.) in vefatından bu yana kesilmiştir. Bunun delili ise, Allah-u Teala’nın hakkında “Muhammed sizden harhangi birinizin babası değildir...” buyurduğu bir peygamberden başkasına vahyin gelmeyeceğidir.
5- İmam-ı Gazzali (450-505 H.):
“Bu ümmet “Benden sonra peygamber yoktur.” sözünden icma ile şunları anlamıştır:
a) Peygamber (s.a.v.) den sonra ebediyyen bir başka peygamber gelmeyecektir...
b) Herhangi bir rasul de gönderilmeyecektir.
c) Bu hususta daha da te’vil ve tahsis yapılamaz.
d) Bunu inkar eden, icma-i ümmeti inkar etmiş olur.”
6- Muhy’is Sünne el-Begavi (510 H.):
“Allah onunla nübüvvet kapısını kapamıştır. Ve o, peygamberlerin sonuncusudur. İbn-i Abbas’tan rivayet edildiğine göre Allah-u Teala O’ndan sonra peygamber olmadığına hüküm vermiştir.”
7- Allame ez-Zemahşeri (467-538 H.):
“Eğer, İsa ahir zamanda ineceğine göre, nasıl olur da Hz. Muhammed son peygamber olabilir? dersen, derim ki: O’nun son peygamber olması demek, ondan sonra hiçbir kimsenin peygamberlik iddia edemeyeceği demektir. İsa’ya gelince, o, O’ndan evelki peygamberlerdendir. Yeryüzüne indiği zaman, Muhammed (s.a.v.) in şeriatile amel edecek, onun kıblesine dönerek namaz kılacaktır...”
8- Kadı İyaz (m. 544 H.):
Feylesoflar ve sapık mutasavvıflar gibi, kendisi için peygamberlik iddia edenler yahut -nübüvvetini ortaya atmasa bile- kendisine vahyolunduğunu söyleyenler... kafirdirler ve Peygamber (s.a.v.) i yalanlamışlardır. Çünkü Peygamberimiz kendisinin son peygamber olduğunu, kendinden sonra peygamber gelmeyeceğini haber vermiş; Allah-u Teala da onun hatemünnebiyyin olduğunu, bütün insanlara birden gönderildiğini bildirmiştir. Ve İslam ümmeti, bu sözün zahirinden hareket etmiş; o hususta te’vil ve tahsis yapılamayacağına, peygamberlik iddia eden bütün grubların kat’i surette kafir olduğunda icma etmiştir.”
9- Allame Şehristani (m. 548 H.):
“Muhammed (s.a.v.) den sonra -İsa bir yana- başka bir peygamberin geleceğini söyleyen kimsenin kafir olduğunda iki kişi bile ihtilaf etmez.”
10- İmam-ı Razi, (543-606 H.):
“Hz. Muhammed (s.a.v.) peygamberlerin sonunucusudur. Şöyle ki: eğer bir peygamber, kendinden sonra gelecek olan peygamberin anlayabileceği bir hususu unutur veya açıklamazsa, ondan sonra peygamber gelebilir. Kendinden sonra peygamber olmayan şahsa gelince, o, ümmetine daha müşfik, daha hadi ve daha düşkün olur. O tıpkı bir baba gibidir...”
11- Kadı Beydavi (m. 685 H.):
“Hatemünnebiyin edemek, onları mühürleyen veya kendisile onların kapısı kapanan son kimse demektir. Ondan sonra İsa’nın nüzulü bu mührü bozmaz. O, yeryüzüne indiği zaman, O’nun şeriatile amel edecektir.”
12- Hafız’ud Din en-Nesefi (m. 710 H.):
“Hatemünnebiyyin demek, onların sonuncusu demektir. Yani ondan sonra hiçbir kimse peygamber olmayacaktır. İsa ise ondan önceki peygamberlerdendir. Yeryüzüne indiği zaman Muhammed (s.a.v.) in şeriatile amel edecektir.”
13- Allame Ala’uddin el-Bağdadi, (m. 725 H.):
“Hatemünnebiyinden maksat, Allah onunla nübüvvet kapısını mühürledi. Ne ondan sonra ne de onunla birlikte bir başka peygamber daha yoktur... demektir. Ve Allah her şeyi bilir’den murad ise, Muhammed’den sonra peygamber gelmeyeceği O’nun ilmi içine girdi demektir.
14- İbn-i Kesir (m. 774 H.):
“Bu ayet, peygamberimizden sonra nebi olmadığına kesin bir delildir. O’ndan sonra peygamber olmadığına göre, ilk veya başka bir yolla rasul de gelmeyecek demektir. Zira risalet makamı nübüvet makamından daha özeldir. Her rasulün de bir nebi olduğu inkar edilemez.”
15- Celalüddin es-Süyuti (m. 911 H.):
“Allah her şeyi bilir.” Bu ayetteki bilirden maksat, Allah O’ndan sonra peygamber olmadığını ve İsa indiği zaman onun şeriatile amel edeceğini bilir, demektir.”
16- İbn-ü Nüceym (m. 970 H.):
“Eğer bir kimse, Muhammed (s.a.v.) in peygamberlerin sonuncusu olduğunu bilmiyorsa, müslüman değildir. Çünkü bunu bilmek zaruridir.”
17- Aliyyül Kari (m. 1016 H.):
“Peygamberimiz Muhammed (s.a.v.) den sonra peygamberlik iddia etmek icmaen küfürdür.”
18- İsmail Hakkı (m. 1137 H.):
“Ayetteki ‘hatemünnebiyyi’e gelince, Asım onu Hatemünnebiyyin şeklinde okumuştur ki, mühür demektir. Tıpkı tabi’in tab’eden demek olduğu gibi. Bu durumda mana: onları hatmeden, sonuncuları demek olur... Diğerleri ise Hateminnebiyyin şeklinde okumuşlardır ki, onları mühürleyen demektir... Ümmetin alimleri velayet yönünden onun varisleridir. Onunla nübüvvet silsilesi de kesilmiş olduğundan, ondan sonra İsa’nın nüzulü onun hatemünnebiyyin olmasına herhangi bir zarar getirmez. Onun hatemünnebiyyin olması demek, kendisinin de Ali’ye söylediği gibi hiçbir kimsenin ondan sonra peygamber olmayacağı demektir: “Ey Ali, Harun Musa yanında ne ise, sen de benim yanımda osun. Ne var ki benden sonra peygamber yoktur.”İsa, ondan evvel gelen peygamberlerdendi. Ve yeryüzüne indiği zaman, Muhammed (s.a.v.) in şeriatına tabi olacak; sanki ümmetinden biriymiş gibi onun kıblesine dönerek namaz kılacaktır. Ona vahy ve ahkam gelmeyecek bilakis Rasulullah (s.a.v.) in halifesi olacaktır.”
19- Fetevay-ı Hindiyye Kitabı:
Kral Alimgar Örank Ziyb’in emri üzerine 12. asırda Hindistan’da büyük bir alim grubunun te’lif ettiği “Alimgiri Fetvaları” isimli eserde deniliyor ki.
“Eğer bir kimse, Peygamber (s.a.v.) in enbiyanın sonuncusu olduğunu bilmiyorsa, Müslüman değildir. Velev “ben rasulullah’ım” (ene rasulullah) demiş olsa bile. Bunu Farsça olarak “men peygamberem” diye de söylese yine kafir kabul edilir.”
20- Kadı Şevkani (m. 1255 H.):
“Cumhur (alimler) hatem kelimesini hatim; Asım ise “hatem” şeklinde okudular. Hatim şeklinde okununca manası: en son olarak geldi; hatem olarak okununca da: onları mühürledi olur.”
21- Alusi (m. 1270 H.):
“Nebi, rasulden daha e’amm olan demektir. Peygamber (s.a.v.) in hatemünnebiyyin olması ise, mürsellerin sonuncusu olmasını gerektirir. Yine onun, peygamberlerin hatemi olması demek, her iki dünyada da nübüvvetin özelliklerinden olan olayların son bulması demektir. Madem ki Peygamber (s.a.v.) Kitap, sünnet ve icma-ı ümmetle peygamberlerin sonuncusu olmuştur, o halde onun aksini iddia eden kafir kabul edilir ve şayet ısrar erderse öldürülür.”
Dünyanın dört bir yanında yaşayan büyük alim, fakih, muhaddis ve müfessirlerin hatmünnübüvve hususunda yaptıkları açıklamalar bundan ibarettir. Biz onların isimlerile birlikte doğum ve ölüm tarihlerini de bildirdik. Sırf okuyucu onlara şöyle bir göz attığı zaman, onların, ilk asırdan ta onüçüncü asra kadar gelip geçen İslam alimlerinin en büyükleri olduklarını anlayabilsin diye... Biz bütün bunlara ondördüncü asırda yaşayan alimlerin sözlerini de ekleyebilirsek de, bundan sarf-ı nazar ederek kasten zikretmedik. Zira okuyucu şöyle diyebilirdi: 14. asırda yaşayan alimler bu sözlerini, sadece zamanlarında nübüvvet iddia edenlere karşı söylemişlerdir. İşte bunu göz önüne alarak sadece 14. asırdan evvelki alimlerin sözlerini zikrettik. Onların yaşadıkları asırlarda böyle bir adama karşı inat olsun diye bu sözleri söylemedikleri gayet açıktır...
Bu sözlerden kesinlikle anlıyoruz ki, ilk asırdan ta şu günümüze kadar İslam alemi “hatemünnebiyyin” in manasını, kendisinden sonra peygamber olmayan son kimse şeklinde anlamıştır. Ve Müslümanlar bu akideye dayanarak, nübüvvet kapısının Muhammed (s.a.v.) den sonra ebediyyen kapalı kaldığı görüşünde ittifak etmişlerdir. Yine onlardan iki kişi çıkarak, Muhammed (s.a.v.) den sonra peygamberlik iddia edenin yahut onu tasdik ederek, ona inananların kafir oldukları ve İslam dairesinden taşra çıktıkları hususunda asla ihtilaf etmemişlerdir...
Aklı başında olan bir kimsenin artık, Allah’ın “hatemünnebiyin” sözünün, lügat ve Arab dilinin belirttiği mananın dışında kalan bir mana ile tefsir edilmesinin caiz olmadığına hak vermesi gerekir. Ki bu manayı bizzat Kur’an-ı Kerim ve Peygamber (s.a.v.) vermiş, sahabe-i kiram onun üzerinde icma etmiş ve başlangıçtan son zamanımıza kadar iki İslam aliminin bu mana üzerinde ihtilafa düştüğü görülmemiştir. Bütün bunlardan sonra, zamanımıza nübüvvet iddia eden kimseye, peygamberlik kapısının açılması caiz olur mu? Ve sadece nübüvvet kapısının hala açık durduğunu idda etmekle kalmayıp, bir de bu adamın nübüvvetine inananların müslüman olduklarını iddia etmeleri mümkün müdür?
Burada üzerinde düşünülmesi gereken üç husus var:
:: islamirc.net Web Master OmerMuhtar ::
|
|